Eğitim

SCÜ’de Güvenlik Zafiyeti!

Köşe yazarı Mehmet Şal, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde (SCÜ) gördüğü eksikleri köşe yazısında kaleme aldı. Üniversitedeki güvenlik zafiyetine dikkat çeken Şal, “Her gittiğimde gördüm ki, aracıyla gelen falanca yere gidiyorum diyerek güvenlik soruşturmasından geçmeden içeri rahatça giriyor. Öğrenci, hoca, sivil rahat rahat içeri girebiliyor. Bu nasıl bir güvenlik zafiyetidir” dedi.

SCÜ’de Güvenlik Zafiyeti!
21-06-2024 11:37
SİVAS

Ömer ÜN

https://www.haber61.net köşe yazarı Mehmet Şal, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin sürekli geriye gittiğini söyledi.

12 Haziran tarihinde Sivas’ı ziyaret eden Şal, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde gördüğü eksikleri tek tek kaleme aldı.

Yazısında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’ni 5 yıl önce de ziyaret ettiğine dikkat çeken Şal, “Her gittiğimde gördüm ki, aracıyla gelen falanca yere gidiyorum diyerek güvenlik soruşturmasından geçmeden içeri rahatça giriyor. Öğrenci, hoca, sivil rahat rahat içeri girebiliyor. Bu nasıl bir güvenlik zafiyetidir” diyerek tepkisini dile getirdi.

İşte Şal’ın yazısının tamamı:

Tarih 12.06.2024

Günlerden Çarşamba,

Sabah saatlerinde bir vesileyle yolum Sivas 'a düştü. Hava sıcak mı sıcak. Ancak ter yok. 5 yıl önce uğramıştım Sivas'a.

Gelişmeye müsait ancak gelişim ve değişimden nasibini alamamış. Altından üstüne buram buram tarih, kültür, sanat kokuyor. Danişment, Selçuklu kısmen Osmanlı eserleri.
Türk kültürü, mimarisi, sanatı ve tarihi her yerde. Gök Medrese, Çifte Minareli Medrese, 1. İzzettin Keykavus Türbesi, Buruciye Medresesi, Şifaiye Medresesi, Behram Paşa Hanı, Sivas Ulu Cami, dünyaca ünlü Divriği Ulu Cami, milli mücadelenin karargahı Sivas Kongresi binası gibi her yerinden tarih fışkırıyor. Ancak bakımları yetersiz, eserler binalar arasına kapanmış, turizm değerleri tanıtılamamış, şehir var olan potansiyelini kullanamamış. Üzüntü verici.

Son yılların hastalığı betonlaşma, şehir planlaması, peyzaj, yapılaşmadaki çarpıklıklar gözleri tırmalıyor. Anlaşılan o ki; şehrin yerel ve merkezi kurumları, yetkilileri yetersiz kalmış.

Şehir göç vermeye devam ediyor. İstanbul'a en çok yerleşenler içerisinde Sivaslılar ön saflarda.

Devasa bir üniversite yerleşkesi var. Yaklaşık 50 yıllık bir mazisi ve tecrübesi var. Şehre katkısı nedir bilmiyorum çünkü zamanım araştırmaya müsait değildi.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'ni 5 yıl önce gezmiştim. Gerçekten her türlü akademik, kültürel, sportif, sanatsal ve sosyaliteye müsait yerleşke sahası var. Ne yazık ki; 5 yıl önce ziyaret ettiğim üniversitede üzülerek söylüyorum ki pek bir şey değişmemiş.

Ziyaret sonunda görüştüğüm bir kaç akademisyene düşüncelerimi, üzüntümü iletme ihtiyacı duydum. Baktım ki; onlarda aynı durumlardan şikâyetçi. Serzenişlerini dillendirmişler ama dikkate alan olmamış dediler. Hatta sohbet sırasında köşe yazıları yazdığımı öğrenince sizler bunları yazarsanız daha geniş kitlelere ulaşır ve belki okuyan, gören olur da belki sesimiz olursunuz dediler.

Muhakkak yazacağım, dedim.

2019 da iki kez ziyaret ettiğim 5 yıl sonra ziyarette bulunduğum Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin de 2024 itibariyle bu kadim tarih, kültür şehrinde değişmeyenler;

* Sağlık alanının fakülteleri gezerken sağlığın en önemli parçası Eczacılık fakültesi bina ve çevresi noktasında yerinde sayıyor. Yerleşkenin tam köşe noktasında, sınırında sanki atıl bırakılmış ve bakımsız. Bundan konuştuğum ne hocalar ne öğrenciler memnun. Buna benzer yine bazı binalar gördüm.

