Taner Karabal
SİVAS’I BAŞKALARI ANLATINCA DEĞERİNİ ANLIYORUZ!
Geçtiğimiz hafta sonu Sivas, önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Sivas 4 Eylül Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 4. İsmail Güneş Basın Ödülleri dolayısıyla Türkiye’nin yaklaşık 70 ilinden yerel ve ulusal gazeteciler şehrimize geldi.
Bu organizasyon yalnızca bir ödül töreni değildi. Sivas’ın tanıtımı adına belki de son yılların en kıymetli fırsatlarından biriydi. Çünkü bazen bir şehri en iyi, o şehirde yaşayanlar değil; ilk kez görenler anlatır.
Nitekim öyle de oldu.
Sivas’a ilk kez gelen gazeteci dostlarımızdan biri sohbet sırasında şöyle dedi:
“Sivas’ı bambaşka hayal ediyordum. Ama karşıma tarihiyle, mimarisiyle, düzeniyle ve insanıyla gerçekten çok güzel bir şehir çıktı. İlk fırsatta ailemle tekrar geleceğim.”
İşte yıllardır anlatmaya çalıştığımız gerçek tam da budur.
Sorun Sivas’ın güzel olmaması değil…
Sorun, Sivas’ın anlatılamamasıdır.
Biz yıllardır “Kadim şehir” diyoruz.
“Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehir” diyoruz.
“Selçuklu’nun başkenti” diyoruz.
Peki sonra?
Sonrası maalesef koca bir sessizlik…
Çünkü bu sözleri söylemekle yetiniyoruz. Gerisini ise kaderine bırakıyoruz.
Acı ama gerçek şu ki; 2026 yılında hâlâ Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Sivas’ı yeterince tanımıyor. Oysa elimizde tarih var, kültür var, doğa var, gastronomi var, termal kaynaklar var… Ama bunların hiçbirini ülkeye doğru dürüst anlatamıyoruz.
Sonra da “Turist neden gelmiyor?” diye hayıflanıyoruz.
Turizm, oturduğunuz yerden gelmez.
Tanıtım, vizyon ister.
Emek ister.
Planlama ister.
Ve en önemlisi; şehri seven insanların önünü açmayı ister.
İşte bu yüzden bu tür organizasyonlar altın değerindedir. Yaklaşık 70 ilden gelen gazeteciler, Sivas’tan ayrılırken sadece valizlerini değil, şehirle ilgili izlenimlerini de götürdüler. Yazacaklar, anlatacaklar, paylaşacaklar. Bundan daha etkili bir tanıtım kampanyası olabilir mi?
Ama ne yazık ki bizde her güzel işin karşısına önce şüphe çıkıyor.
Bu organizasyonun hazırlık sürecinde burun kıvıranlar oldu.
“Küçük iş” diyenler oldu.
Destek verir gibi yapıp kenarda bekleyenler oldu.
İş başarıya ulaşınca ne oldu?
Bu kez herkes fotoğraf karesine girebilmek, herkes başarıdan pay alabilmek için yarıştı.
İşte bizim en büyük problemimiz de bu…
Başarıya ortak olmak isteyen çok.
Başarı için risk alan ise çok az.
Bu şehir, kişisel hesaplarla değil; ortak akılla büyür.
Sivas’ın artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir tanıtım anlayışına ihtiyacı var. Çünkü sahip olduğumuz değerler Türkiye’nin birçok şehrinden daha az değil; hatta çoğu zaman daha fazla. Eksik olan değerlerimiz değil, onları anlatacak irade ve vizyondur.
Bu vesileyle Sivas 4 Eylül Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, aynı zamanda meslek büyüğümüz Sayın Muhittin Karahan’ı ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Gerçekten Sivas adına yüz akı bir organizasyona imza attılar.
İnanıyorum ki bu ödüller birkaç yıl içerisinde sadece Türkiye’nin değil, uluslararası basın camiasının da takip ettiği prestijli bir organizasyona dönüşebilir. Bunun önünde hiçbir engel yok.
Yeter ki bu şehrin önüne set çekmeyelim.
Yeter ki başarıyı kıskanmak yerine destekleyelim.
Ve yeter ki Sivas’ın değerini, bize başkaları anlattığında değil; biz kendimiz fark edelim.
Son olarak, ödül alan tüm meslektaşlarımı tebrik ediyor, bu anlamlı organizasyonun gelenek hâline gelerek her yıl daha da büyümesini diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.