Orhan Arslan
BATILI DEVLETLERİN GERÇEK YÜZÜ
Bilge Kral Aliya, batı hakkında şöyle diyor; ''Bunu hiç unutma evlat! Batı, hiçbir zaman uygar olmamıştır. Bugünkü, refahı; devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur!...'' Atilla İlhan; ''Sözde okur, yazar geçinen taifenin; Batını gerçek yüzünü tanımadan Ülkemize, Batılılaşma adına; kimilerinin, ihanetler getirdiğinden bahseder.'' Kısacası; Batı emperyalizminin; yaptığı kötülükleri, yanlışları anlatan, ifade eden, eserler yazılmıştır. Bazı fikir adamı ve düşünce insanları; Bu konuda hep bizi uyarmıştır. Tek dişi kalmış canavar, tanımlaması; akıllardan çıkmaz...
Dünya tarihinin bilinen zamanları, şu gerçeği ortaya koymaktadır. Batı diye tanımladığımız, Avrupa toprakları; hep kan ve gözyaşı ile anılan topraklardır. Kendi aralarındaki amansız savaşları bir kenara bırakacak olursak; keşfettiği, yeni sömürgelerde; aradığı, taze ve bakir topraklarda; hep ölüm ekmiştir. Gözyaşı ve kandan başka miras bırakmamıştır. Her geçtiği yeri rahatlıkla bulabilirsiniz. İzlerini ortada bırakmışlardır. Özel bir gayret harcamanıza gerek yoktur. Döktüğü kanı, yaptığı vahşeti takip ederek... İzlerini bulabilirsiniz. O yerlerdeki insanların kazancı, yer altı ve yerüstü zenginlikleri; hep iştahını kabartmıştır.
Asırlardan beri, tek amaçları vardır. Bedavadan kazanmak. Emek sarf etmeden, dünya nimetlerini tüketmek. Yahut az bir emekle; çalışan tüm insanların, kazançlarını ellerinden almak ve onları dolaylı, ya da direkt köleleştirmektir. İki cümle ile; Batının asıl amacı, izah edilmiş sayılır. Bu nedenle; kapitalizm sisteminin yayılması, yaşanabilir olması için; çaba sarf etmektedir.
Avrupa tarihinin değişik zamanları, Avrupa kökenli ABD tarihi hep bu örneklerle doludur. İnsanları esir almak, onların emeklerini çalmak, onları köleleştirerek; her türlü çalışmalarından yararlanmak, birinci hedefleridir. ABD ölçeğinde Kızılderililere, siyahlara yaptıkları zulümler, Tarihin derinliklerinde gerçekliğini korumaktadır. Bu fikri taşıyan devletler, Bu amaçla; asırlarca kendi topraklarının, dışındaki yerlere seferler düzenlemişlerdir. Bu amaç için; yapmayacakları zulüm, yapmayacakları işkence yoktur. Dünyanın her tarafında; bunu örneklerini yaşamışlardır. Gerekirse; haksız şekilde elde ettikleri, güç ve parayı kullanarak; savaş dahil her türlü seçeneği, hayata getirmekten çekinmemişlerdir.
Bütün bunları yaparken; kendilerinin dışındaki, DÜNYA' YA, kendilerini masum, çalışkan, ilerlemeyi hakkıyla elde etmiş, sadece emeğinin karşılığını almış; bir devletler topluluğu olarak, tanıtmaya devam etmektedirler. Bu konuda Batılı toplumların ekonomisine katkı veren Yahudi sermayesi kurdukları devlet aracılığı ile Batılıları aratmayacak zulüm ve soykırım yapma girişiminde bulunmaktadırlar. Onlara göre kendilerinin dışındaki insanları, insan olarak görmezler. O nedenle insan olarak görmedikleri insanlara da, insan hakları verme taraftarı değillerdir. Onlara bakarsanız gerçek medeniyeti temsil etmektedirler.
Asla gerçekler, böyle değildir. Batı, her zaman acımasız, insanı köleleştirmek ten zevk duyan, emek sarf etmeden; Dünyanın her türlü nimetinden yararlanmayı, kendisine hedef olarak koymuş, bir yapıdır. Bunu elde etmek için; yapmayacağı zulüm yoktur. Hala da; bunu yapmaya devam etmektedir.
Bugün, tüm Afrika Kıtası, onların sömürgeleridir. Adamların canlarını, kanlarını emmektedirler. O nedenle; kimi zaman, Avrupa devletlerinin çıkar savaşında; gariban Afrika ülkeleri kurban edilmektedir. Dünyanın gözü önünde; birbirlerini yok etmelerini; keyifle seyretmektedirler. Oradan kaçan, Batıya sığınmak isteyen, tüm insanları; Avrupa'da çok ucuz fiyatlara çalıştırmaktadırlar. Üstelik onlara, hiçbir sosyal yardım yapmadan, emekli prim yatırmadan, sigorta işleri olmadan... Düşünsenize; bir işveren için; karın tokluğuna çalışan, hiçbir hak iddia etmeyen; dolaylı kölelerden daha kıymetli, iş gücü var mıdır? İşte, Kapitalizm, onun için, geçerliliğini korumalıdır. Avrupa ve Batı dünyası buna dayanarak; tüm insanlığı sömürmeye ve köleleştirmeye devam etmelidir. İkinci Dünya Savaşı'nda her milletten insanı kendi bünyelerinde asker olarak görevlendirmekten çekinmemişlerdir. Cezayir asıllı Fransız ordusunda savaşan insanlara yıllar sonra bir teşekkür etme akıllarına gelmiştir.
Bütün bunları yaparken; kendilerini Dünya devletlerine nasıl tanıtmaktadırlar. Buna bakalım. Gayet medeni, her türlü Dünya nimetinin donatıldığı alanlarda hayatını yaşayan; çalışkan! hep üreten, her alanda zirve yapmış bir topluluk!!! Aslı, hiç bir zaman öyle değildir. Enflasyon oranları düşüktür. Çünkü, sömürdükleri ülkelerden gelen kaymak karlarla; o, açığı kapatmaktadırlar. Gelirleri yüksek gibi gözükmektedir. Doğrudur, ancak; o gelirleri çalışarak değil, çalarak elde etmektedirler. Bugün BATIDA hangi ülkede olursa olsun; diğer ülkelerden gelen, hem beden gücü ile hem akıl ve ilim gücü ile; bağlı bulunduğu Devlete, kölelik yapan, milyonlar vardır.
Uluslar arası örgütlenmelerle; gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerin; kendilerine kafa tutmalarının da önüne geçmiş, gibi gözükmektedirler. Bunu askeri ve siyasi alanda sağlamışlardır. Bu alandaki tüm yapılar, kontrolleri altındadır. Ekonomik alanda; gözükmeyen mali savaş biçimi ile; Dünyada parayı yönlendirmektedirler. Kısacası; para değerlerinin kontrolü, altın piyasasının kontrolü, bilim ve tekniğin kontrolü; kendi denetimleri altında, olsun isterler. Bunun için; gerekirse; çok acımasız davranarak; Devletleri iflas ettirebilirler. Çünkü, Dünyanın güvenilir bankaları, kendi denetimlerinin altındadır. Hayatın her alanında kendilerine hizmet edecek oluşumlar kurmuşlardır. Basın, siyaset, spor, müzik, sinema, moda, ne kadar topluma mal olmuş oluşumlar var ise, onlar tarafından kontrol edilmektedir. Bugün cep telefonları ile evlerimize kadar sömürü aletlerini ihtiyaç diye sokma başarısını göstermişlerdir.
