ALDATILMADAN SONRA GÜVEN YENİDEN KURULABİLİR Mİ?

Aldatmayı öğrenen kişinin aklına çoğu zaman iki soru aynı anda gelir: “Bir daha nasıl güveneceğim?” ve “Bu ilişkiye devam etmeli miyim?” Uzman Klinik Psikolog Mert Adil’e göre güven yeniden kurulabilir; ancak bunun yanıtı yalnızca özür dilemekte veya karşı tarafın affetmesinde değil, zaman içinde gözlenen davranışlarda aranmalıdır.

Aldatmanın ardından kişi yalnızca yaşanan olayı düşünmez. Geçmişte doğru sandığı anları yeniden sorgulayabilir; partnerinin söyledikleriyle yaptıkları arasındaki farkları hatırlamaya çalışabilir. Bu yüzden “Olanı geride bırak” çağrısı çoğu zaman işe yaramaz. Sarsılan şey sadece sadakat beklentisi değil, kişinin ilişkide neye inanabileceğine dair duygusudur.

GÜVENİ ONARAN DAVRANIŞLAR NELERDİR?

İlk koşul, aldatmanın ve gizlemenin sorumluluğunu üstlenmektir. “Aramız kötüydü, bu yüzden oldu” açıklaması ilişkideki sorunları konuşmaya açabilir. Ancak aldatma kararının sorumluluğunu diğer partnere yüklediğinde onarıma engel olur. Güveni zedeleyen kişinin savunmaya geçmeden soruları dinlemesi, çelişen açıklamalardan kaçınması ve birlikte belirlenen sınırlara uyması gerekir.

Aldatmanın sürdüğü veya temasın gizlice devam ettiği bir durumda güvenin yeniden kurulmasını beklemek gerçekçi değildir. İlişkiye devam etmeyi seçen çiftler, üçüncü kişiyle temasın durumu, hangi bilgilerin paylaşılacağı ve gelecekte hangi sınırların geçerli olacağı konusunda açık bir konuşmaya ihtiyaç duyabilir. Burada tek bir hazır kural yoktur. Önemli olan, verilen sözlerin haftalar ve aylar içinde davranışlarla desteklenmesidir.

Özür, başlangıç olabilir; güvenin geri döndüğünün kanıtı değildir. “Bana hemen güvenmelisin” baskısı yerine, incinen kişinin sorularına ve duygularına yer açmak gerekir. Aynı soruların tekrar edilmesi her zaman karşı tarafı cezalandırma isteği değildir; bazen kişi anlatılanların tutarlı olup olmadığını ve yeniden incinme riskini anlamaya çalışır.

TELEFONU KONTROL ETMEK GÜVENİ GERİ GETİRİR Mİ?

Aldatmayı öğrendikten sonra mesajlara, konuma veya sosyal medya hesaplarına bakma isteği anlaşılabilir. Kontrol etmek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Fakat güven yalnızca sürekli denetime bağlı kalırsa yeni bir sorun doğar: Kişi bir şey bulamadığında rahatlar, bir süre sonra yeniden kuşkulanır ve tekrar kontrol etme ihtiyacı duyar.

Bu, incinen kişinin “kuruntu yaptığı” anlamına gelmez. Şüphe bazen gerçek tutarsızlıklara dayanır. Ayırt edilmesi gereken, yeni bir ihlal belirtisiyle geçmiş ihlalin yarattığı alarm hâlidir. Çiftin üzerinde uzlaştığı geçici bir açıklık belirsizliği azaltabilir; ancak telefonun her an incelenmesi veya kişinin sürekli nerede olduğunu kanıtlaması tek başına güvenli bir ilişki kurmaz. Asıl soru şudur: Kontrolü azaltabilmek için karşı taraftan hangi tutarlı davranışları görmem gerekiyor?

AFFETMEK VEYA İLİŞKİYE DEVAM ETMEK ZORUNDA MIYIM?

