USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

TEKNOLOJİ ZARARLI BAĞIMLILIK VEREN ALIŞKANLIKLAR İLİŞKİSİ

03-02-2016

Bağımlılık alışkanlıklarının, teknolojinin ilerlemesi ile, ilgisi var mıdır? Böyle bir soru ağır gelebilir, ancak; görünen o ki; teknolojik ilerlemeler, insanlığı yalnızlığa itmektedir. Bu yalnızlıktan kurtuluş yollarını, insanlar çeşitli şekillerde, YANLIŞ VE ZARARLI  bağımlılık alışkanlıları ile; aşmaya çalışmaktadırlar. Bu kimi zaman felaketleri de; beraberinde getirmektedir.
İnsanımızın son günlerde işlediği vahşi suçlar, Toplum gündemine oturdu. İster, istemez ne oluyor? diye kendi kendimize sormamız gerekiyor. İnsanımız bir bunalımın içerisinde, her katmandan değişik olumsuz haberler alıyoruz. Bu haberlerin onlarca nedeni olabilir. Bana göre, yapılan bu yanlışların;  temelinde inanç yokluğu, eksikliği, ana neden gibi gözükmektedir. İnsanlar, içerisinde biriktirdiği ve giderek çoğalttığı sorunların çıkış noktası olarak; şiddeti ve  baskıyı tercih etmektedirler.  Bu son noktaya götüren, ve O, noktaya kadar gelişimini sağlayan faktörler; maddeler halinde sıralanabilir.  Bu maddelerin önceliğinde; İnsanların şahsiyetini, kişiliğini; çevredeki etkenlerden yeteri kadar koruyamaması yatmaktadır.  Kimi şahsiyetler; savunmasız ve   korumasız olan, kişisel oluşumlarını;  öncelikle yanlış insanları  örnek alma, imrenme, onun gibi olma,  çaba ve gayreti içerisine düştüğünü, Bu sayede  gelişmekte olan şahsiyetini, yeteri kadar koruyamadığını, düşünüyorum.  Zayıf kişilikli ve korunması az olan, İnsanımızda; en çok kendi gibi olmak yerine başkasına benzemek,  başkaları gibi olmak,  o insanları, örnek alma, rol model arama, durumunun daha yaygın olduğu gözlemlenmektedir. Bu da toplumu olumsuz yönde etkilemektedir.
Magazin dünyası, bunun öncülüğünü yapmaktadır...
Toplumun temel  taşları, dinamikleri olan; Aile, akraba ilişkileri yok olmak üzeredir. Toplumun, bu en küçük ve temel taşı sayılan; Aile de, sevgi, saygı, değerlere sahiplenme, olayları gittikçe yıpranmaktadır. Bu temel unsurların eksikliği,  zamanla, şiddet olarak karşımıza çıkmaktadır. Medya, Çevre arkadaş ilişkileri ya da bazı şeyleri elde edememe çaresizliği, insanları bu tür suçlara yönlendiriyor, kanısındayım. Son zamanlarda Ülkemizde gelişen, siyasi olaylar da bireyleri direkt olarak ilgilendirmektedir. Sokakların sürekli eylem alanına dönüşmesi de,  yaşanan terör olayları da, halkımızın moralini etkilemektedir. Sanırım, bu eylemleri planlayanların, ana gayesi de, budur. Bu Ülkede yaşayıp da, bunlardan etkilenmemek mümkün değildir.
Senelerce öyle hatalar yaptık ki; anlatamam. İyilikler, güzellikler sunmak adına; yetişen nesillerimize, teknolojinin sunduğu tüm imkanları seferber, ettik. O imkanların çocuklarımıza, gençlerimize ne sunduğunu, içeriğinin neler olduğuna bakmadık. Sanki, teknolojik imkanlarla, onları uyuşturmaya çalıştık. O içeriklerde, Yetişen nesillerimize, hep insanüstü karakterleri tanıttık. Filmler de, bilgisayar oyunlarında, hep bu hatayı yaptık. İnsanları seven, sevgisiyle bir çok engelleri aşan, tiplemeler yerine; vuran, kıran, öldüren, istediklerini bu yollarla anlatan tipleri kahraman olarak, rol model olarak, genç nesillere tanıttık. Onların o karakterleri örnek almasına çanak tuttuk. Bu işin denetimini yapacak olan kurumlarımızda; yeteri kadar bu konuya eğilmediler. Kısacası bu canavarlaşan insan tiplemelerine; hiç mi katkımız olmadı diye, düşünüyorum. Hatta bu tür vahşet haberlerini ballandıra, ballandıra haber olsun, mantığı ile; anlatan görsel ve yazılı basının etkisi ne kadardır? sorgulamak lazımdır.  