Dışarıdan bakan, insanlar; Batı medeniyetine hayran olsun diye; tüm reklam metotlarını kullanırlar. O insanların BATI hayranı olarak yetişmesi bile; onlar için, bir kazanımdır. O nedenle; kendilerinin dışındaki ülkelerin; yetişmekte olan nesillerini, kendilerine hayran bırakmanın yollarını ararlar. Çizgi filmlerinden, sinema sektörüne; hayat tarzlarından, müzik sektörüne kadar; karşı tarafa üstünlük sağlamak adına; tüm çalışmaları yaparlar. Kendilerine hayran bıraktırma isteği, öncelikli hedefleridir. Çünkü, bilmektedirler ki; Bir Milleti, sömürmenin birinci yolu; o Milleti bağlı olduğu tüm değerlerden uzaklaştırmak, gerekir. Tarihi, inancı, bağlı olduğu tüm değerlerini; elindeki tüm silahları kullanarak, yıkmak; birinci görevleridir. Artık, devletleri yıkmak, milletleri esir almak için; cephe savaşlarına gerek yoktur. Savaşın her türlüsünü yapma imkanları ve güçleri vardır. Hatta, kimi zaman fethetmek istedikleri ülkelerin içerisinden de; işbirlikçileri bulmak çok kolaydır. Önceki asırlarda olduğu gibi, kimi zaman para ile, yahut korkutarak; o tür insanları satın almaya gerek yoktur. Ortaya koyduğunuz fikirleri, kendiliğinden kabul eden kimi insanlar; zaten sizin o, ülkedeki gönüllü ajanlarınız, sayılır. Hatta, bu tür insanlar; farkında olarak veya olmayarak, bu işi zevk duyarak, yaparlar. O, uğurda ölebilirler, bile... Şimdi gücü ve parayı elinde bulunduran bu ülkelerin; böyle de, bir avantajları vardır. Gönüllü, kapitalizm veya güç taraftarı olan insanlar...
Son yüzyılda; tüm Batı Ülkeleri ortak hareket etmektedirler. Kurulan, hayata geçirilen tüm uluslararası kuruluşlar; aslında bu amacı taşımaktadırlar. Hedef gördükleri, engel gördükleri, Ülkeleri saf dışı bırakmak, Şu anda; Ülkemiz, başata olmak üzere; İslam dünyası, hedefe konmuştur. Bu coğrafyadaki savaşın, asıl amacının bu olduğunu unutmamak gerekir. Rusya bile; sıcak savaşa girmekten çekinmediğine göre; henüz, savaş sonrası; pastadan dilim alma, meselesi çözümlenmemiş gibi, gözükmektedir... Eğer kendi çarklarının dönmesine müsaade etmeyen devletler olursa, savaş dahil her türlü imkanı kullanmakta tereddüt etmezler...
Şöyle bir gerçekle her zaman karşı karşıyayız. Ben ölmek istemiyorum diyen Ukraynalının haykırışını tüm Avrupa duydu. Ona duyarsız kalmadı. Anne ben yemek istiyorum, ekmek istiyorum Cennette ekmek var mıdır? Diye seslenen Suriyeli, Filistinli, çocuğun sesini kimse duymadı. Batılılar sağır kaldılar. Bir Balinanın kurtarılışını günlerce TV ekranlarında insanların gözüne sokan Kuruluşlar, soykırıma uğrayan, sağlık binalarını bile yıkılan, zulmün her türlüsüne şahit olmalarına rağmen, görmezden geldiler. Duymadılar...
Şimdi İran gündemlerini oluşturmaktadır. Nerede '' Kan kokusu alan köpek balığından daha tehlikeli olan , petrol kokusu almış; canavar bir insan köpek balığından daha tehlikelidir.'' bulunur, diyen düşünürler boşa konuşmamıştır.
Bugün eski ABD dışişleri bakanının açıklaması kulaklarımı çınlatıyor. '' Biz bazı devletlerde kendimize hizmet edecek insanları bulur, bize hizmet ettiririz...'' İşte İran'da son yaşananlar buna örnektir... Devletin ricalini toplu halde vurmak... Önceden de yapmışlardı...
Uyan, ey neslim. Araştır, oku ve de Batı dünyasının gerçek yüzünü öğren. Bu senin için; Anne sütü kadar önemlidir. Yarın, gelecekte Ülkendeki tüm insanların, özellikle kendi çocuklarının, torunlarının; bir esir ve köle mantığı ile yaşamasını istemiyorsan; bunları öğrenmek zorundasın... Hadi kolay gelsin...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.