Haydar Mermer
“ANA”YI KAYBETTİK!
Milli Gazete yazarı Mahmut TOPTAŞ’ın geçen gün bir yazısında;
“Yetmişli yaşlarda bir hanımefendi, arkadaşlarıyla konuşurken kulak misafiri oldum.
“Daha ilkokula gitmediğim bir zamanda yolda oyun oynarken yerde beş lira buldum.
Dünyalar benim oldu, hemen arkadaşımla bakkala koştum “Bana şeker ver” dedim ve beş lirayı uzattım.
Bir kese kâğıdına şekerleri koydu, paranın üstünü de verdi.
Arkadaşımla birlikte yemeye başladık, doyduk ama şeker bitmedi.
Sevinerek eve geldim, anneme elimdeki paraları verdim, annem nereden bulduğumu sordu.
“Yolda buldum” dedim.
Annem ellerini havaya kaldırdı ve ‘Amanııııın’ dedi, iki elini dizlerine öyle vurdu ki..
Daha sonra da, o beş parmağı suratımda patladı.
Annem saatlarca, “Bunun sahibi bu parayı kazanmak için kim bilir kaç gün çalıştı” diye sızlandı durdu.
Daha sonra babam, mahallede araştırıp sahibini buldu ve teslim etti.
İşte o gün annemin ‘Amanıııın” demesi ve ellerini dizlerine vurması, beni her zaman harama karşı dizginlemiştir” naklini okudum.
İşte işin sırrı da burada, sebebi de...
Bizim, dizlerimizi döve döve sayacağımız, o kadar çok kayıplarımız var ki.
Ve bunlar, belki hiç bir zaman bir daha geri gelmeyecek.
Ama bu kayıplar içinde biz en çok, "ANA" yı kaybettik Ana'yı.
Ana'yı kaybedince, sıfırların önündeki 1 gibi, kalan her şey ya değersizleşti ya da kayboldu.
“ANA”larımız bütün bir milletimizin sırrı idi.
Ve o sır, bizi biz yapan bir tılsıma malikti…
Çocuk doğuran her kadın Annedir ama her anne "ANA" değildir.
Ve
O "Ana"lar gitti. Biz bittik...
Sokağa çıkıp sadece 3-5 dakika bakmanız bile, başımızdaki belaların sebebini başka yerde aramamak için yeterli olacaktır...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.