* Öğrenciyi cezbedecek dış görüntü yok. Nitelikli, kaliteli eğitim önemli ancak binalar ve çevreleri her bakımdan öğrencilere cazip kılınmalı. İmkan var. Öyleyse neden? Ben hoca ve öğrenci olsam o binada ve ortamda mutsuz olurum.

* Üniversiteler için olmazsa olmazlarından biri binlerce farklı şehirlerden gelen gençlerin yurtlarından okudukları bölümlere kadar güven içinde olmasıdır. Her gittiğimde gördüm ki, aracıyla gelen falanca yere gidiyorum diyerek güvenlik soruşturmasından geçmeden içeri rahatça giriyor. Öğrenci, hoca, sivil rahat rahat içeri girebiliyor. Bu nasıl bir güvenlik zafiyetidir. Her türlü kötü niyetli olabileceklere açık bir güvenlik zafiyeti . Üniversite akademisyeniyle, öğrencisiyle sosyal ortamı ile sivillerden izole olmalı. Kızından erkeğine hocasına kadar her yönüyle güvenli bir kampüs ortamı oluşturulmalı. Elini kolunu sallayan içeri girmemeli. Girişte müthiş bir rahatlık var. Kabul edilebilir durum değil.

* Yerleşkenin coğrafi ortamı her yönüyle sosyal, kültürel, sanatsal, sportif açıdan zenginleştirilmesi lazım. Bunlara da müsait. 5 yıl öncesi ile şimdi arasında pek bir çeşitlilik ve değişiklik olmamış. Öğrenciler kampüsü her ihtiyacını karşıladığı yaşam alanı olarak görebilmeli. Şehrin gelişemediği yerde üniversite yönetimi kampüsü modern yaşam alanına çevirebilmeliydi. Maalesef yetersiz.

* Bir mezuniyet törenine katıldım. Üniversite öğrencilerini uğurluyorlar. Onlara güzel bir son hatıra bırakmalı. Bunun için organizasyon özenle düzenlenmeli. Öğrenciler oradan buruk bir sevinç ile geriyi özleyerek ayrılmalı. Gördüm ki; öğrenciler bir an önce bitse de gitsek havasındaydı. Mutsuzluklarına, gönül burukluklarına şahit oldum. Çıkan ailesini almış yola koyulmuş. Üzüldüm. Demek ki; öğrencilerin memnuniyetsizlikleri, mutsuzlukları vardı. Tören boyunca herkesi özellikle gözlemledim.

Rektör yok, dekan yok, bölüm hocalarının bir kısmı yok. E öyleyse km'lerce yollardan ana babalar niye gelmiş? Sordum hocalar neredeler diye toplantısı olanlar vb gerekçeler söylendi. Gerçek mi bahane mi bilmiyorum. Bir tören var önceden belirlenmiş. Öyleyse ilgili makamlar ve hocalar ona göre kendisinin programları ayarlar ve gençleri en güzel şekilde uğurlamak için orada yanlarında bulunurlar. Unutulmaz bir son, veda edilir. Öğrencilerin bir kısmı onları aradığını dillendirirken kulak misafiri oldum. Hatta rektör için cübbe giyme törenine de gelmemişti diyenleri de gördüm. Gençler adına üzüldüm. Ben olsam törene katılmazdım. İnanın oradaki tablo şuydu .Çıkışta öğrencilerin konuşmalarını ve kaçar gibi gidişlerini görmem içime yaraladı. Lise mezuniyet törenleri oradan daha güzel ve ihtişamlı oluyor. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Tören bitmeden protokol bırakıp salondan çıkıp gitti. Yani tüm yaşananlardan sonra dedim ki, bu öğrenciler arkadan geleceklere niye burayı tavsiye etsin ki.

* Naçizane şu düşüncemi paylaşmak istiyorum. Pırıl pırıl gençler özenle hazırlık yapmış şık giyinmiş. Maalesef protokoldekilerin bir kısmı özensiz günlük kıyafetle oraya gelmiş . Sahneye çıkıyor. İnsanlar karşılama uğurlama gibi bu tip törenlerde özenli ve şık giyinir. Bu kişinin hem kendine hem uğurladığına hem oraya gelen misafirlere gösterdiği saygı, sevgi ve ciddiyeti ifade eder. Ben bir eğitimci ve yönetici olarak bu modeli benimseyemiyorum. Akademik hayat sadece öğretim bilim yapmak değildir. Gençlere hayat tecrübesi aktarmak ve onların kıymetli olduğunu onlara hissettirmektir. Yapılan tören bir yasak savma gibiydi. Bitirsin de gitsinler gibiydi. Hiç yakıştıramadım.

