Sivaslı bilim insanı ABD'de “Mor Cepken” ile kadınların sesi oldu
Dünyaca tanınan Sivaslı Türk bilim insanı Canan Dağdeviren, New York Fashion Week kapsamında New York Borsası’nın tarihi işlem salonunda düzenlenen “What Were You Wearing?” defilesinde podyuma çıktı.
Dağdeviren, gecede “Mor Cepken – The Purple Guard” adlı özel tasarımı taşıdı. Paylaşımına göre mor cepken, Yörük ve Türkmen kültüründe kadınların yaşadığı şiddet ve ağır haksızlıklara karşı sessiz bir yardım ve korunma çağrısının sembolü olarak biliniyor.
Hatay’ın mor ham ipeği, Denizli el dokuması ipeği, Hereke işlemeleri ve geleneksel el işçiliğinin bir araya getirildiği tasarım, yüzyıllara uzanan kadın hikâyelerini New York podyumuna taşıdı.
Dağdeviren yürüyüşünü, “Suçlanan değil, inanılan her kadın için yürüyorum” sözleriyle anlattı.
Dağdeviren yaptığı açıklamada, “New York Moda Haftası’nın podyumunda yürürken, omuzlarımda yalnızca bir kıyafeti değil; kadınların yüzyıllara uzanan hafızasını, emeğini, direnişini ve cesaretini taşıdım. New York Borsası’nın ikonik işlem salonunda gerçekleşecek Rise’ın “What Were You Wearing? — Ne Giyiyordun?” defilesinde yer almaktan büyük onur duyuyorum. Astronot, Rise’ın kurucusu ve Nobel Barış Ödülü adayı Amanda Nguyen’in öncülüğündeki bu etkinlik, cinsel şiddet mağdurlarını ve onların destekçilerini bir araya getirerek mağduru suçlayan anlayışa karşı çıkıyor ve çok temel bir gerçeği vurguluyor: Bir insanın üzerindeki kıyafet asla rıza anlamına gelmez.
Bu tarihi gece için tasarımcı, küratör ve araştırmacı, MüzeShop’ın kurucusu İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ, benim için çağdaş bir Mor Cepken—“The Purple Guard”—tasarladı. Yörük ve Türkmen geleneğinde anneler, kızlarının çeyiz sandığına, hiç ihtiyaç duymamaları dileğiyle mor bir cepken koyardı. Bir kadın evliliğinde şiddete veya ağır bir haksızlığa uğrarsa, mor cepkenini giyerek köy meydanına çıkardı. Tek kelime söylemeden yaşadıklarını görünür kılar; toplum da onun korunmaya ihtiyacı olduğunu anlardı. Bu çağdaş Mor Cepken, yaklaşık üç yüzyıla yayılan kumaşları ve kadın hikâyelerini bir araya getiriyor: Hatay’dan mor ham ipek; Denizli’den el dokuması pembe ipek peştemal; gümüş klaptan işlemeli 19. yüzyıl başlarına ait Hereke ipeği; antika altın ve gümüş iplikler; ipek şifon; geleneksel iğne ve firkete oyaları; suzani işlemeler ve ben yürürken hareket ederek ses çıkaran antika madalyonlar… Bu eser; İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ, Fatma Deniz, Ayşegül Orhan, Emel Duman, Azime Yüksel ve Güler Boran’ın ellerinde hayat buldu. Bu gece onların emeği, hafızası ve sesi de benimle birlikte sınırları aştı. Suçlanmak yerine inanılmayı hak eden her kadın ve hiçbir kadının mor cepkenine ihtiyaç duymayacağı bir gelecek için yürüyorum” dedi.

Kaynak:Zuhal ACAR BIÇAKCI

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.