SEÇİME GİDERKEN SİYASETİMİZ

Ahmet Hasdemir
Ahmet Hasdemir
SEÇİME GİDERKEN SİYASETİMİZ
25-03-2024

Türkiye’de siyaset, geçmişten günümüze siyasi partilerin görüşlerine ve liderlerin duruşlarına göre şekillenmiştir. İdeolojiler siyasete yön verse de, zamanla siyaset ideolojilerden baskın çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında siyasi partiler, ideolojik temellerine sıkı sıkıya bağlıydı. Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), laiklik, milliyetçilik ve devletçilik ilkelerini savundu. Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti (DP) ise, daha çok muhafazakâr değerleri ve serbest piyasa politikalarını vurguladı.

Siyasi partiler güç kazandıkça günlük hayatta karşılaşılan sorunlara pratik çözümler arama çabası modern tabirle pragmatizm, ideolojiden daha önemli hale geldi. Liderler etkilerini sürdürmek veya artırmak için pozisyonlarını hayatlarını kaybetme riskine rağmen buna göre ayarladılar. İdeolojik saflık yerini politik çıkarlara bıraktı. Bu değişimler, partilerin seçmen tabanını genişletmesine ve daha geniş kitlelere hitap etmesine imkân tanıdı.

Askeri müdahaleler, ülkemiz siyasetinde ideolojik çizgileri daha da bulanıklaştırdı. Darbeler ve ara dönemler demokratik süreci sıklıkla baltaladı, böyle olunca siyasi liderlikte çok değişikliklere yol açtı. Bu dönemlerde siyasi partiler zorunlu olarak askerin tercihlerine uygun stratejiler benimsedi. Bu kadar yoğun baskıya rağmen halk yine de siyasi liderleri birer kurtarıcı olarak ön plana çıkarmıştır.

Günümüzde siyasi partiler artık sıkı sıkıya belirli ideolojilere bağlı değil, daha çok lidere bağlı durumdalar. Eskiden (Cumhuriyetin ilk yılları) siyasi partilere kişiler hâkimdi,  programı ne olursa olsun, parti, liderine tabi idi. Politikası da liderin görüşlerine, mizacına, karakterine göre biçimlenirdi. Siyasi partilerde şahsiyet  kavgaları ya lidere tamamen boyun eğmekle veya asilerin partiden ihracıyla sonuçlanmakta idi. Başa döndük gibi, liderlerin dediği oluyor. Ülkemiz siyasi hayatında partilerin seçmen tercihindeki belirleyicilik özelliklerinin iyice aşındığını,  liderin giderek ağırlık kazandığı ve karar alma süreçlerinde tek adam odaklı bir anlayışın siyasal sürece hâkim olmaya başladığı rahatlıkla ifade edebiliriz.

Ülkemiz siyasetinde eleştirilen bu konu aslında siyasetin tam anlamıyla ilkesizliğinden, yozlaşmasından kaynaklanıyor. Dün bu ilkesizliği alabildiğine eleştiren ve ortadan kaldıracağını iddia ederek siyasete girenlerin bugün aynı eleştirilere maruz kalması siyasetin sağlıklı olmayan durumuyla ilgilidir. Siyasetimizdeki tutarsızlıklar, ilkesizlikler, yozlaşmalar ve yerine getirilmeyen sözler halkı siyasete, siyasetçiye karşı soğukluk duymaya, liderlere karşı da yeter artık demeye getiriyor. Halkın istediği evrensel kabul görmüş ilkelerin uygulanmasıdır. Lider mutlak önemlidir ama koşulsuz itaat anlayışıyla değil, ortak aklın kullanılmasıyla oluşturulan istişare süreçlerinin devreye alınmasıyla, sağlıklı, ilkeli bir siyasi hayatın ve toplumun oluşturulmasıyla özdeş bir liderlik anlayışı halkın istediği. Gittikçe yaşlanan siyasi liderlerin yerini alacak genç liderlerin bu anlayış içinde olması temenni edilen.

Hafta sonu yapacağımız yerel seçimlerde oy kullanıp, vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz. Oyumuzu ziyan etmeden bilinçli tercihlerle kullanalım. Seçim sonuçları şehirlerimize, ülkemize hayırlar getirsin. Hak eden kazansın.

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?