Küçük Şehirde Psikolojik Destek Aramak: 'Biri Görür mü?' Kaygısı

Sivas gibi sosyal bağların görünür olduğu şehirlerde psikolojik destek ararken kaygı bazen görüşmede ne konuşulacağından önce başlar: 'Ya tanıdık biri beni görürse?' Bu düşünce anlaşılabilir; fakat yardım aramayı sürekli ertelediğinde, mahremiyeti korumaktan çok kaygının hayatı yönetmesine hizmet edebilir.

Bir psikoloğun bulunduğu binaya girerken tanıdık biriyle karşılaşma ihtimali, büyük şehirlerde de vardır. Ancak akrabalıkların, iş ilişkilerinin ve ortak çevrelerin daha görünür olduğu yerlerde bu ihtimal zihinde daha fazla büyüyebilir. Kişi yalnızca görülmekten korkmaz; görüldükten sonra hakkında bir hikâye kurulmasından, 'Demek ki ciddi bir sorunu var' diye düşünülmesinden ya da özel hayatının konuşulmasından kaygılanır. Böylece henüz gerçekleşmemiş bir ihtimal, sanki sonucu önceden belli bir olaymış gibi hissedilmeye başlanır.

Araştırmalar, ruh sağlığıyla ilgili damgalanmanın profesyonel yardım aramayı azaltabildiğini; özellikle utanma, tedavi görmenin etiketlenmesi ve durumun başkaları tarafından öğrenilmesi kaygısının önemli engeller arasında yer aldığını gösteriyor. Küçük ve birbirine bağlı topluluklarda mahrem kalma isteği daha belirgin olabilir. Burada mesele kişiye 'Başkalarının ne düşündüğünü önemseme' demek değildir. Asıl ihtiyaç, gerçek mahremiyet önlemleriyle zihnin ürettiği en kötü senaryoyu birbirinden ayırabilmektir.

GÖRÜLME İHTİMALİ İLE İFŞA EDİLMEK AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Kaygı, belirsizliği sevmez. 'Biri görebilir' düşüncesini kısa sürede 'Herkes öğrenecek' sonucuna çevirebilir. Oysa bir tanıdığın sizi bir binada görmesi, neden orada bulunduğunuzu bildiği anlamına gelmez. Bilse bile sizin ne konuştuğunuza erişimi olduğu anlamına gelmez. Zihnin yaptığı hata, olasılık ile kesinliği; görülmek ile özel bilginin açığa çıkmasını aynı şey gibi değerlendirmektir.

Bu kaygıyla randevuyu ertelemek kısa süreli rahatlama sağlar. Fakat zihin bu rahatlamayı 'Demek ki gitmek tehlikeliydi' biçiminde öğrenebilir. Bir sonraki adım daha da zorlaşır. Sorunlar büyüdüğü için değil, kaçınma tehlike beklentisini doğrulamış gibi hissettirdiği için. Bu nedenle amaç kaygının tamamen yok olmasını beklemek değil; makul mahremiyet önlemleri alıp kararı kişinin ihtiyacına göre verebilmesidir.

GİZLİLİK KONUSUNDA SORU SORMAK HAKKINIZDIR

Psikolojik görüşmede gizlilik yalnızca iyi niyet cümlesi değildir; mesleki etik ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili somut bir çerçevedir. Sağlıkla ilişkili bilgiler özel nitelikli kişisel veri olarak daha sıkı korunur. Bununla birlikte gizliliğin kapsamı ve istisnaları vardır. Uzman, ilk görüşmede bu sınırları anlaşılır biçimde açıklayabilmeli; hangi bilgilerin kaydedildiği, nasıl saklandığı ve kimlerin erişebileceği konusunda sorularınızı yanıtlayabilmelidir.

Randevu almadan önce 'Bekleme alanı nasıl kullanılıyor?', 'Mesajlarda hangi bilgiler yazılıyor?', 'Notlar ve iletişim bilgileri nasıl korunuyor?', 'Gizliliğin hangi istisnaları var?' diye sorabilirsiniz. Bu sorular güvensizlik göstergesi değildir. Aksine, psikoterapi çerçevesini anlamanın parçasıdır. Uzmanla yakın bir sosyal veya mesleki kesişim varsa bunu başta belirtmek de önemlidir; olası çıkar çatışması ya da ikili ilişki riski birlikte değerlendirilebilir.

