BAZI İNSANLAR NEDEN DAHA ÇOK KAYGILANIR?

Kaygı, insanın karşılaşabileceği tehlikelere hazırlanmasına yardımcı olan doğal bir duygudur. Ancak belirgin bir tehlike bulunmadığı hâlde zihnin sürekli olumsuz ihtimaller üretmesi, zamanla günlük hayatı zorlaştırabilir. Bazı insanlar belirsizlik karşısında daha sakin kalabilirken bazıları neden bütün ihtimalleri tekrar tekrar düşünür?

Sivas’ta yetişkinlerle çalışmalarını sürdüren Uzman Psikolog Mert ADİL, yoğun kaygının her zaman yalnızca kötü bir olay yaşanacağına inanmakla açıklanamayacağını belirtiyor. Adil’e göre bazı kişiler, karşılaşabilecekleri durumları önceden hesaplayarak hazırlıksız yakalanmaktan veya incinmekten korunmaya çalışabiliyor.

“Kaygılı insan her zaman kötü bir şey olacağına inanmaz. Bazen yalnızca kötü bir şey olursa buna hazırlıksız yakalanmaktan korkar.”

HER İHTİMALİ ÖNCEDEN DÜŞÜNEBİLİRLER

Yoğun kaygı yaşayan bazı kişiler, gerçekleşmesi mümkün olumsuzlukları önceden düşünmenin kendilerini daha güvende tutacağına inanabilir. Bir görüşmenin nasıl geçeceğini, karşı tarafın ne söyleyeceğini veya yaptıkları bir hatanın hangi sonuçlara yol açabileceğini tekrar tekrar zihinlerinden geçirebilirler.

Bu düşünme biçimi başlangıçta tedbirli davranmak gibi görünebilir. Ancak düşünceler somut bir çözüme ulaşmıyor ve aynı ihtimallerin çevresinde dönüyorsa kaygının devam etmesine katkıda bulunabilir.

Örneğin çocukluk döneminde ebeveyninin bir olay karşısında sakin mi yoksa öfkeli mi davranacağını kestiremeyen biri, farklı ihtimalleri önceden hesaplayarak kendisini korumayı öğrenmiş olabilir. Çocuklukta işlevsel olabilen bu hazırlık biçimi, bazı kişilerde yetişkinlik döneminde sürekli tetikte kalma eğilimiyle ilişkili olabilir.

Bununla birlikte yoğun kaygıyı tek bir çocukluk yaşantısına bağlamak doğru değildir. Mizaç özellikleri, geçmiş deneyimler, öğrenilmiş düşünme biçimleri, güncel stres koşulları ve biyolojik yatkınlıklar kişiden kişiye değişen ölçülerde etkili olabilir.

BELİRSİZLİĞE DAYANMAKTA ZORLANABİLİRLER

Kaygılı zihin bazen olumsuz bir cevabı bile cevapsız kalmaya tercih edebilir. Çünkü ne olacağını bilmemek, kişinin kontrol edemediği çok sayıda ihtimalin ortaya çıkmasına neden olur.

Mesajına cevap alamayan biri, karşı tarafın meşgul olabileceğini düşünmek yerine ilişkinin bozulduğundan şüphelenebilir. Sağlığıyla ilgili küçük bir belirtiyi ciddi bir hastalığın işareti olarak yorumlayabilir. Sonucu henüz açıklanmayan bir görüşme hakkında en kötü senaryoya hazırlanabilir.

Bu noktada kişinin kendisine şu soruyu yöneltmesi yararlı olabilir:

“Her şeyin yolunda olması benim için ne anlama geliyor? Ne olduğunda ‘Artık her şey yolunda’ diyebileceğim?”

Eğer kişinin cevabı “Bütün riskler ortadan kalktığında” ise kendisini güvende hissetmesi zorlaşabilir. Çünkü günlük hayatta bütün ihtimalleri kontrol etmek ve geleceğe ilişkin tam bir kesinliğe ulaşmak çoğu zaman mümkün değildir.

DÜŞÜNMEYİ KONTROL ETMEK ZANNEDEBİLİRLER

Bazı kişiler bir konuyu yeterince uzun süre düşünürlerse olumsuz sonucu önleyebileceklerini hissedebilir. Oysa bir konuyu düşünmek ile o konuda çözüm üretmek her zaman aynı anlama gelmez.

