Çocuk ve Dijital Çağ

Ayşe Betül Gök
Ayşe Betül Gök
Çocuk ve Dijital Çağ
28-09-2023

Pandemiyle birlikte akıllı teknolojilerin kullanımı zorunlu hale geldi diyebiliriz. Uzaktan eğitim görmek, mecburi olarak evde geçirilen sürenin ciddi oranda artması, dünyadan haber almak ve iletişimde olmak için başvurduğumuz bu akıllı teknolojiler dijital kullanımda ciddi artışa sebep oldu. Böylesi bir durumda ebeveynlere ve eğitmenlere,  çocukların ve gençlerin kolaylıkla erişebildiği bu sanal alanları denetlemek, gerekli müdahalelerde bulunmak ve dijital medya okuryazarlığı yapmakla alakalı bir çok görev düşüyor.

Anlık ve sürekli iletişimi tetikleyen dijital platformların yetişkinin denetimi olmaksızın kullanıldığında çocukların üzerindeki olumsuz etkileri bariz görülmektedir. Hem çocukları hem de yetişkinleri tüketime yönlendirmekte ve ideolojik anlamda etkilemeye çalışmaktadır. Faydalı bir yanı yok mu diyeceksiniz. Elbette ki var. Sanal kütüphanelere erişim hızı ve bilgi okyanusu olması en büyük ve gözardı edilemeyecek olumlu tarafıdır.

Bazı Önemli Bulgular

Çocukluğun kendisi dijital teknolojinin etkisiyle hızla değişmektedir.

  • 15-24 yaş grubu internete en çok bağlanan gruptur. Dünyanın %48 i internete bağlanırken gençlerin %71’i çevrimiçidir.
  • Tahmini hesaplara göre 18 yaşından küçük çocuklar ve ergenler; tüm dünyadaki internet kullanıcılarının üçte birini oluşturmaktadır.
  • Akıllı telefonlar, “ odadan çıkmama kültürünü” güçlendirmektedir. İnternete erişimi olan bir çok çocuk mahremiyetine daha fazla önem vermekte, özel alanına daha çok çekilmekte ve daha az denetlenmektedir.
  • İnsani krizlerde, uzak bölgelerde yaşayan çocuklar açısından sunulan eğitim olanları çok önemlidir.
  • Toplulukları etkileyen konularda bilgiye erişim kolaylaştığından çocukların sorunların çözümüne dair işbirlikçi olmalarına olanak sağlar.

 

Peki bizler hem onlarca yararı hem de zararı olan dijital dünya ile olan ilişkimizi nasıl dengede tutabiliriz? Çocuklarımıza hem maksimum yararı hem minimum zararı nasıl sağlarız?

Çocuğun ekran süresinin artması genelde aile içinde ortak yapılan etkinliklerin ve çocuğa ayrılan zamanın azlığından kaynaklanıyor. En az çocuk sayısı kadar etkinlik düzenlenmesi ve bu etkinliklerle beraber çocukla kaliteli zaman geçirilmesi yerinde bir yaklaşım olur.

Çocukların ekran karşısında geçirmesi gereken süreyi yaşı çarpı on beş dakika kadar hesaplıyoruz. Ancak bu ve benzeri sınırları korumak her zaman mümkün olmuyor. Ebeveynler yaptıkları işlere çocukları dahil etmeyi öğrenmeli. Yemek hazırlamak, sofrayı kurmak, çamaşır asmak, alışverişe gitmek, alınanları beraber yerleştirmek gibi bir çok görevi iş birliği içinde yürütmek hem çocuğunuza alan açar,  kendini ifade etme becerilerini geliştirir hem de içten ve sevgi dolu bir yaklaşımla beraber ekranda daha az, sizinle daha fazla zaman geçirmesinin olumlu yanlarını somut olarak gözlemleme imkanı bulmasını sağlar.

Ayrıca ekranla geçirilen süreyi kayıp zaman olarak değerlendirmek doğru bir yaklaşım olmaz. Hangi bağlamda kullanıldığı bu anlamda oldukça önem arz eder. Ebeveyn çocuğuna bu süreçte eşlik ederse ortak bir payda bulmuş olur. Bazen durup konuşarak üzerine yorum yaparak değerlendirildiğinde hem paylaşımların olduğu hem de daha kaliteli bir etkinliğe dönüşebilir. Dijital çağda her şeyin oldukça hızla sonuçlandığı ve çokça tüketildiğini düşünecek olursak bu yaklaşım önceleri çocuğa anlamsız ve zaman kaybı gibi gelebilir. Ancak pes etmeyin. Eleştirel bir bakış açısı kazanması böylelikle daha mümkün hale gelebilir ve hem çocuk hem de yetişkin için karşısındakinin beğenilerini ya da hoşlanmadığı şeyleri keşfetmesine imkan tanır.

Dijital çağın her ne kadar faydası olsa da sınırlamalarda daha anlamlı olduğunu kabul etmeli ve kişilerarası ilişkimize zarar vermeyecek boyutta tutmayı hedeflemeliyiz. İyi haftalar dilerim.

İnstagram: psikolog_aysebetulgok

 

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?