Kendimize Benzemeyen Kendimiz

Alper Duran
Alper Duran
Kendimize Benzemeyen Kendimiz
21-02-2022
<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Meseleye girmezden evvel bu yazıyı kaleme almamın sebebini kısaca izah etmek isterim: Ge&ccedil;enlerde bir arkadaş ortamda bulunuyordum. Samimi dostlarımla birlikte, şahsen tanıdığım birka&ccedil; kişi de vardı. Bunlardan biri, yapmış olduğu yatırımı ile alakalı bilgiler veriyordu. Yatırımından bahsederken, en az sekiz-on kere &ldquo;Avrupa standartlarında&rdquo; ibaresini kullandığını fark ettim. Tesisinin &uuml;st&uuml;n &ouml;zelliklerini anlatırken, en b&uuml;y&uuml;k kıstası, Avrupa idi. Avrupa&rsquo;dan daha iyi olduğunu bile, Avrupa &uuml;zerinden izah ediyordu. Kendine g&uuml;venen tavrı, s&ouml;zlerine de yansıyordu, lakin s&ouml;zleri lafız olarak g&uuml;ven salgılasa da, muhteva a&ccedil;ısından tam bir d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;k arz ediyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendi değildi. Kendini g&ouml;rebilmek i&ccedil;in Avrupa aynasına bakması gerektiğini zannediyordu. Yani uyanıklık uykusunun en derin halindeydi.</span></span></em></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">S&ouml;z, bir &ouml;l&ccedil;&uuml;d&uuml;r. D&uuml;ş&uuml;nmenin ve yapabilme maharetinin &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;d&uuml;r. Kişioğlu, s&ouml;zleriyle kendini izhar eder. Kıymetini ve ufkunu, yine s&ouml;z ile belirler. S&ouml;z&uuml;n&uuml; bilgiye, teemm&uuml;le ya da irfani bir bakış a&ccedil;ısına mebni eden kimse, fir&acirc;ka d&uuml;şmez ve kefalet altına girmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilmini &acirc;lim&acirc;ne, teemm&uuml;l&uuml;n&uuml; hak&icirc;m&acirc;ne ve irfanını h&acirc;lis&acirc;ne eyler. Bu nedenle, meselelerin tahlili, zihinlerin tahkimi ve icraatların tahmidi s&ouml;z ile yapılır. S&ouml;ylediği s&ouml;z&uuml; kendine ait olmayanlar, başkalarının g&uuml;nahını &ccedil;eker. Hem de bu g&uuml;nahla cennete gireceğini zanneder. </span></span></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İslam milletleri, konforlu yaşam uğruna Avrupa&rsquo;nın g&uuml;nahlarına ortak olmayı kabul etmiş ve hakikatte cadı zahirde peri y&uuml;zl&uuml; hayata m&uuml;ptela olmuştur. Tanzimat &ouml;ncesinden başlayan ve Tanzimat&rsquo;la belirginleşen bu s&uuml;re&ccedil;, kafasını karıştırmış ve sağa sola savurmuştur. M&uuml;sl&uuml;manlar o g&uuml;nlerden beri &uuml;&ccedil; hal &uuml;zere hareket etmektedir. Birincisi hayranlık ve imrenme hastalığıdır: Batı yapmışsa sağlamdır, s&ouml;ylemişse doğrudur ve d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şse isabetlidir. İkincisi, tenkit ve tahkir hastalığıdır: Batı yalancıdır, zebundur, s&ouml;m&uuml;rgecidir ve hilecidir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ise, muadillik ve savunmadır: Onlardan &ouml;nce biz bunu yaptık, falancanın tespitinden iki asır evvel bizim &acirc;limlerimiz bunu tespit etmişlerdi, onların şuyu varsa bizimde bunlarımız var, ila ahir&hellip; Batı ile alakalı ifadelerde bu &uuml;&ccedil; g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n de doğruluk payı vardır, lakin bu d&uuml;ş&uuml;nceler ekseriyetle bilginin ve araştırmanın &uuml;r&uuml;n&uuml; değil, kulaktan duyma geleneğin ve &ccedil;ay sohbetlerinin &uuml;r&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Haliyle bu gelenek, bizleri asıldan uzaklaştırarak iz&acirc;f&icirc;liğe y&ouml;neltmektedir. İz&acirc;f&icirc;lik, bilgi ağlarıyla &ouml;r&uuml;lmediği takdirde, &ouml;z benliğe b&uuml;y&uuml;k zarar verebilir. Evvela aşağılık duygusunun kapısını aralar, sonrasında ise her t&uuml;rl&uuml; tahribata ve s&ouml;m&uuml;rgeciliğe yol a&ccedil;ar. </span></span></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Tarih sahnesine baktığımızda bir&ccedil;ok devlet başka milletleri s&ouml;m&uuml;rgeleştirmiştir. Cemiyetlerin fiziki m&uuml;stemleke olmasından daha &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; olanı, zihni s&ouml;m&uuml;rge haline gelmelerdir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; fikri a&ccedil;ıdan s&ouml;m&uuml;r&uuml;lmeye m&uuml;sait olanların fiziki a&ccedil;ıdan s&ouml;m&uuml;r&uuml;lmesi de, olduk&ccedil;a kolaydır. Zihni s&ouml;m&uuml;r&uuml; altında olanların ag&acirc;hlığı tahakk&uuml;m altına alınmıştır. İntibah etmeleri neredeyse muhaldir. Hep başkalarına benzemeyi ve r&uuml;yalarını onlar i&ccedil;in g&ouml;rmeyi arzu eder. İslam toplumları olarak uzun m&uuml;ddettir, hem fiziki hem de zihni s&ouml;m&uuml;rgeye maruz kaldığımız a&ccedil;ıktır. T&uuml;rkiye ise her ne kadar, fiziki bir m&uuml;stemleke olmasa bile, zihni p&ouml;rs&uuml;menin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ememiştir. T&uuml;rk toplumunun son iki asırlık y&ouml;neticilerinin Avrupa&rsquo;ya karşı imrenme ve hayranlık hastalığı sebebiyle kabul edelim ki, halkımızda da derin kompleksler oluşmuştur. Kendi değerlerimizi bile, <em>bu kompleksin bir yansıması olarak &ldquo;T&uuml;rk Anştaynı&rdquo;, T&uuml;rk Mozartı&rdquo; veya &ldquo;T&uuml;rk Obaması&rdquo; oldurmaya &ccedil;alışıyoruz.