Çözüm üretmek genellikle kişiyi uygulanabilir bir adıma götürür. Kaygılı düşünme ise aynı soruların tekrar edilmesiyle devam edebilir:

“Ya kötü giderse?”

“Ya başaramazsam?”

“Ya yanlış karar verirsem?”

Zihin bu sorulara kesin cevap bulamadıkça daha fazla düşünme ihtiyacı duyabilir. Düşünmeye ayrılan süre arttıkça da kişi, ortada gerçekten büyük bir tehlike bulunduğu izlenimine kapılabilir. Böylece kaygı düşünmeyi, düşünmek de kaygıyı besleyen bir döngüye dönüşebilir.

Buradaki temel ayrım şudur: Düşünmek yeni bir bilgi, karar veya uygulanabilir bir adım ortaya çıkarıyorsa problem çözmeye hizmet edebilir. Ancak kişi aynı ihtimalleri tekrar tekrar değerlendiriyor ve herhangi bir sonuca ulaşamıyorsa bu süreç kaygının sürmesine katkıda bulunuyor olabilir.

KUSURSUZ ZAMANI BEKLEYEBİLİRLER

Kaygı yalnızca düşünceleri değil, kişinin davranışlarını da etkileyebilir. Hata yapmaktan endişe eden biri kararlarını erteleyebilir, kendisini yeterince hazır hissetmediği için yeni başlangıçlardan kaçınabilir veya çevresindeki kişilerden sık sık güvence isteyebilir.

Kişi harekete geçmek için kaygısının tamamen ortadan kalkmasını bekleyebilir. Ancak korkulan durumlardan sürekli kaçınmak, kişinin bu durumlarla baş edemeyeceği yönündeki düşüncesini güçlendirebilir. Kaçınmak kısa süreli bir rahatlama sağlasa da uzun vadede kaygının devam etmesinde rol oynayabilir.

Kusursuz zamanı beklemek bazı fırsatların ertelenmesine veya kaçırılmasına neden olabilir. Çünkü hazır hissetmek her zaman harekete geçmeden önce ortaya çıkmaz; insan bazen küçük bir adım attıktan sonra kendisini daha hazır hissetmeye başlayabilir.

KAYGIYLA BAŞ EDEBİLMEK İÇİN NE YAPILABİLİR?

Kaygıyla baş edebilmek, bütün olumsuz ihtimalleri ortadan kaldırmak veya bir daha hiç kaygılanmamak anlamına gelmez. Amaç, belirsizlik devam ederken de günlük yaşamın içinde kalabilmek ve kaygıya rağmen işlevsel adımlar atabilmektir.

Kişi öncelikle kendisine şu soruyu sorabilir:

“Şu anda çözebileceğim gerçek bir problem mi var, yoksa henüz gerçekleşmemiş bir ihtimali mi çözmeye çalışıyorum?”

Ortada çözülebilecek güncel bir problem varsa somut ve uygulanabilir bir adım belirlenebilir. Ancak kişi yalnızca gelecekte gerçekleşme ihtimali bulunan bir senaryoya kesin cevap arıyorsa bütün belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışmak yerine belirsizliğe bir miktar alan açmayı deneyebilir.

Bazı durumlarda kaygının azalmasına daha fazla düşünmekten çok, kaçınılan küçük ve yönetilebilir adımları atmak yardımcı olabilir. Ertelenen telefon görüşmesini yapmak, yeterli bilgiye ulaştıktan sonra karar vermek, hata ihtimaline rağmen denemek ve sonucun gerçekte nasıl geliştiğini görmek kişinin baş edebilme inancını destekleyebilir.

Çünkü güvende hissetmek, hayatın hiçbir zaman kötü ihtimaller üretmeyeceğinden emin olmak değildir. Bir şeyler ters gittiğinde de kendimizi yeniden düzenleyebileceğimizi bilmektir.

Yoğun kaygı uzun süredir devam ediyor; uyku, çalışma hayatı, ilişkiler veya günlük işlevsellik üzerinde belirgin güçlük oluşturuyorsa kişiye özgü değerlendirme için bir ruh sağlığı uzmanına başvurulabilir.

Bilgilendirme notu: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerikteki açıklamalar bireysel değerlendirme veya tanı yerine geçmez. Kaygının nedenleri, belirtileri ve kişinin yaşamındaki etkileri bireysel farklılık gösterebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mert Adil Arşivi