* Tören sonu ikram ve alanı evlere şenlikti. Birkaç içecek ve çıkış. Organizasyon tamamen alelade idi. Üniversite yönetimi ve törenleri planlayanlar böyle mi olmalıydı ? İnanın bunları yapmak ve katılan hocaları, öğrencileri, misafirleri memnun edici bir töreni organize etmek inanın çok kolay. Ama isteyince... Kurumların kültürü yaptıkları ile oluşur. Hem de istikrarlı uygulamalarla oluşur. Törenin yapıldığı salonun etrafı da ayrı bakımsız. Halbuki hepsi çok kolay.

* Akademisyenlerin, öğrencilerine, misafirlerine, kıymet veriyorsanız hem hizmet hem şenlikler hem törenler hem karşılama ve vedaları hem sosyal kültürel sportif faaliyetlerini iyi organize edip kurum kültürü ve kimliği oluşturmalı üniversiteyi etiket haline getirmeli. Bunlar aynı zamanda paydaşlara verilen değerin kıymetin önemin göstergesidir.

Sonuçta 2/3 saat kaldığım kampüste hem kendi adıma hem gençler adına hem görüştüğüm akademisyenler adına hem tarih şehri Sivas adına üzüntü ile ayrılmanın burukluğunu yaşadım. Üniversite yönetimlerine diyeceğim şudur. Liyakatli adil yöneticilerle yönetim kadrosu oluşturmak kurumları siyaset vb. alanlardan uzak tutan bilim ve gençlik için mücadele verilen alanlara dönüştüren zihniyetlerin iş başında olmasıdır. Yoksa sadece koltuk doldururuz, dünya üniversiteleri arasında yer edinmemiz mümkün olmayacaktır. Üniversite yönetim ve senatolarının her türlü fikirlere açık demokratik kültürü benimseyen üreten zihniyete sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yerinde saymaya devam ederiz.

Not: Sivas'ın şehir planlamasının yetersizliğinden, Kızılırmak gibi bir kıymetin sosyal kültürel olarak şehre kazandırılamamasından, tarih ve kültür turizminin canlandıracak adımların yetersizliğin üzüntülerini belirtmek isterim.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
samet 4 hafta önce
3-5 tane kendini bilmezin dedikodusuyla aslanlar gibi çalışanı aldınız görevden işte sonucu…Bizi müdürlük değil daire başkanlığı da yapsanız daha düzelmeyiz, yazık ettiniz bizlere
asder 4 hafta önce
Her gelen araca güvenlik soruşturması mi yapılacak güldürmeyin adamı
Devede Kulak 4 hafta önce
Yazar bey, personelin yaşadıklarının yanında senin gördüklerin devede kulak sayılır. Tabiki az sayıdaki yalaka şüreka hariç. Onlar herzaman mutlu. Ancak hele birileri hakkını aramak istesin o kişilere ne kötülükler ve ahlaksızlıklar yapılıyor bir bilseniz ağlarsınız. Söz konusu kendi menfaatlari olunca 28 şubat sürecinde kuruma giren ve palazlanan zalim ve liyakatsız kadrolarla bu sözüm ona dindar (!) ilahiyatçılar nasıl işbirliği içine giriyorlar bir görseniz içiniz acır. İsraf, zulüm, beceriksizlik,huk hakkını yeme, adam kayırma ... ne ararsan var. Ha bir de meşhur bedduacı var :)
Alim 4 hafta önce
Ne bekliyordunuz Alim yıldızın rektör olarak görev yaptığı üniversite ancak bu kadar olur.kapanan bölüm mü,giden hocalar mi,kaybolan bilimsel çalışmalar mi,eş dost işe almalar mi,arkadaşının evine eşlerini müdür yapmalar mi ,liyakatsiz aramalar mi ne ararsan alim yildizda var oglu var.ben şükrediyorum ki üniversite kapanmadı.az kaldi saz arkadaşlariyla birlikte gitmeye.ama kaybolan 8 yıla üzülmemek elden bile değil.
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER