USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Hababam Sınıfının Marifetleri!

08-09-2020

Bu taciz işlerinde sinemanın ve görsel medyanın etkisi ne kadardır? Onu sorgulayan hiç kimse yoktur. Hayatımıza masum gibi görünerek giren nice seyirlik eserlerde, yanlışa yönlendiren onlarca sahne var. Üstelik bu yanlışı ailede herkes seyrediyor. Yavaş, yavaş insanlar alıştırılıyor. Rahatsızlık hissetmiyorlar.

İşte asıl tehlike o zaman başlıyor...

Hatırlayınız, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı... Yıllardır bu toplumun her bireyine zorla seyrettirilen bir film serisi, Ha Babam... Serisini, Tüm TV kanaları defalarca yayınladılar. Filmi hatırlayın ve fark edin... Tüm sınıf genç bir bayan öğretmeni resmen taciz ediyor yahu! Ve hiçbir bedel ödemeden, bir pişman mağdur pozunda üste çıkarak çıkıyorlar bu işin içinden... Bu olayı normal bir olaymış gibi, üstelik komedi filmi diyerek, topluma sundular. İçeriğindeki asıl tehlikeler görülmedi. Zaten senelerce öncesinden bu seri film, eğitimdeki laçkalaşmaya resmen çanak tuttu. Çok iyi bir şeymiş gibi, kimi okullarımız onların müziğinin okul ziline dönüşmüş hali ile, derslere öğrencileri çağırdılar. Varın tehlikeyi sizlerde fark edin... Bu seride daha neler, neler normal olaylar gibi, topluma sunuldu ve kabul gördü. Ahhh, sonra da bu eğitim sistemi neden laçkalaştı diye, yorumlar... Dinleyin teraneyi...

Yıpratılan öğretmen imajına, alkışlarla cevap verildi... Öğretmen aşağılandı, küçümsendi, alay konusu oldu... Bu yanlış örnekleme, tüm eğitim camiasına mal edildi. Mesleğin değeri yıpratıldı... BU SERİ FİLM, tüm toplum tarafından beğenilmeye yönlendirildi. Sonuçları ortadadır. Hala, beğenilerek izlenmesi de, bizim garip işlerimizden birisidir. Öğrenci gözünde, kanatları kırılmış bir kuş misali, öğretmen algısı ortaya çıkarılmıştır... Acaba, bu seri filmi yapanlar açtıkları bu yaranın farkında mıdırlar? Yaptıkları işten memnun mudurlar?

Üzülmedim desem yalan olur..

***

Bu ülkede televizyonun, görsel medyanın, yaptığı yıkımı darbeler dahil hiç bir şey yapmadı... Bir yazımda eğitime dolaylı darbe vuran,  Hababam Sınıfı tahribatından söz etmiştim.

Diziler, toplumu adeta kurşuna diziyor, ahlâken çözüyor, zihnen köleleştiriyor.

Aşk-i memnu ile amca karısı ile yatmayı öğrendiniz sustunuz!

Evli kadınların bedenini sunmayı başka diziden öğrendiniz sustunuz...

Küçük kızların erkekler ile yatmasını başka diziden öğrendiniz sustunuz ...

Namus kavramı, gitti kadınlar da, erkeklerde edep bitti...

Bazı şeyler için çok geç olsa da zararın neresinden dönsek kardır. Yeşilçam filmlerinden sonra özellikle 2000 yılından sonra ki tüm diziler istisnasız toplumu, değer yargıları, toplum ahlakını, gençlerimizi zayıflatan/yok eden/ zehirleyen içeriklerle doluydu . RTÜK denilen yapının bu konuda yetersiz, duyarsız kaldığını anladık .

Bir dizide bir adamın 4 kadından 4 çocuk yapmasına neden ses çıkarmıyorlar. Yahut, sabah tüm ev kadınlarının evlerinde iken bazı TV programlarında, ev, aile yapısını yıpratan konular, sıradan konular gibi sunuldu. Bir kadın, bir erkek, ahlaksız bir şekilde evli olduğu halde başka biri ile olan ilişkisini itiraf ediyorum diye, ballandıra, ballandıra anlattı. Bir nevi reklamını yaptı. Üzülerek ifade edeyim tüm ev halkı, oturup bayıla bayıla izlediniz... Köylü yapınca cahil, sosyete yapınca çapkın... Zengin evlilik dışı yaşayınca, birliktelik diye tanıttık. Nasıl birliktelik ise, nikahsız olacak bir şekilde idi.

Şimdi; Çocuklara sarkan tarikat ta istemiyoruz mutlaka tarikatlar cemaatler STK´larda kontrol edilsin...

Çaresiz kaldığı için, birilerine mecbur kalan çaresiz insanların hikayelerini de, duymak istemiyoruz.

Bu konuda yasal zemin hazırlanarak, bazı suçlara idam düşünülmelidir.

Tüm ahlaksızlıklara asla prim verilmemelidir. Hatta yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Sonuçta hedef alınan bu toplumun temel taşı olan, ailedir. Bunun adı görünmeyen ahlak savaşıdır. Bu konuda taraf olmak zorundayız. Tepkisiz kalmayalım. Sokaklarımız, caddelerimiz, batı kültürünün etkisi altında kalmış, gençlerimiz ile doludur. Bunları korumak zorundayız. Doğal afet gibi üzerimize gelen yıpratıcı, yok edici, bu batı kültürü işgaline dur demeliyiz... Bu işin ciddiyetini anlayarak, tedbir almak zorundayız. Gelecek genç neslimizi korumak zorundayız.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?