Hayır. Affetmek, ilişkiye devam etmek ve yeniden güvenmek aynı karar değildir. Kişi yaşadığı olayı anlamlandırmaya çalışırken henüz devam kararını vermemiş olabilir. Ayrılmak da kalmak da dışarıdan verilen bir “doğru tepki” sınavı değildir.

Karar verirken yalnızca “Onu hâlâ seviyor muyum?” sorusuna bakmak yeterli olmayabilir. Şunlar da önemlidir: İhlal gerçekten sona erdi mi? Partnerim sorumluluk alıyor mu, yoksa beni suçlayıp konuyu kapatmaya mı çalışıyor? Sorularımı küçümsemeden yanıtlayabiliyor mu? Sınırlarım konuşulabiliyor mu? İlişkide kalmayı ben mi istiyorum, yoksa yalnız kalmaktan veya çevrenin tepkisinden mi korkuyorum?

Sözlü veya fiziksel tehdit, baskı ya da sürekli gerçekleri çarpıtma varsa öncelik ilişkiyi onarmak değil, kişinin güvenliğini ve destek kaynaklarını değerlendirmektir. Böyle durumlarda “İletişiminizi düzeltin” önerisi tek başına yeterli değildir.

ALDATILMA SONRASI SIK SORULAN SORULAR

Aldatan kişi gerçekten değişebilir mi?

Değişim söze bakılarak kesinleştirilemez. Sorumluluk alma, gizlemeyi bırakma, sınırları kabul etme ve bunları zaman içinde sürdürme gibi davranışlara bakılır. Bir kez özür dilemek, değişimin tamamlandığı anlamına gelmez.

Aldatıldıktan sonra sürekli şüphe duymak normal mi?

Güven ihlalinden sonra tetikte hissetmek anlaşılabilir. Ancak şüphenin yeni ve somut tutarsızlıklardan mı, yoksa geçmişte yaşanan ihlalin bıraktığı alarmdan mı beslendiğini değerlendirmek gerekir. Her kuşkuyu görmezden gelmek de her kuşku üzerine denetime başlamak da sağlıklı bir karar vermeyi zorlaştırabilir.

Aldatmanın ayrıntılarını öğrenmeli miyim?

Kişinin ne olduğunu ve ilişkinin bugün hangi koşullarda sürdüğünü anlamaya hakkı vardır. Fakat hangi ayrıntıların karar vermesine yardımcı olduğu, hangilerinin yalnızca zihninde yeni ve acı verici görüntüler yarattığı üzerinde durması yararlı olabilir. Soruların kapsamı kişiye ve duruma göre değişir.

Güven ne kadar sürede geri gelir?

Herkes için geçerli bir süre yoktur. Güven, takvim dolduğu için değil; tutarlı davranışlar, açık konuşmalar ve ihlalin tekrarlanmamasıyla yeniden değerlendirilebilir. Aylar geçmiş olmasına rağmen aynı gizleme veya suçlama sürüyorsa, yalnızca daha fazla beklemek çözüm olmayabilir.

Partnerim terapiye gelmek istemiyorsa tek başıma destek alabilir miyim?

Evet. Bireysel görüşmeler, partneri değiştirmeye yönelik bir yol değildir. Kişi kendi duygularını, sınırlarını, ilişki örüntülerini ve devam ya da ayrılık kararını etkileyen etkenleri çalışabilir. Çift olarak çalışılıp çalışılmayacağı ise ayrıca değerlendirilir.

Sivas’ta yetişkinlerle çalışan Uzman Klinik Psikolog Mert Adil, aldatılma sonrasında hedefin bir kişiyi affetmeye veya ayrılmaya ikna etmek olmadığını vurguluyor. Daha yararlı soru şu olabilir: “Bu ilişkide yeniden güvende hissedebilmem için neyin değişmesi gerekiyor ve bu değişim gerçekten yaşanıyor mu?”

  • Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel değerlendirme ve psikoterapinin yerini tutmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mert Adil Arşivi