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title=""><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">[1]</span></span></strong></a></em> T&uuml;rk milletinin m&uuml;cella ge&ccedil;mişinin timsallerini zikretmek, bizi neden taşralı kılıyor? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; zihni s&ouml;m&uuml;rgenin narkozu altındayız.</span></span></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">T&uuml;rk m&uuml;ziğinin &ouml;nemli eserlerinin birinde ş&ouml;yle bir ifade vardır: <em>&ldquo;Bana her şey seni hatırlatıyor.&rdquo; </em>Bug&uuml;n hayata ve &ouml;l&uuml;me dair her husus, bize Batıyı ve Avrupa&rsquo;yı hatırlatıyor. Bu gafletli halimiz, dengemizi bozuyor ve kısırd&ouml;ng&uuml;m&uuml;z&uuml; hikmetli bir maharetmiş gibi g&ouml;steriyor. Medeniyetimize dair kıymetler nizamını lime lime ediyor. <em>&ldquo;Mesela yazdığı makalede İbn Hald&ucirc;n&rsquo;un bir g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; İngiliz tarih&ccedil;i Toynbee ile kıyaslayan bir bilim adamımız, bakın nasıl bir c&uuml;mle kuruyor: &ldquo;İbn Hald&ucirc;n&rsquo;un bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;n Arnold Toynbee&rsquo;nin i&ccedil; proletarya ve dış proletarya teorisini hatırlattığını s&ouml;yleyebiliriz.&rdquo; Dikkat ettiniz mi burada referans noktası Toynbee, yani batı,&hellip; Daha az değerli olan ise Toybee&rsquo;den hem de 600 yıl &ouml;nce yaşayan İbn Hald&ucirc;n&hellip; Peki, neden İngiliz Toynbee bizim İbn Hald&ucirc;n&rsquo;a benzemiyor demiyoruz da tersini s&ouml;yl&uuml;yoruz?&rdquo;<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title=""><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">[2]</span></span></strong></a></em></span></span></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Maatteess&uuml;f belirtelim ki, bu mukayeseler sadece bilim alanında değil, sağlık, spor, k&uuml;lt&uuml;r, musiki ila ahir alanlarda da, kendini g&ouml;stermektedir&hellip; Daimi olarak &ouml;z&uuml;n&uuml; feshetmiş bu anlayış, m&uuml;t&acirc;laa kabiliyetini de, kaybetmiş demektir. Kabiliyetlerin kaybedilmesinin arka planında, kanaatimce usul sorunumuz bulunmaktadır. Daha doğrusu usulden ayrılış sorunumuz. Usul olmadan vusul olmayınca da, bir t&uuml;rl&uuml; muradımıza eremiyoruz ve s&uuml;rekli Batıyla ortak taraflarımıza atıfta bulunarak var olmaya &ccedil;alışıyoruz.</span></span></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Tabi biz burada sonucu konuşuyoruz. Asıl mesele bu zihni s&ouml;m&uuml;rgeye neden m&uuml;stahak olduğumuzdur. Ayrıca nasıl oluyor da bir&ccedil;ok m&uuml;tefekkir bunun farkındaymış gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; halde bir &ccedil;ıkış yolu &uuml;retemiyor, ya da &uuml;retiyorsa hangi saikler nedeniyle o yola y&ouml;nelim olmuyor? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; en basiretlimiz bile sekerat halinde. Bakınız İslami hassasiyeti olan bir m&uuml;ellif, g&uuml;ya İslam &acirc;limlerini Batılı bilginlere karşı tebcil etmek &uuml;zere, s&ouml;ze ş&ouml;yle başlıyor: <em>&ldquo;Orta&ccedil;ağ&rsquo;ın M&uuml;sl&uuml;man &acirc;limleri&hellip;&rdquo;</em> H&acirc;lbuki bu &uuml;&ccedil; kelime birbirini tamamlayamaz ve olumlu bir terkip halinde kati surette kullanılamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ne İslam&rsquo;ın ne de M&uuml;sl&uuml;man &acirc;limlerinin orta&ccedil;ağı yoktur. Tabiatıyla bir cemiyetin m&uuml;tefekkiri, şairi ve yazarı bu zihni s&ouml;m&uuml;r&uuml;n&uuml;n tesirinden kurtulamayınca, diğer fertleri de, Batının kulu ve Avrupa&rsquo;nın &uuml;mmeti haline geliyor&hellip;</span></span></span></span></p> <div> <p style="text-align:justify">&nbsp;</p> <hr /> <div id="ftn1"> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">[1]</span></span></a> Savaş Ş. BARK&Ccedil;İN, Medeniyet Aklı, Mostar Yayınları, 6. Baskı, s 277,</span></span></p> </div> <div id="ftn2"> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">[2]</span></span></a> Savaş Ş. BARK&Ccedil;İN, Medeniyet Aklı, Mostar Yayınları, 6. Baskı, s 277,</span></span></p> </div> </div>
ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?