Ahmet Hasdemir
KAÇIŞ RAMPASI
Geçtiğimiz gün şehir dışı bir seyahatte, otobanda ilerlerken gözüm yol kenarındaki bir levhaya takıldı: "Kaçış Rampası."
Sürücüler iyi bilir; özellikle dik rampalardan aşağı inerken, ağır vasıtaların veya yüksek hızdaki araçların teknik bir arıza sebebiyle freni patlayabilir. İşte tam o çaresizlik anında, yolun sağında beliren o toprak ve çakıl kaplı rampa, aracı uçuruma yuvarlanmaktan veya büyük bir faciaya yol açmaktan kurtaran son sığınaktır. Hayat kurtarır, felaketi önler.
Bu levhayı gördükten sonra kilometreler boyunca düşündüm. Sadece karayollarında değil, şehirleri yönetirken de, siyaset yaparken de çok ihtiyaç duyulan şeydir kaçış rampası.
Bir şehri yönetmeye talip olmak, direksiyonun başına geçmek büyük bir sorumluluk ister. Hele ki Sivas gibi köklü, hafızası olan, sokaklarında yaşanmışlıkların ve geçmişin hassas dengelerinin izini taşıyan kadim bir şehirde direksiyon sallıyorsanız, sorumluluğunuz çok daha ağırdır.
Kuşkusuz direksiyon başındaki isimlerin en büyük gücü, şehre hizmet etme heyecanıdır. Özellikle yeni neslin, genç kuşakların, dinamik beyinlerin enerjisine ve vizyonuna inanmak, gençlerin fikriyle yol yürümek bir şehir için büyük bir kazançtır ve takdiri hak eder. Kim ne derse desin gençliğin cesareti, geleceği inşa etmenin motor gücüdür.
Ancak unutmamak gerekir ki, en güçlü motor bile tek başına güvenli bir yolculuk için yeterli değildir. Hız ve dinamizm, mutlaka doğru bir navigasyon ve tecrübeli bir direksiyon hakimiyetiyle desteklenmelidir. Bu şehirde saçlarını ağartmış kişilerin, şehrin sokaklarında fırtınalar atlatmış, acıyı ve tatlıyı süzgecinden geçirmiş tecrübeli çınarların feraseti, gençliğin o güzel enerjisini kazalardan koruyacak en güvenli pusuladır. Gençlerin vizyonunu, geçmişin hafızasıyla ve tecrübenin rehberliğiyle harmanlayamayan her yönetim, en kararlı anında bile yol kazası riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Çünkü Sivas, düz ve hatasız bir otoban değildir. Keskin virajları, geçmişten kalan ve henüz tamamen kabuk bağlamamış hassas kırılma noktaları vardır.
Bazen iyi niyetle, kucaklayıcı olmak ya da şehrin imajına olumlu katkıda bulunmak adına bir takım projeler planlanabilir. Şehrin sosyolojisini dikkate almadan, ortak aklın süzgecinden geçirmeden, sırf anlık heyecanla semboller üzerinden hamleler yapmaya kalkışmak, rampa aşağı hızla kontrolü kaybetmekle eşdeğerdir.
Geçmişte bu şehirde semboller üzerinden açılan yaraları, geçmiş yönetimlerin güya bir kesimin gönlünü almak ya da siyasi hesaplar yapmak adına cadde ve meydanlarda giriştiği o "inatçı" dayatmaların şehri nasıl sıkıntılara soktuğunu hepimiz gördük, yaşadık. Sivas’ın yeni gerilimlere, semboller üzerinden yaşanacak kutuplaşmalara ve enerji kayıplarına hiç ama hiç ihtiyacı yoktur. Halkın dertleri ortadayken, gereksiz icraatların gündeme getirilmesi sadece yönetenlere değil, şehrimize, bize zarar verir.
İşte tam bu noktada, akil insanların, bu şehrin hafızasını taşıyan kalemlerin ve dostların uyarıları, aslında birer "Kaçış Rampası" vazifesi görür.
Dost acı söyler ama yoldaki tehlikeyi ilk o görür. Direksiyondaki isme düşen ise, etrafındaki beğeni büyüsüne kapılmadan, o uyarı levhalarını doğru okumaktır. Israrla gerilime, tabanda kırılmaya yol açacak projelere doğru hızlanmak yerine; rotayı şehri gerçekten birleştirecek, içinde taştan heykel olan değil insan yetişecek, yetiştirecek olan yaşayan kalıcı eserlere, eğitim yuvalarına çevirmek en güvenli çıkış yoludur.
Unutmamak gerekir ki; kaçış rampasını zamanında kullanmak bir zayıflık değil, aksine büyük bir devlet adamlığı, feraset ve şehre duyulan aidiyetin göstergesidir.
Bize düşen u nereye kıracağı ise tamamen kaptanın takdiridir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.