"Özgür düşünce olmazsa olmaz!"

"Özgür düşünce  olmazsa olmaz!"
Saadet Partisi Sivas İl Başkanı Mehmet Zahit Tokgöz, Türkiye’de akademik özgürlüğe ilişkin V-Dem verilerini gündeme getirerek üniversitelerde kurumsal özerklik, liyakat ve akademik özgürlüğün güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Saadet Partisi Sivas İl Başkanı Mehmet Zahit Tokgöz, Türkiye’de üniversitelerin akademik özgürlük durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Üniversiteler ne kadar özgür?” başlığıyla açıklama yapan Tokgöz, üniversitelerin yalnızca diploma veren kurumlar olmadığını, bilginin üretildiği ve farklı fikirlerin tartışıldığı merkezler olması gerektiğini ifade etti.

Üniversitelerin özgür olması gerektiğini belirten Tokgöz, V-Dem verilerine göre Türkiye’nin Akademik Özgürlük Endeksi'ndeki değişime dikkat çekti. V-Dem’in 2025 verisinde Türkiye’nin Akademik Özgürlük Endeksi 0,088 olarak yer alıyor. Endeks; araştırma ve öğretim özgürlüğü, akademik ve kültürel ifade özgürlüğü, kurumsal özerklik, akademisyenlerin kampüs içindeki güvenliği ve akademik bulguları paylaşma gibi boyutları değerlendiriyor.

Tokgöz, “V-Dem verilerine göre Türkiye’nin Akademik Özgürlük Endeksi 2015 yılında 0,278 seviyesindeyken 2025 yılında 0,088’e gerilemiştir. Bu, on yılda yaklaşık yüzde 68’lik bir düşüş anlamına gelmektedir” dedi.

Araştırma ve öğretim özgürlüğünde de benzer bir tablo olduğunu savunan Tokgöz, bu alandaki göstergenin 2012 yılında 0,49 iken 2025 yılında 0,14’e düştüğünü belirterek, akademik ve kültürel ifade özgürlüğünde de gerileme yaşandığını ifade etti.

Tokgöz, “Bu mesele yalnızca akademisyenlerin meselesi değildir. Özgür düşüncenin olmadığı yerde özgün bilim üretmek, yeni fikirler geliştirmek ve ülkenin sorunlarına kalıcı çözümler bulmak zorlaşır” diye konuştu.

“İHTİYACIMIZ ‘BİZİM ÜNİVERSİTELERİMİZ’ DEĞİL”

Saadet Partisi olarak üniversitelerin herhangi bir siyasi anlayışın arka bahçesi hâline getirilmesini doğru bulmadıklarını belirten Tokgöz, “Bizim ihtiyacımız ‘bizim üniversitelerimiz’ değil; milletimizin ve insanlığın ortak birikimine katkı sağlayan bilim üniversiteleridir” ifadelerini kullandı.

Akademisyenlerin araştırma konularını bilimsel ölçütlere göre belirleyebilmesi ve ulaştıkları sonuçları özgürce paylaşabilmesi gerektiğini dile getiren Tokgöz, üniversitelerde farklı düşüncelerin konuşulabilmesi gerektiğini söyledi.

Tokgöz, akademisyenlerin üniversite duvarları arasına sıkıştırılmaması gerektiğini belirterek, bilim insanlarının bilgi ve tecrübelerinden sanayi, yerel yönetimler, siyaset ve toplumsal hayatın farklı alanlarında yararlanılması gerektiğini ifade etti.

“KURUMSAL ÖZERKLİK GÜÇLENDİRİLMELİ”

Üniversitelerin kurumsal özerkliğinin güçlendirilmesi gerektiğini savunan Tokgöz, rektörlerin belirlenmesinde akademik camianın daha fazla söz sahibi olduğu, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirliğin esas alındığı bir yapı oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Tokgöz, “Devlet elbette denetleme görevini yerine getirmeli, ancak bu denetim akademik hayat üzerinde baskıya dönüşmemelidir” dedi.

“Önce Ahlâk ve Maneviyat” anlayışlarının bilginin ahlâkla, hakkaniyetle ve insanlığın faydasıyla buluşmasını esas aldığını belirten Tokgöz, bilimsel özgürlüğün akademik etik, liyakat ve topluma karşı sorumlulukla birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.

“GÜÇLÜ YARINLAR GÜÇLÜ ÜNİVERSİTELERLE MÜMKÜNDÜR”

Türkiye’nin güçlü yarınlarının güçlü üniversitelerle mümkün olduğunu ifade eden Tokgöz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Akademisyen soru sorabilmeli, araştırmacı özgürce araştırabilmeli, öğrenci farklı fikirlerle karşılaşabilmelidir. Bizim hedefimiz; siyasetin gölgesinde kalan değil, bilimin ışığında yol alan; özgür, ahlâklı, liyakatli ve üretken üniversitelerdir"

Kaynak:Çetin Polat

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.