Taner Karabal
SİVAS DEMİR ÇELİK İÇİN SON ŞANS MI?
Bazı fırsatlar vardır, bir şehrin önüne yıllar sonra bir kez çıkar. Sivas Demir Çelik için 2 Eylül’de yapılacak ihale de bana göre böyle bir fırsattır.
45 yıllık bir sanayi değeri…
Ama ne yazık ki Sivas, elindeki bu büyük değerin karşılığını ekonomik ve istihdam anlamında bir türlü alamadı. Yıllar geçti, işletmeciler değişti, beklentiler değişti; fakat Sivas Demir Çelik’in şehre sağlayabileceği büyük dönüşüm bir türlü gerçekleşmedi.
Şimdi önümüzde yeni bir kapı var.
Fakat bu kez sadece “fabrika çalışsın” demek yetmez.
Sivas Demir Çelik artık sıradan bir haddehane olmaktan çıkarılmalıdır.
Sivas’ın ihtiyacı yüksek fırınla, modern teknolojiyle, kaliteli çelik üretimiyle ve güçlü istihdam kapasitesiyle gerçek anlamda bir demir-çelik sanayi tesisidir.
Çünkü yüksek fırın yalnızca fabrikanın büyümesi değildir.
Yüksek fırın; Sivas’ın büyümesi demektir.
Yan sanayi demektir. Yeni yatırımlar demektir. İstihdam demektir. Katma değer demektir. Sivas’ın sanayi liginde sınıf atlaması demektir.
İşte tam burada Sayın Abdullah Güler’e büyük bir görev düşüyor.
Sayın Başkanım;
Sivas için bu meselede sorumluluk alın.
Sivas Demir Çelik’in geleceğinin sadece bir satıştan ibaret kalmasına izin vermeyin. Tesisin yüksek teknolojiyle geliştirilmesi ve yüksek fırın yatırımıyla gerçek bir demir-çelik üretim merkezine dönüşmesi için Ankara’da gerekli iradenin oluşmasına öncülük edin.
Bu konuda Sivas’ın beklentisi çok açık:
Demir Çelik’i kurtarın, ama sadece bugünü kurtarmayın; Sivas’ın geleceğini kurtarın.
Buradan Sivas’ın STK’larına, iş insanlarına ve siyasi aktörlerine de sesleniyorum.
Artık herkes kendi köşesinde beklememeli.
Bu meselede Sivas olarak güç birliği yapmak zorundayız.
Başka şehirler kendi yatırımları için Ankara’ya çıkarma yaparken, biz kendi değerimiz için neden aynı mücadeleyi vermeyelim?
Sivas Demir Çelik Kayseri’de olsaydı, Kayseri’nin siyasetçileri, iş dünyası ve STK’ları bu yatırımın büyütülmesi için bütün güçleriyle mücadele ederdi.
Peki biz neden etmiyoruz?
Şimdi tam zamanı.
Çünkü 45 yıl daha bekleyecek zamanımız yok.
2 Eylül sadece bir ihale tarihi değildir.
Sivas’ın sanayi geleceği açısından bir dönüm noktasıdır.
Ya geçmişteki gibi sıradan bir haddehane ile yetineceğiz…
Ya da cesur bir karar verip Sivas Demir Çelik’i yüksek teknoloji ve yüksek fırınla gerçek bir sanayi lokomotifine dönüştüreceğiz.
Ben ikinci yolu seçmemiz gerektiğine inanıyorum.
Çünkü Sivas’ın artık küçük hedeflere değil, büyük sıçramalara ihtiyacı var.
Ve unutmayalım:
Sivas Demir Çelik’i büyütmek, sadece bir fabrikayı büyütmek değildir.
Sivas’ı büyütmektir…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.