USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

AYNI FİKİRDE OLMAK ZORUNDAMIYIZ

15-07-2016

Mülteciler konusunda, gelişen olaylar, toplumun tüm katmanları tarafından, tartışılır oldu.
Bazıları, konunun lehine, bazıları karşısında olarak; açıklamalar yapmaktadır. Herkesin fikrini söylemesi doğaldır. Asıl herkesi aynı fikir içerisine sokma, çabaları yanlıştır. Herkes inandığı ve bildiği ölçü de; fikirlerini açıklayabilir. Hatta savunabilir. Ancak, illa benim gibi düşünmek zorundasınız, diye zorlayamaz. Bu konu Devleti yönetenlerin, üzerinde kafa yorduğu bir konudur. Mecliste, her fikirden insan olduğuna göre; orada da, bu konu; enine, boyuna, tartışılacaktır, tartışılmalıdır. Umarım, orta yol bulunur.
İnsanoğlu, Dünyaya geldiği zamandan beri, düşünce ve fikir açısından farklı, farklı konumlarda olmuştur. Yaratılışı gereği, herkes robotlar gibi, aynı hareketleri yapıp, aynı şeyleri düşünemez. Herhangi bir konuda bile; farklı düşünceler, farklı değerlendirmeler ortaya çıkar. İnsanın yaratılışından gelen bu özellik kimi zaman ayrışımlara neden olmuştur. Bu ayrışımlar, kimi zaman kavgalara dönüşmüştür. Tarihin ilerleyen zamanlarında, bu tür tatsızlıkları ortadan kaldırmak adına çalışmalar yapılmıştır. Hem Devletleri, hem insanları nasıl yönetebilirim? Sorularına cevap aranmaya başlamıştır. Buradaki ana düşünce farklı, farklı şeyleri düşünen insanları; bir arada yaşatma girişimleridir. Bu düşünce de bile, temel faktör insandır. İnsanların huzur, barış, güven içerisinde yaşamasını sağlamaktır.
Bu düşünceden hareketle, Ülkemizde, Halkın kendi, kendini yönetmesi yönünde serbest, tercihe dayalı seçimler yapılmaktadır. Amaç, çoğunluğun tercihi ile; iktidar olan kadroların, Ülkeyi yönetmesidir. Öyle de olmuştur. Geçmiş yıllarda, çoğunluğu elde eden insanların; tıpkı Ülkeyi yönettiği gibi. Ancak, yapılan seçimlere rağmen, birileri bu iktidarın başta olmasından rahatsız olmaya başlamışlardır.  Bazen, Bu anlamda çeşitli alanlarda eylem kararı alarak, sokaklara dökülmüşlerdir.  Yahut, hazımsızlığı o adar ileri götürmüşlerdir ki; Demokratik parlamenter sistemi savunmalarına rağmen; Nasıl olur da; Benim oyum ile; farklı eğitim kurumundan geçmiş insanın oyu eşit olur? Diye, açıklamalarda bulunmuşlardır. Neden, çünkü niye ben değil de; O, iktidar oldu. Hazımsızlığı, yatmaktadır. Hani çoğunluğa itibar ediliyordu. Demek ki; sonuç istediğimiz gibi çıkmaz ise; çoğunluk, önemli değildir. Önemli olan benim iktidar olmam gerekirdi, mantık budur.
Bu mantıktan hareket ederek, böyle düşünen kimi Medya kuruluşları da, iktidara karşı; zaman, zaman tavır alarak; onları yok saymak, yaptıkları icraatları gizlemektedirler. Onlara göre; Bana yakın düşünce içerisinde olmadıkları için; destek vermemek, hatta kendi yararlarına bir durum olmadığı zaman, iktidarla kavga etmeyi bile göze almışlardır... Üzülerek ifade edelim, son mülteciler hakkında yapılan tartışmalar da; Bu konumdadır. Bütün bunlara bakınca; Vah Ülkem, vah demekten kendimizi alamıyoruz. Asıl önemli olanı da şudur. Halkın da kendileri gibi düşünmesini istemektedirler. Halkın çoğunluğu kendileri gibi düşünmeyince; Halk ile alay etmeye, aşağılamaya ve küçük görmeye başlamaktadırlar. İşte, demokrasi anlayışımız...
Bu  gerçek de; bizim Ülkemizin gerçeği, olsa gerektir. Kendi tarihlerinden utanan, medeniyetlerinden habersiz, kendilerine sunulan şeyleri okuyup, yazan bu tabaka; kendi gibi düşünmeyen insanları, ne zaman ötekileştirmekten vazgeçecek? büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sadece kendi önlerine konan şeyleri okuyan ve başka gerçeği görmeyen insanlardan bunu beklemek elbette zor bir iştir. Yeri geldiği zaman hayvan haklarını bile savunan bazı çevrelerin, kendi insanlarının haklarına ne zaman saygı duyacaklardır? Merakla bekliyoruz. Onların mantığına göre; kendi gibi düşünmeyenleri insan olarak kabul etmiyorlar, fikri ortaya çıkmaktadır. Onların da bir insan olduğunu, onların da hakları olduğunu herhalde bir gün öğrenirler. İşte, asıl o zaman her alanda; Ülkemizin bir, çok konuda ilerlediğini anlarız. Çünkü, Bu Ülkede en zor şeylerden bir tanesi tüm insanlarla birlikte, Hayatın tüm şartlarını kabullenerek; aynı havayı solumak, birlikte yaşamak kültürüdür. Onu da bir gün mutlaka başaracağız...
Deminden beri özelliklerini anlattığımız; bu tür insanlar karşısındaki diğer insanların da; bir insan olduğunu, onların da hakkı olduğunu, onlara da saygı duyulmasının bir insanlık görevi olduğunu zor öğrenecekler, düşüncesindeyim. Bu gidiş onu gösteriyor.
Hem demokrat olduğunuzu söyleyeceksiniz, hem Cumhuriyeti savunacaksınız; ancak, sizin gibi düşünmeyen insanlara ve onların fikirlerine tahammül göstermeyeceksiniz. O zaman sorarlar insana, sizin nereniz Demokrat veya Cumhuriyetçi? İşte asıl olan da budur. Ya adamlar Demokrasiyi de, Cumhuriyeti de; kendi bildikleri gibi anlıyorlar.  Bundan anlaşılacağı üzere, o tür adamların kafa yapısı değişmediği müddetçe; Fikren de,  karşısındaki insanlara tahammül edilmek gerektiğini öğrenene kadar bu yanlı değerlendirmeler devam edecektir. Onların kendilerinin dışında olan insanlarında; bir beyni, düşünce yapısı, aklı, farklı fikri, değişik anlayışı olduğunu ne zaman anlayacaklardır. İşte asıl gelişme o zaman olacaktır.
Mülteciler konusunda da; farklı düşüncelerin olabileceği gerçeğini, kabul ederek; tartışmalara, bu açıdan katkı vermek gerekir.
Beyinlerin ve düşüncelerin daha geniş, daha iyi sonuçlar çıkaracağı gerçeğini her zaman önde tutmak istiyorum. İnsanımızın, buna ihtiyacı olduğuna, inanıyorum.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?