Covid-19 aşısı beyin kanseri hastalarının yaşam süresini ikiye katladı
medRxiv.org portalında yayımlanan ön araştırmaya göre, biyopsi veya tümör ameliyatından önceki 100 gün içinde COVID-19 aşısı olan beyin kanseri hastalarının, aşı olmayanlara kıyasla iki kat daha uzun yaşadığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen bu hayatta kalma avantajının grip veya zatürre gibi diğer aşı türlerinde görülmediğini, yalnızca COVID-19 aşılarına özgü olduğunu vurguladı.
Hastalara Ekstradan Bir Yıl Yaşam İmkanı
Alabama Üniversitesi Neuroşirürji (Beyin ve Sinir Cerrahisi) Uzmanı Dr. James Markert liderliğindeki ekip, 2022-2025 yılları arasında tedavi edilemeyen agresif bir beyin kanseri türü olan glioblastom teşhisiyle tümör ameliyatı veya biyopsisi geçiren 187 hastanın verilerini inceledi.
Yapılan analizlerde, ameliyat öncesinde aşılanan hastaların ortalama yaşam süresi 743 gün olarak kaydedilirken, aşılanmayan grupta bu süre 349 günde kaldı. Tedavi seçenekleri son derece kısıtlı olan glioblastom hastaları için bu durum, yaklaşık bir yıllık ek yaşam anlamına geliyor.
Gainesville Florida Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden çocuk onkoloğu Elias Sayour da geçtiğimiz yıl akciğer kanseri ve melanom hastalarında benzer bir tabloya ulaştıklarını belirterek, mRNA COVID-19 aşısının antikanser etkisini destekleyen kanıtların giderek arttığını ifade etti.

Bağışıklık Sistemini Nasıl Harekete Geçiriyor?
Bilim insanları, aşının bağışıklık sistemini kanserle mücadele edecek şekilde nasıl tetiklediğine dair iki temel ihtimal üzerinde duruyor:
Cerrahi Müdahale Etkisi: Ameliyat öncesinde beyinde saklı duran tümörün kesilmesiyle birlikte kanser proteinlerinin kana karıştığı ve aşının halihazırda uyardığı bağışıklık sisteminin bu proteinleri daha hızlı tespit ettiği düşünülüyor.
Hücresel Benzerlik (Öğretme Etkisi): mRNA aşıları, bağışıklık sistemine koronavirüs proteininin bir parçasını tanımayı öğretiyor. Araştırmacılar, glioblastom hücreleri üzerinde bu virüs proteinine çok benzeyen bir molekül keşfetti. Bu durum, aşının bağışıklık hücrelerine virüsü öğretirken eş zamanlı olarak beyin kanserini de hedef almayı öğretmiş olabileceğini gösteriyor.
"Büyük Bir Umut Işığı"
Çalışmanın henüz neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlamadığını ve ön değerlendirme aşamasında olduğunu hatırlatan Dr. Markert, bulguları farklı hasta gruplarında doğrulamak ve doğrudan klinik deneyler başlatmak istediklerini belirtti.
Araştırma ekibinden Sivakrishna Uppalapati ise mevcut durumun hastaların ameliyat veya diğer tedavilerini aşı olmak için ertelemeleri anlamına gelmediğini vurguladı. Dr. Markert, glioblastom gibi zorlu bir hastalık karşısında bu gelişmenin büyük bir umut kaynağı olduğunu ifade etti.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.