Taner Karabal
SİVASSPOR’U GERÇEKTEN BIRAKACAK MISINIZ?
Sivasspor bu şehrin ortak sevdasıdır. Sadece bir futbol kulübü değil, Sivas’ın en büyük markası, Sivaslının göz bebeğidir. Hal böyle olunca yaşanan her gelişme de doğal olarak herkesin ortak meselesi oluyor.
Mecnun Otyakmaz sonrası kulüp önce Bahattin Eken, ardından Gökhan Karagöl ve son olarak Burak Özçoban dönemlerini yaşadı. Özellikle son süreçte yaşanan ekonomik tablo ortadaydı. Geçen sezon eğer Abdullah Güler devreye girmeye girmeyip, destek sağlamasa, Sivasspor düşmüştü. Bir defa bunu bilelim ve durumun Sivasspor için hiçte iç açıcı olmadığını Abdullah Beyin sağladığı destekle kulüp olası bir yüklü borç sarmalından kurtuldu…
Allah var…
Sezon başında hepimiz “Bu takım düşer”, “Bu ekonomik şartlarda bu kulüp ayakta kalamaz” diyorduk. Gökhan Karagöl’ün kulübü beklenmedik şekilde bırakmasının ardından Burak Başkan elini taşın altına koydu. Bana göre Sivasspor’un play-off’u kaçırması değil, bu şartlarda ligde kalması bile başlı başına bir başarıydı.
Nitekim sezon sonunda yapılan basın toplantısında bunu herkesin önünde söyledim. Burak Başkan’a teşekkür ettim. Mücadelesini de emeğini de takdir ettim.
Ancak…
Bugün geldiğimiz nokta artık farklı.
Ortada uzayan bir divan süreci yaşadık. Sonuçta Divan Heyeti, “biz işin içinden artık çıkamıyoruz. Yapacağımızı yaptık” dedi. Ve külünün anahtarını ilin en büyük mülki amirine yani Sayın Vali Yılmaz Şimşek Bey’e teslim etti. Vali Bey’in farklı bir tarzı var. Bu tamamen farklı bir konu ama Sayın Valimizin sanki bu süreçte uzak durduğunu düşünüyorum. Neyse…
Ortada belirsizlik var.
Ortada cevabı verilmeyen sorular var.
Daha da önemlisi kamuoyunda giderek güçlenen bir kanaat var:
“Aslında onlar bırakmıyor.”
İşin ilginç tarafı, bu düşünce giderek yaygın bir kanaat haline gelmeye başladı.
Çünkü tablo bunu düşündürüyor. Yaşadıklarımız, gördüklerimiz de ortada.
Bir taraftan “Biz yokuz”, “Şu destek olmazsa devam etmeyiz” deniliyor.
Diğer taraftan gerçekten “Biz göreve talibiz” diyen insanlar ortaya çıkıyor. En azından niyeti olanları duyuyor, görüyoruz.
Peki, sonra ne oluyor?
Garip bir şekilde önce sosyal medya devreye giriyor.
Ardından yerelde adeta Truva atı gibi çalışan bazı isimler…
Göreve talip olanlar bir anda hedef tahtasına oturtuluyor.
İtibarsızlaştırılıyor.
Küçük düşürülüyor.
Hatta zaman zaman hak etmedikleri ithamlarla yıpratılmaya çalışılıyor.
Daha acısı ise bazı insanların sorgulamadan bu algının peşine takılması.
O yüzden artık açık konuşmanın zamanı geldi.
Eğer gerçekten bırakıyorsanız çıkın ve net konuşun.
“Biz artık yokuz. Bundan sonra kulübün önünü açıyoruz” deyin.
Ama hem “Yokuz” deyip hem de yönetmeye talip olanların önünü dolaylı yollarla kesmeye çalışırsanız buna kimse iyi niyetle bakmaz.
“Bunu neye dayanarak söylüyorsun?” diye sorabilirsiniz.
Çünkü yapılan onca görüşmeye rağmen hâlâ somut bir sonucun çıkmaması, divan sürecinin uzadıkça uzaması ve ortaya güçlü bir iradenin konulamaması işin doğrusu bende bu kanaati oluşturuyor.
Artık gerçeklerle yüzleşelim.
Sivas’ın ekonomik gücü belli.
Şehrimizin iş insanlarının imkânları belli.
250 kişiden 500 milyon lirayı toplayamayan bir şehiriz.
Konuşmaya gelince kimse mangalda kül bırakmıyor. Hatta olmadık laf-söz edenler bile var. İşin şovunu yapanlar biz olsak şu desteği vereceğiz, bu katkıyı sağlayacağız diyenlere “hadi gelin 1’er milyon verin” denildiğinde bir bakmışsınız usul usul kaçmaya başlamışlar. Yani Sivas’ın durumu bu dostlar. Bu gerçeği değiştiremeyiz. Bizim durumumuz bu.
O halde çözüm de buna göre üretilmeli.
Artık İstanbul ve Ankara başta olmak üzere ekonomik gücü yüksek, Sivas ve Sivasspor sevgisi taşıyan iş insanlarının da içinde bulunduğu güçlü bir yönetim modeli oluşturulmalıdır.
Kimsenin geçmişte bu kulübe verdiği emeği inkâr etmiyorum.
Tam tersine…
Bu kulübe yıllarca hizmet eden herkese teşekkür ediyorum.
Ancak futbolda da hayatın her alanında olduğu gibi hiçbir dönem sonsuza kadar sürmez.
Her canlının, her yapının bir ömrü vardır.
Bana göre bu yapının da artık ömrü dolmuştur.
Sivasspor’un bugün ihtiyacı olan şey geçmişin gölgesinde kalmak değil, geleceğin önünü açmaktır.
Mesele kişiler değil…
Mesele Sivasspor’dur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.