Doç. Dr. Onur Taydaş açıkladı: Dijitalleşme sinemayı yok edecek mi? İşte Sivas’ın sinema haritası
Dijitalleşme ve yeni medya mecralarının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel sinema salonlarının yok olacağı iddiaları sıkça tartışılsa da akademisyenler bu görüşün aksini savunuyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Onur Taydaş, sinemanın yok olmayacağını, aksine yeni izleme alışkanlıklarına uyum sağlayarak varlığını sürdüreceğini ifade etti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan veriler de sinemaya geri dönüşün başladığını ve akademik öngörüleri desteklediğini ortaya koyuyor.
Sivas’ta Sinema Salonlarına Dönüş Başladı
TÜİK verilerine göre, geçmişte onlarca sinema salonuna ev sahipliği yapan Sivas’ta günümüzde aktif olarak faaliyet gösteren 14 sinema salonu bulunuyor. Toplam bin 555 koltuk kapasitesine sahip bu salonlarda, 2025 yılı içerisinde 182 film izleyiciyle buluştu. Gösterime giren yapımların 84’ünü yerli, 98’ini ise yabancı filmler oluşturdu.
Yıl boyunca satılan toplam 151 bin 962 biletin dağılımına bakıldığında, Sivaslı sinemaseverlerin tercihi yerli yapımlardan yana oldu. Sivas'ta 89 bin 260 kişi yerli filmleri tercih ederken, 62 bin 702 kişi ise yabancı filmleri beyaz perdede izledi. 2024 yılı verilerindeki düşüşün ardından 2025 yılından itibaren seyirci sayısında yaşanan yaklaşık yüzde 12’lik artış, salonlara dönüşün somut bir göstergesi oldu.
Büyülü Fenerden Yeşilçam’a Sinemanın Rakipleri
Sinemanın ilk yıllarında "büyülü fener" olarak adlandırıldığını ve insanların serbest zamanlarını değerlendirdiği en önemli sosyal etkinlik aracı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Onur Taydaş, sektörün ilk büyük sınavını televizyonla verdiğini belirtti. Taydaş, sinemanın gelişim sürecini şu sözlerle aktardı:
"1950’li yıllara kadar sinema emekleme dönemindeyken, 50'li yıllardan sonra altın çağını yaşamaya başlamıştır. Ancak televizyonun hayatımıza girmesiyle birlikte sinema kendisine önemli bir rakip bulmuştur. Türkiye'ye baktığımızda ise 1950-1970 yılları arası Yeşilçam dönemi olarak adlandırılmaktadır. Bu dönem, yaklaşık 6-7 bin filmin üretildiği, Türk sinemasının en verimli yılları olmuştur. Mahalle sinemaları ve açık hava sinemaları aktif olarak kullanılmış, insanlar sinemaları bir sosyalleşme mekânı olarak görmüştür. Özellikle kadınlar için öğleden sonra düzenlenen matinelerde yiyeceklerini de yanlarına alarak sosyal bir ortam oluşturmuşlardır. Sinema, yıllar boyunca sadece bir sanat dalı değil, aynı zamanda önemli bir sosyalleşme aracı olmuştur."
Evler Sinemaya Dönüşüyor Alışkanlıklar Değişiyor
2000’li yıllarla birlikte başlayan dijitalleşmenin görsel efektler ve üretim süreçlerinde büyük bir devrim yarattığını söyleyen Doç. Dr. Onur Taydaş, özellikle 2019 pandemisinin ardından dijital platformların ve mobil cihazların yaygınlaşmasıyla salonların güç kaybettiğini ifade etti. Günümüzde geçmişte hayal edilen ev eğlence sistemlerinin gerçeğe dönüştüğünü belirten Taydaş, insanların evlerindeki konforlu ortamlarda gelişmiş ses ve görüntü sistemleriyle film izlemeyi bir alternatif olarak gördüklerini dile getirdi.
Filmleri hızlandırabilme ve istenilen sahneleri atlayabilme özgürlüğünün bu tercihlerde etkili olduğunu vurgulayan Taydaş, artık insanların durağan ve uzun yapımlar yerine daha akıcı ve kısa filmlere yöneldiğini, bu durumun film izleme kültürünü kökten değiştirdiğini açıkladı.

Yapay Zeka Dönemi ve Kısalan Film Süreleri
Gelecekte sinema sektörünü bekleyen yapısal değişikliklere de değinen Doç. Dr. Onur Taydaş, izleyici beklentilerine paralel olarak film sürelerinin gerçek zaman kullanım alışkanlıklarına göre kısalacağını öngörüyor. İki saatlik uzun yapımlar yerine gelecekte 60 ile 80 dakika arasında değişen kısa filmlerin daha fazla ön plana çıkacağını söyleyen Taydaş, yapay zekanın sektöre etkisini şu sözlerle özetledi:
"Yapay zekânın film üretiminde kullanılmaya başlanması ise hem bağımsız yapımcılar hem de bireysel içerik üreticileri açısından önemli fırsatlar sunarken, büyük yapım şirketleri açısından yeni bir rekabet ortamı oluşturmuştur. Çünkü daha önce büyük bütçeler gerektiren birçok üretim artık yapay zekâ desteğiyle daha kolay gerçekleştirilebilmektedir. Bu yönüyle sinema sektöründe önemli bir dönüşüm yaşanmaktadır. Ancak sanatsal, endüstriyel ve toplumsal açıdan değerlendirildiğinde sinemanın tamamen ortadan kalkması söz konusu değildir. Sinemanın yalnızca yeni izleme alışkanlıklarına uyum sağlayacak şekilde kendisini yeniden şekillendirmesi, dağıtım modellerini ve üretim anlayışını güncellemesi gerekmektedir."
Kaynak:İhlas Haber Ajansı

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.