Eğitimin ve öğrenim sürecinin, insanların çeşitli bağımlılıklara düşmesine, engel olamadığına şahit oluyoruz. Yıllarca, insanlara sarhoşluk veren maddelerin; insanın sıkıntılarına çare imiş gibi, anlatan, sözde eğlendiren, ancak; insanları sürekli yanlış bağımlılıklara teşvik eden, kurtuluşu o, maddelerin kullanımında gösteren, sözde filmlere, sahne gösterilerine şahit olduk. Bir yanlışın, başka bir yanlışla, ortadan kalkacağına inandırıldık... Geldiğimiz son nokta; uyuşturucu ve çeşitli zararlı  keyif veren bağımlılığın esiri olan milyonlar...
Halkın kendi iç yapısını güçlendirmesi gereken, değer yargıları ile insanların yetiştirilmemesi neticesinde; olumsuz örneklerin çoğaldığına inanıyorum. Resmi okullar da dahil. yetişen nesillerimiz, tüm değer yargılarımızla tanışmadan hayata atılıyor. İnsan sevgisi, insan dayanışması eksiktir.  Sevgi, merhamet, şefkat, yardımlaşma duygusu gibi, erdemli davranışlar; gittikçe toplum hayatından silinmektedir.
Teknolojik imkanlar, insanları yalnızlığa itmektedir. Toplumumuz; sedası, semaya yükselen sessiz çığlıkları, görmemektedir, duymamaktadır. Nesiller, Vatan ve Millet sevgisini besleyecek olan, ana damarlardan yoksun yetişiyor. İnanç birliği, Allah korkusu ile, yeteri kadar tanışmadan hayata atılıyor. Dini değerlerle alay etmeyi, onları aşağılamayı, kendine göre bir ayrıcalık, farkındalık olarak, algılıyor. Toplumun, birlikteliğini sağlayan; Ahlaki anlayışımız,  Ananelerimiz, geleneklerimiz, bazı basit değerlendirmelerle dışlanıyor. Medya aracılığı ile; kutsal değerlerimiz, ayaklar altına alınıyor. Sosyal hayatta birlikte yaşama kültürümüz temelinden yok ediliyor. Arkadaşlık, dostluk, komşuluk, ilişkileri aranılan ilişkiler olarak tanımlanıyor. Bu ilişkilere bağlı olan paylaşma, yardımlaşma, yaraları sarma, kederde ve neşede birlik olma, kavramları mumla aranır oldu. İnsanımızın normal davranış biçimi sayılan bu davranışları, sosyal hayatta sıkça göremediğimiz için; bu davranışlarla hayatın her hangi bir alanında karşılaştığı zaman; diğer insanlar o hareketlere özenerek ve gıpta ederek bakmaktadırlar. Çünkü özlemini çekmektedirler.
Ey Ülkeyi yönetenler! işte size gençlerimizin geldiği noktalardan, yaşanan örneklerden bir tanesini hatırlatalım. Yasak ilişki sonrası doğan çocukların, ölüme terk edildiğine şahit olduk. Bu kızımız yarın bu Vatana belki bir nesil yetiştirecek. Birinin annesi, birinin eşi, Birinin kayın validesi, olacak… Şu anda zaten birinin kızı, birinin kız kardeşidir, birinin akrabasıdır. Onunla aynı hatayı yapan erkek de, aynı şartlarda sorumludur. Aynı şeyler, onun için de geçerlidir. Ey Medyamız! sizlerde bizim böyle olumsuzluklara katkımız nedir ? diye sorgulamanın sırası gelmedi mi? Bilerek ya da bilmeyerek kötülüklere sebep olmak, kötü bir duygudur. Acil Devlet yöneticilerinden böyle olayların reklam edilmemesi için, bir çalışma yapmasını bekliyoruz. Sadece bir örnekten hareketle olayın vahametini açıklamak istedim. Halkımızın birlikteliğini sağlayan kutsal değerlerimizin, yasal çerçeve ile; korunması taraftarıyım. En azından hakaret, aşağılayıcı, birlikteliği bozucu, yayınların önüne geçilmelidir. Gençlerimiz, bu değerlerle tanışık, barışık olarak yetiştirilmelidir. Kontrolsüz teknoloji, beraberinde sorunlar getirmektedir. En başta geleni de; zararlı, bağımlılık veren maddelere sarılmaktır. Bu sorunlar yumağı teknoloji ürünlerinin; Kontrolsüz bir şekilde,  aileler aracılığı ile, çocuklarına sunulması ne kadar ciddi bir yanlıştır. Sonuçları ortadadır. Geç kalınmadan, tedbir alınması gerekir.
Teknolojinin önderliğini yaptığı, Modern hayat diye yutturmaya çalıştıkları, hayat felsefesinin arkasında; Boşluğa ve çaresizliğe düşmüş insanlar ve O, boşluktan ve çaresizlikten kurtulmaya çalışan insanların düştüğü, zararlı keyif verici maddelere bağımlılığı, alışkanlıkları ve sonrasında; yok edilişleri yatmaktadır... ALLAH bu konuda yardımcımız olsun...

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?