USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

İSLAMIN TEMEL AKİDESİ TEVHİD IŞIĞINDA TOPLUMSAL VAHDET

05-04-2016

Bu yazıda, Tevhid ile toplumsal vahdet (birlik) arasındaki nitelikli ilişki pratik boyutlarıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Bugüne kadar Tevhid kavramına dair çalışmalar Tevhidin bireysel ve zihinsel anlamda ifade ettiği soyut değere yoğunlaşmıştır. Şüphesiz toplumsal bir boyuttan bahsedecek isek bireyden başlamak gerekir. Ancak bunun düşünsel ve soyut boyutları üzerinde duran çalışmalar, geniş kitlelerce konunun yeterince anlaşılmasını sağlayamamıştır. İşte bu nedenle, Tevhidin toplumsal boyutlarını somut düzlemde değerlendirmek istiyoruz. Tevhidin ictimai hayatımız için önemi ve topumsal birlikteliğimizin/vahdetin sağlanmasının önündeki engelleri göz ardı etmeden…

Tevhid insanın ve insanlığın birliğini ifade eden bir kavramdır. İctimai buhranlarımızın atlatılması ve toplumsal vahdetimizin Evrensel Medeniyet Yürüyüşümüze destek sağlayacak derecede sağlanabilmesi için üzerimize düşen sorumluluklar da ayrı bir başlık halinde ihmal edilmemiştir. Sonrasında yıllarca içinden çıkamadığımız bu olumsuz havanın dağılması için gerekli olduğunu düşündüğümüz köşe taşı mahiyetinde temel ilkeler verilmiştir. Bu ilkelerin hayata geçebilmesi için taşın altına elimizi koymak adına, pratik bazı adımlar paylaşılmıştır.

A. TEVHİD İLE HAYATIN BAŞLAMASI ve DEVAM ETMESİ

Kâinatın yaratıcısı Allah’tır. Allah bir olandır. Kâinat bir olandan neşet etmiştir. Bir olanın emriyle kâinat varlığını bulmuştur. Kâinatın hizmetine verildiği insan, hayatı boyunca tevhide doğru bir yolculuk içindedir. Bu yolculuğu kazasız belasız tamamlamak ile mükelleftir. Tevhid ve vahdet arasındaki döngüsel kural üzere yaratılan kâinatta insan, yaratılış hikmetiyle bu döngüsel kurallar üzerinden hayatı sürekli inşa sorumluluğundandır.

Allah varlığı tevhid prensibi üzere yaratmıştır. Her bir bitki türünün tek bir tohumdan neşet etmesi gibi… İnsan da tek bir nefisten yaratılmış ve çoğalmıştır. Bu sürecin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için tekrar tekrar tevhidi süreçlerin yaşanması gerekmektedir. Bir aile olabilmek için birlikte bir hayatı paylaşabilmeye yeter tevhidi zemini bulmak gerekir. Bir millet oluşturabilmek için bireylerin asgari tevhidi zihniyete ve pratiğe sahip olması gerekir. Bir devlet olabilmek için milletçe tevhidi içselleştirmek gerekir. Yaşadığımız dünyayı da tevhide taşımak sorumluluğumuz vardır. İnsanların bir birine zarar vermediği bir dünya ancak bu şekilde mümkündür. Müminler bu süreçlerde rol almak zorundadır.

B. VAHDETİMİZİ BOZAN ŞEYLER

Şüphesiz tevhidi bir şuurla vahdet oluşturup, vahdet halkalarından coğrafyaların vahdeti ve nihayet insanlığın vahdetini bulmak için işe bireylerden başlamak gerekir. Somut olarak bir şeyleri fark etmemiz gerek. Aslında bunlar bizim çok da iyi bildiğimiz ancak hayatın akışı içinde bizi nasıl etkilediğini fark edemediğimiz şeyler. Bizi nasıl perişan ettiğini ıskalayıp da sorumluluğu hep kendi hesap alanımız dışındaki sahalara pasladığımız engellerimiz. Dünyanın her yerinde geçerli evrensel engeller. Şimdi hızlıca bunlara bir göz gezdirelim.

1. DEDİ KODU

2. SUÇLU ARAMA / SUÇLAYICI YAKLAŞIM

3. OLUMSUZ YAKLAŞIM

4. ŞİKAYET

5. MAZERET BEYAN ETME

6. ABARTMA/YALAN

7. HAYAL İLE GERÇEKLERİ KARIŞTIRMAK

Bu başlıkların her birine dair uzun anlatımlar yapmak mümkündür. Ancak arife tarif gerekmez kelamı kibarınca malumu ilama gerek yoktur.

