İlişkilerinde Yalnız Hissedenlerin Ortak Özellikleri

Bir ilişki içinde olmak, insanın kendisini her zaman yakın ve anlaşılmış hissettiği anlamına gelmiyor. Bazı kişiler partnerleri yanlarındayken bile görülmediklerini, dinlenmediklerini ve duygusal olarak yalnız bırakıldıklarını hissedebiliyor. Peki ilişkilerinde yalnız hisseden kişilerin ortak özellikleri neler?

Sivas Psikolog Mert ADİL, mesleki görüşmelerinde bu duyguyu yaşayan kişilerin benzer ilişki kalıplarına sahip olabildiğini belirtiyor. Bu kişiler genellikle sevgiye ihtiyaç duymaktan değil, ihtiyaçlarını dile getirdiklerinde reddedilmekten korkuyor.

İnsan bazen susuzluktan değil, önünde duran suya ulaşamamaktan yorulur. Duygusal yalnızlık da çoğu zaman böyledir: İlişki vardır fakat gerçek bir yakınlık yoktur.

İHTİYAÇLARINI SÖYLEMEDEN ANLAŞILMAYI BEKLEYENLER

İlişkilerinde yalnız hisseden kişiler, çoğu zaman neye ihtiyaç duyduklarını açıkça söylemekte zorlanıyor. Partnerlerinin kendilerini gerçekten seviyorsa üzgün, kırgın veya ilgiye muhtaç olduklarını kendiliğinden anlaması gerektiğini düşünebiliyorlar.

Ancak ihtiyaçlar ifade edilmedikçe karşı tarafın bunları fark etmesi zorlaşıyor. Kişi sustukça anlaşılmayı bekliyor, anlaşılmadıkça da daha fazla yalnızlaşıyor.

SÜREKLİ VEREN ANCAK İSTEMEKTEN ÇEKİNENLER

Bazı kişiler ilişkide ilgi görmek için daha fazla fedakârlık yapıyor, partnerinin sorunlarıyla ilgileniyor ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atıyor. Buna rağmen kendisi için bir şey istemesi gerektiğinde suçluluk veya utanç hissedebiliyor.

Zamanla ilişki, iki kişinin karşılıklı olarak birbirini beslediği bir bağ olmaktan çıkıp tek kişinin sürekli emek verdiği bir düzene dönüşebiliyor.

DUYGUSAL OLARAK MESAFELİ PARTNERLERİ SEÇENLER

Mesleki deneyimlerimde sık karşılaştığım durumlardan biri, kişilerin farklı ilişkilerde benzer şekilde mesafeli partnerlere yönelmesidir. Partnerlerin yüzleri değişse de yaşanan duygu çoğu zaman aynı kalır: görülmeme, önemsenmeme ve yalnızlık.

Şema Terapide bu durum “şema kimyası” kavramıyla açıklanır. Kişi, geçmişinden tanıdığı duyguları yeniden yaşatabilecek insanlara karşı güçlü bir çekim hissedebilir.

Çocuklukta sevgiye ve ilgiye her zaman ulaşamayan biri, yetişkinlikte de duygularını göstermeyen veya yakınlıktan kaçınan kişileri çekici bulabilir. Bunun nedeni bu kişilerin daha uygun olması değil, yarattıkları duygunun tanıdık gelmesidir.

Zihin bazen kendisine iyi geleni değil, daha önce bildiği acıyı seçer.

KÜÇÜK BİR UZAKLAŞMAYI TERK EDİLMEK OLARAK YORUMLAYANLAR

Partnerin mesajlara geç cevap vermesi, yalnız kalmak istemesi veya bir tartışma sırasında sessizleşmesi bazı kişilerde yoğun bir değersizlik ve terk edilme korkusu oluşturabilir.

Bu korku nedeniyle kişi daha fazla ilgi talep edebilir, sürekli güvence bekleyebilir veya tam tersine incinmemek için ilişkiden duygusal olarak geri çekilebilir. Her iki durumda da yakınlık kurmak daha zor hâle gelir.

BU DÖNGÜDEN ÇIKMAK İÇİN NE YAPILABİLİR?

İlişkide yalnızlık yaşayan kişinin öncelikle kendi duygusal ihtiyaçlarını fark etmesi gerekir. “Partnerim beni anlamıyor” demeden önce, “Ben neye ihtiyacım olduğunu açıkça anlatabiliyor muyum?” sorusu sorulmalıdır.

Kişinin ayrıca karşısındaki insanın mevcut hâline bakması önemlidir. Sürekli değişmesini beklediğiniz, sevgi ve ilgi görebilmek için mücadele etmek zorunda kaldığınız bir ilişki, geçmişteki duygusal eksiklikleri yeniden yaşatıyor olabilir.

Sağlıklı yakınlık, bir kişinin diğerinin zihnini okumasıyla kurulmaz. Duyguların açıkça konuşulabildiği, ihtiyaçların küçümsenmediği ve iki tarafın da ilişkiye emek verdiği yerde gelişir.

Çünkü gerçek yakınlık, yalnızca birinin hayatımızda bulunması değil; onun yanında kendimizi saklamak zorunda kalmadan var olabilmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mert Adil Arşivi