MAHREMİYET İHTİYACI İLE UTANMA AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Mahremiyet ihtiyacı sağlıklıdır. Hiç kimse psikolojik destek aldığını ailesine, iş arkadaşına ya da sosyal çevresine açıklamak zorunda değildir. Utanç ise farklı çalışır: Kişi yardım alma ihtiyacını kendi değeri hakkında olumsuz bir kanıt gibi yorumlar. 'Birileri öğrenirse zayıf olduğumu düşünür' cümlesinin altında bazen 'Ben de yardıma ihtiyaç duymayı zayıflık sayıyorum' inancı bulunur. Dışarıdaki olası yargı ile kişinin kendisine yönelttiği yargı birbirini beslediğinde, randevu almak basit bir sağlık kararı olmaktan çıkar ve kimliği tehdit eden bir adım gibi hissedilebilir.

Bu noktada amaç kişiyi zorla görünür olmaya çağırmak değildir. Mahremiyeti korumak ile hayatı korkuya göre daraltmak arasında fark vardır. İşlevsel mahremiyet, gerekli önlemleri alır ve seçme hakkını kişide bırakır. Kaygıya dayalı saklanma ise hiçbir önlem yeterli değilmiş gibi davranır: Farklı saat seçilir, sonra bina riskli bulunur, ardından online görüşmede ses duyulur korkusu başlar. Tehlike ölçütü sürekli genişlediği için kişi bir türlü kendini hazır hissedemez.

Karar verirken üç soruya bakılabilir: Korktuğum şeyin gerçekleşme olasılığına ilişkin somut kanıtım ne? Gerçekleşse bile bunun anlamını zihnim ne kadar büyütüyor? İhtiyacımı ertelemenin bana bugünkü ve uzun vadeli bedeli ne? Bu sorular kaygıyı sıfırlamaz; fakat kararın yalnızca en kötü senaryoya teslim edilmesini engeller. İlk görüşme de uzun bir sürece verilmiş peşin söz değildir. Kişi, uzmanı ve çalışma koşullarını değerlendirip devam edip etmeyeceğine sonradan karar verebilir.

YÜZ YÜZE Mİ, ONLINE MI?

Online görüşme, giriş çıkış sırasında tanınma kaygısını azaltabilir; ancak tek başına mahremiyet garantisi değildir. Evde sesin duyulmayacağı bir oda, kulaklık, kesintisiz bağlantı ve görüşme sırasında içeri girilmeyeceğine dair bir düzen gerekir. Yüz yüze görüşmede ise randevu saatlerinin planlanması, bekleme alanının kullanımı ve iletişim biçimi sorulabilir. En doğru seçenek, 'Hangisi daha modern?' sorusuyla değil, 'Hangisinde güvenli ve düzenli bir çalışma sürdürebilirim?' sorusuyla belirlenir. Ayrıca seçenek zaman içinde değişebilir. İlk görüşmelere online başlayıp daha sonra yüz yüze devam etmek ya da bunun tersini yapmak mümkündür; önemli olan yöntemin başvuru nedenine uygunluğunun uzmanla birlikte değerlendirilmesi ve sürecin kesintisiz sürdürülebilmesidir.

Psikolojik destek almak, özel hayatı herkese açmak değildir. Kime, ne kadar ve ne zaman bilgi vereceğinize siz karar verirsiniz. İlk adım bütün hayatınızı anlatmak değil; uzmanı, çalışma çerçevesini ve kendinizi ne kadar güvende hissettiğinizi değerlendirmektir. Belki de sorulması gereken tek soru 'Biri görür mü?' değildir. 'Görülme korkusu yüzünden ihtiyacımı daha ne kadar ertelemek istiyorum?' sorusu da aynı ölçüde önemlidir.

Yazar hakkında: Uzman Klinik Psikolog Mert Adil, Sivas'ta yalnızca 18 yaş ve üzerindeki yetişkinlerle yüz yüze ve online psikoterapi çalışmaları yürütmektedir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel değerlendirme, tanı veya tedavinin yerini tutmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mert Adil Arşivi