C. VAHDETE ULAŞMAK İÇİN DÖRT KÖŞE TAŞI

Tevhidin ve vahdetin buluştuğu evrensel örgüde bireyler olarak ve toplum olarak ulaşmamız gereken manevi gelişim basamakları bunlardır diyebiliriz. Dürüstlüğümüz öncelikle kendimize karşı olmalıdır. Bu aynadaki kendimizi doğru okumak olarak yorumlanabilir. Özgünlüğümüz kendi varlığımız ve kimliğimizle bulunduğumuz alanlara katkı sağlamak tarzında tezahür etmelidir. Değerlerin karşılıklı olarak tranferine imkan sağlayacak menfezleri oluşturmak vazifemiz vardır. Söz ve öz uyumu ise bir başka sorun alanı olmakla birlikte ideal olana yaklaşmak üzere yürümek zorundayız. Herkesin iyiliğini isteyen bir sorumlulukla…

1. DÜRÜSTLÜK

2. ÖZGÜNLÜK / BİZ OLARAK İNSANLIĞA KATKI SUNMAK

3. TUTARLI OLMAK/ SÖZÜNÜN ERİ

4. SEVGİ/HERKESİN İYİLİĞİNİ İSTEYEN BİR SEVGİ

D. YENİDEN BAŞLAYALIM VAHDET/BİRLİK YOLUNDA

Bu kadar ağır durum tespitlerinden sonra nereden ve nasıl başlanmasına dair bir yol yordam önermek gerek.

Selam ile başlamak öyle görünüyor ki çok iyi bir başlangıç olacaktır. Selam vermeyi unuttuğumuz ve bir alışkanlık olarak yaygınlaştırmaya çabaladığımız bir zaman diliminde boğulduğumuzu fark edelim. Hele apartmanlaşmanın getirdiği bir birini tanımazlık aymazlığı umarım son verilebilir bir olgunluğa ulaşır. Zenginleştiğimiz ve birbirimize olan muhtaçlığımızın azaldığı bir sürecin sonunda bu noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Bu bizi müstağni yapmamalı. Şükür duygumuzu ve duyarlılığımızı geliştirmeli.

Sevgi dillerimize çok aşina gönüllerimize yabancılaşan yanlarıyla aşina olduğumuz bir kavram. Bu romantik bir duygu ile ilgili değil. Başkalarının iyiliğini istemek üzere kurulu bir ilahi imanın tadı. Hepimizin iyi olması ve birimizin daha iyi olmasının diğerini rahatsız etmediğini keşfetmeyi başardığımız bir sıcaklık ve sempati.

Affetmek, tekrarlanan yanlışları aşağıya çekmenin bir başka yolu. Affetmez isek sadece kibir ve istiğna duygularımız kaşınmaya devam edecek ve yaralarımızı daha da kanatacak.

Affetmek güçlü olduğumuz zaman bir erdemdir. Bu da geçer YA HU edasıyla bağışlamak bizi ve affettiklerimizi yetiştirmeye, olgunlaştırmaya hizmet edecektir.

Dünyalık kaygılarımız bizi birbirimiz hakkında ileri geri konuşmaya sevk etmese keşke. Zira yanımızda biri hakkında konuşan, mutlaka bizim hakkımızda da konuşacak demektir. Peki niçin dedikodu yaparız. Bir şey için değersizleştirmek… Dostlarımızın değeri düşerse bu bizim değerimizi asla yükseltmez. Bunun idrakinde olmak gerek.

Birbirimiz için değerimizi ortaya koyan vasıflardan biri de zor zamanda borç verme ahlakı edinmektir. Biliyorum zor bir davranış. Ete dokunan, kemiğe dayanan bir süreç. Ama bilelim ki garantörü Yüce yaratan olan bir iyilik yelidir, samyeli. İnsanın bütün meyvelerini tatlılaştıran acı yanlarını törpüleyen bir rüzgardır bu. İşin özü, sözü özle buluşturan bir imtihandır bu…

1. SELAM

2. SEVGİ

3. AFFETMEK

4. BİRBİRİMİZİ DEĞERSİZLEŞTİRMEMEK

5. BORÇ VERMEK

Selam ve dua ile.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?