Vahşi Düzenin Kitapları

Alper Duran
Alper Duran
Vahşi Düzenin Kitapları
09-12-2021
<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><em>Kıyl&uuml;kal tahtının masallarında,</em></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><em>Tıkırtılar yaldızlı kisvelere b&uuml;r&uuml;n&uuml;rken,</em></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><em>Kitaplar kapıkulu sayılıyor,</em></span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Toplumların mamur olabilmesinin genel kaideleri vardır. Bunlar, &ouml;zellikle okumak, d&uuml;ş&uuml;nmek, kaleme almak ve uygulamaktan m&uuml;rekkeptir. Gerek maziyi ve gerekse g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; tahlil ettiğimizde, karşımıza iki farklı gelişmişlik &ouml;l&ccedil;&uuml;t&uuml; &ccedil;ıkmaktadır. Bunlardan birincisi, ictim&acirc;&icirc; ilerleme, ikincisi ise teknik ilerleme ilerlemedir. Alelhusus, bu iki ilerlemenin temelinde, maarif ve k&uuml;lt&uuml;r damlaları yer alır.</span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir iş veya oluşun kıymete haiz olabilmesi i&ccedil;in, evvelen ve hususen vicdani temele dayanması iktiza eder. Vicdana dokunmayan maddi bir terakkinin insana huzur vermesi, kabil değildir. Mamafih, insani olmayan s&uuml;re&ccedil;lerin, medeniyet y&ouml;n&uuml;nde ilerlemesi de, muhaldir. Medeniyet dediğimiz mefhum, insan fıtratına m&uuml;nasip meyvelerin olgunlaşmış halidir. Bir kişinin ya da toplumun, iktisadi durumu ne denli iyi olursa olsun, kalbine dokunan esenliklere sahip değilse, o kişinin hayattan ziyadesiyle tat alması m&uuml;mk&uuml;n değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ruhun esenlik i&ccedil;erisinde olabilmesi i&ccedil;in, asgari oranda manevi terenn&uuml;me ihtiya&ccedil; vardır. Bazı aileler ve toplumların maddi imk&acirc;nlardan yoksun olmasına rağmen, olduk&ccedil;a mutlu olmaları, onların insanlık muhitinde sebat ettiklerini g&ouml;sterir. Bununla birlikte, bazı varlıklı kişilerin normalden daha mutsuz olmalarının altında, ruhun değil, s&uuml;rekli bir şekilde nefsin beslenmesi yatmaktadır. Haliyle insanın hilkatine dokunmayan gelişmişlik durumu, medeniyet olamaz.</span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İnsanlık, batının bize yutturduğu d&uuml;zene g&ouml;re, her ge&ccedil;en g&uuml;n daha k&acirc;mil bir mesabede olması gerekir. Fakat gel g&ouml;r ki, vakitler ge&ccedil;tik&ccedil;e daha azgın, daha tatminsiz ve daha saldırgan bir hal almıştır. Bunun en &ouml;nemli nedeni, yukarıda belirttiğimiz okuma, tefekk&uuml;r eme, yazma ve tatbik etme sıralamasından uzaklaşmasıdır. Ya da var gibi g&ouml;z&uuml;ken bu hususların sanat anlayışından &ccedil;ok, modern zamanların reva&ccedil;ta olan eğilimlerine kurban gitmesidir. Bu eğilimlerin yıprattığı en m&uuml;him başlıklar ise, maarif ve k&uuml;lt&uuml;rd&uuml;r. Medeniyetin en m&uuml;him yapı taşlarından biri olan maarif ve k&uuml;lt&uuml;r, toplumun umran ve irfan yolculuğunun ab-ı hayatıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; medeniyetin can damarı, maarif ve k&uuml;lt&uuml;rd&uuml;r. Bu sebeple, Batı uygarlığı, barış nutukları &ccedil;er&ccedil;evesinde, g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullanarak eski d&uuml;zendeki gibi istila ve savaş anlayışını lağvetmiş, bunun yerine s&ouml;m&uuml;r&uuml; ve k&uuml;lt&uuml;r emperyalizmin taktiklerini uygulamaya koymuştur. İşte bug&uuml;n yaptıkları tam da, budur. Batı, gerek iktisadi, gerek ictim&acirc;&icirc; ve gerekse manevi kalkınmanın en &ouml;nemli iki temel taşının eğitim ve k&uuml;lt&uuml;r olduğunu bildiğinden dolayı, planlarının ağırlığını bunlar &uuml;zerine y&uuml;klemiştir. Tabi her şeyi batının &uuml;zerine yıkıp kenara &ccedil;ekilmek kolaycılık olur. Bu nedenle batının tuzaklarını dillendirirken bizim miskinliğimizi, hazırcılığımızı ve nefsi yanlarımızı da ifade etmek icap eder. </span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Basın ve yayın &acirc;lemi, toplumların kalitesini yansıtan en belirgin, en bariz ve en somut &ouml;rneklerdir. Kitapların ufku ve derinliği, dergilerin/mecmuaların araştırmacı yelpazesi ve gazetelerin s&ouml;z ve haber seviyesine bakınca, toplum adına bir&ccedil;ok konuda kanaate varılabilir. Gazetelerin i&ccedil;eriği dedikoduya dayalı, hakaretamiz ifade ve infial uyandıracak haberler ihtiva ediyor, dergiler yuvarlak c&uuml;mleler ile bilinen mefhumlar etrafında dolaşıyor, farklı bakış a&ccedil;ılarını tetikleyecek m&uuml;samahak&acirc;rlık i&ccedil;ermiyor ve araştırma heyecanını neşet ettirecek bir kardelen inkişafını ortaya koyamıyorsa, kitaplar konu edindiği mevzuyu enine-boyuna ele almıyor, keyfiyetten &ccedil;ok sloganik ibareler ile g&uuml;n&uuml;n reva&ccedil;ta olan anlayışı &ccedil;er&ccedil;evesinde ilerliyor ve cancanlı bir tasarımla satış politikasını &ouml;n plana &ccedil;ıkarıyorsa, orada hakiki manada okuyan, d&uuml;ş&uuml;nen, neşreden ve uygulama azmi ve cehdinde olanların işi olduk&ccedil;a zordur. Bu kişiler, <em>&ldquo;aklı yeten, ama g&uuml;c&uuml; yetmeyen&rdquo;</em> z&uuml;mresine d&acirc;hil olur. &nbsp;İşte bu kişiler, hır&ccedil;ınlaşmış ve aklını yitirmiş d&uuml;nyanın, talihsiz yolcularıdır. <em>&ldquo;S&ouml;ylese kar etmeyen, sussa g&ouml;nl&uuml;n razı olmadığı&rdquo;</em> o b&uuml;y&uuml;k bahtsızlık deryasının &ouml;nemsiz bir katresi gibidir. </span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir memleketteki kitap basım ve satım sayısıyla doğru bir kanaate varılamaz. Ancak bunun &ouml;nemsiz olduğu da anlaşılmamalıdır. Sadece sayılar &uuml;zerinden bir encama ulaşmanın doğru olmayacağı bilinmelidir. Basım sayısından ve raflarda ne kadar t&uuml;kendiğinden daha anlamlı sorular yoksa, sorunlarında anlamı kalmamış demektir. Değerli kitaplar da, peygamberler gibidir. Kavmi tarafından pek sahiplenmezler. Fakat bizim tedirginliğimiz, naşirlerin m&uuml;ktesebat yetersizliğidir. Asumana bakmadan yağmur yağacağının haber verilmesidir. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n dayanılmaz maviliğe rağmen birilerinin, hem de &ccedil;ok&ccedil;a birilerinin yağmurun yağacağına inanmasıdır. Yağmurun yağmamasına rağmen, bu gaflet uykusuna devam edilmesidir. Soytarıların hezimete uğramış nağmeleriyle, kitapların ırzının kirletilmesidir. Cemiyetin bu hazin manzarası karşısında teess&uuml;r oluşumuza, birilerinin b&icirc;g&acirc;ne kalması ve hatta tahfif etmesidir. Aslında haklılar, hep aptalca g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r haklılığın peşinden gitmek&hellip;</span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bir meselenin k&acirc;milen anlaşılması i&ccedil;in, onu husule getiren mevzuların c&uuml;mlesine değinmek gerekir. Bu bakımdan birde bası(m)n ve yayın kuruluşlarına g&ouml;z atmak icap eder. Bu mecrada, k&uuml;lt&uuml;r hizmetinden &ccedil;ok, para kazanmaya odaklanmış, muhteva yerine, Pazar yelpazesinin &ouml;n planda tutulduğu, pop&uuml;laritenin g&ouml;zetildiği ve moda eğilimlere g&ouml;re &ouml;ncelik sağlandığı bir ortam varsa, işler sarpa sarmış demektir. İşte bu durumlarda ve zamanlarda, eşekle k&uuml;heylanın, &ccedil;akalla aslanın ve yarasayla kartalın karıştırılma ihtimali hayli y&uuml;ksektir. Bilginin kıymeti, kimliğin bilinci ve mananın cevherinin herc&uuml;mer&ccedil; olduğu yerde, uyduruk ifadelerle dolu kitaplar, &ccedil;ok satanlar listesine demirlerken, her bir c&uuml;mlesi ilme kapı aralayan eserler ise, basılmaya dahi imtina edilir. Şunu da belirtelim ki, bir şeyin fazlaca ya da asgari oranda rağbet g&ouml;rmesi, onun değerini belirlemez. Anlatmak istediğimiz maksat, <em>&ldquo;marifet iltifata tabiyse&rdquo;</em> bu &ccedil;arpık şerait, hangi marifetin iltifatıdır. Beni ırgalayan husus, bazı kitapların fazlaca rağbet g&ouml;rmesinden ziyade, insanımızın ve &ouml;zellikle gen&ccedil; dimağların ş&uuml;mull&uuml; &ccedil;alışmalardan mahrum kalması, hileli y&ouml;ntemler marifetiyle sanal, sathi ve sığ d&uuml;ş&uuml;ncelerden m&uuml;teşekkil kitaplarla zaman harcaması ve bunun nihayetinde, kitapla ve k&uuml;lt&uuml;rle hemhal olduğunu zannetmesidir. </span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Modern zamanların pek itibarlı eylemlerinden biri olan kitap okuma g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;, birilerinin &uuml;nlenme hevesine, birilerinin para kazanma hırsına ve birilerinin de saygınlık kazanma tezg&acirc;hına hizmet etmektedir. &Ouml;zensizce hazırlanan ve hemen her c&uuml;mlesiyle ahengin tırtıklandığı nice kitaplar, hangi altyapının, hangi m&uuml;tehassıslığın, hangi dirsek &ccedil;&uuml;r&uuml;tmenin ve hangi zamanlarda &ccedil;ekilen derdin meyvesidir? Yayınevlerinin &ccedil;ok satma yarışına heba edilen ve cicili bicili kapak ve tasarımıyla piyasaya s&uuml;r&uuml;len b&ouml;ylesi &ccedil;alışmalar, maalesef k&acirc;ğıt israfından başka bir şey ifade etmiyor. Kapış kapış edilen kitap &ccedil;&ouml;pl&uuml;ğ&uuml;, s&ouml;zlerin uyuştuğu bir ayrılışa s&uuml;r&uuml;kleniyor. Bilmem ki, bu yazarlar (!) hangi vakit okuyor, hangi vakit d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ve hangi vakit yazmanın sırrına eriyor&hellip; Yazmak kalplere iz bırakan g&uuml;l bah&ccedil;esidir. G&uuml;ller ise, muğlak mevsimlerde a&ccedil;maz&hellip; Fakat her yanımız naylon &ccedil;i&ccedil;eklerle kuşatılmış durumdadır.</span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Okumak, bir kimliğin geleneğine bakmadan, yaşamadan ve yaşamayı g&ouml;ze almadan icra edilecek bir evcilik oyunu değildir. Yazmak ise, her yerde aranır ve g&ouml;r&uuml;n&uuml;r olmakla ruh kazanmaz. Batakhanelerin ve soytarıların alkışlandığı yerde, fahişeleşmiş d&uuml;zenin sayısal verileriyle irfan yoluna revan olunmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kirli damarlar ayrılıklara teşne olunca, ahlakın g&ouml;zleri &ccedil;apaklaşır. G&ouml;zler, ancak ahlakın ustabaşı olduğu at&ouml;lyelerde parıldar. Parlaklık ise, iffetin sadeliğinde şavkını sa&ccedil;ar. İşte okumak ve yazmak, sakin bir iffetin hır&ccedil;ın k&ouml;şelerde kendine sefer d&uuml;zenlemesidir. Bilemez bazı n&acirc;siyeler, bu hafif ve hoş iddiayı&hellip; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bazı n&acirc;siyeler, secdenin s&uuml;k&ucirc;netini her g&uuml;n tekrarlayamaz&hellip; </span></span></p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify">&nbsp;</p> <p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Vahşi d&uuml;zenin kitapları satılıyorken, satılıyor kitaplar&hellip;</span></span></p>
ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?