Taner Karabal
Gurbetçi hemşerimiz iyi niyetinin kurbanı olmuş!
Bazı davalar vardır; mahkeme salonunda söylenenlerden çok, tutanaklara geçen birkaç cümleyle kendisini anlatır. Bir garip davaya ve bu davada gündeme getirilen iddialar şehirde gündem oldu. Gurbetçi hemşerimiz bir bakıma iyi niyetinin kurbanı olmuş. Yıllarca Hollanda’da çakışıp, biriktirdiği alın terini Sivas’ta mülk alarak değerlendirmiş. Ancak sonrası yaşananlar bir film hikâyesi olur desek, inanın abartmış olmam…
Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2025/447 Esas sayılı dosyasında da gelinen son aşama, yukarıda söylediklerimin kısa bir özeti aslında. 5 Mayıs 2026 tarihinde görülen ikinci celsede duruşmaya gelen olmamış. Ancak dosya açısından önemli kararlar alınarak yargılamanın yönünü belirleyecek yeni bir tarih ortaya çıktı. Öncelikle şunu söylemek gerekiyor. Bu dosya henüz sonuçlanmış değil.
Ortada verilmiş bir hüküm yok. Dolayısıyla bugün yapılması gereken, taraflardan herhangi biri hakkında peşin bir hüküm kurmak değil; mahkemenin tutanağa yansıyan kararlarını doğru okumaktır.
Tutanakta sanık Veli Uzun’un celse arasında savunma dilekçesi sunduğu, ayrıca dosyaya bilirkişi raporunun da ulaştığı görülüyor. Mahkeme, dosyaya gelen bilgi ve belgeleri değerlendirmiş, Cumhuriyet Savcılığı da eksik hususların giderilmesini istemiş.
Fakat asıl dikkat çekici karar bundan sonra geliyor. Mahkeme, sanığın savunmasının alınabilmesi için CMK 98. madde kapsamında yakalama emri çıkarılmasına karar vermiş. Kararın devamında ise savunması alındıktan sonra başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse salıverilmesinin istenilmesine hükmedilmiş.
Burada özellikle altını çizmek lazım: Yakalama emri çıkarılması, tek başına suçun sabit olduğu veya bir kişinin mahkûm edildiği anlamına gelmez. Mahkemenin amacı, sanığın savunmasının alınmasını sağlamak. Zaten tutanakta sanığın yurt dışında olduğuna ilişkin bilgi de yer alıyor ve bu nedenle yurt dışı istinabe işlemlerinin yapılmasına karar veriliyor.
Dosyanın bir başka önemli noktası ise deliller konusunda yaşanıyor. Sanık tarafından 18 Şubat 2026 tarihli dilekçeyle bazı belgelerin celbi ve tanıkların dinlenmesi talep edilmiş. Ancak mahkeme, bu taleplerin dosyaya katkı sağlamayacağı ve yargılamanın uzamasına neden olacağı kanaatine vararak delillerin toplanması talebini reddetmiş. İşte burada yargılamanın bundan sonraki seyri açısından önemli bir eşik ortaya çıkıyor. Çünkü bir tarafta sanığın savunmasının alınması bekleniyor. Diğer tarafta mahkeme, dosyanın mevcut haliyle hangi noktaya geldiğini değerlendirmiş ve bazı yeni delil taleplerini uygun görmemiş durumda.
Yani artık gözler bir sonraki duruşmada. 17 Eylül 2026 saat 10.35… Dosyanın bir sonraki celsesi bu tarihte görülecek.
Ancak tutanağa baktığımızda mahkemenin öncelikli olarak sanığın savunmasının alınmasını istediğini görüyoruz. Savunmanın nasıl alınacağı, dosyada başka hangi işlemlerin gerekli görüleceği ve yargılamanın bundan sonraki aşaması 17 Eylül’de netleşecek. Benim açımdan bu dosyada en önemli mesele de zaten burada başlıyor.
Yani gurbetçi hemşerimizin içine düşürüldüğü bu duruma doğrusu çok şaşırdım. Malını kiraya vermiş. Mülküm değerlensin demiş. Memlekette bir dikili ağacım olsun demiş İyi niyetle de bir sözleşme yapmış. Sonuç mu? Sonuç, bu maalesef. Neyse, devam edelim biz…
Dosyanın bir de kamuoyunda konuşulan başka bir boyutu var: Doktorlarla ilgili kira meselesi…
Eğer kamu adına kullanılan bir yerde görev yapan, kamu hizmeti veren kişilerin kullandıkları alanların kirasını ödemedikleri ya da düşük fiyatla kullanmak istedikleri yönündeki iddialar doğruysa, bunun da mutlaka açıklığa kavuşturulması gerekir Bu konu karşılıklı güven ve diyalogla çözülebilecekken bu aşamaya gelmesi de bence tuhaf. Tarafların karşılıklı birbirlerini suçlamaları da bana o günkü yerel sağlık yöneticilerinin duyarsızlığından ve ihmalinden kaynaklanıyor gibi geliyor.
Kimseyi peşinen suçlamak elbette doğru değil. Ama ortada cevap bekleyen bir iddia varsa, yetkililerin de “böyle bir şey yok” demek yerine, somut deliller ve ifadelerle mülk sahibi gurbetçi hemşerimizin mağdur edilmemesi gerekir diye düşünüyorum. Bu nedenle mahkeme dosyasının hukuki boyutu kadar, doktorlarla ilgili kira iddialarının da kamuoyunu tatmin edecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira mesele doktor meselesi de değil. Mesele, adaletin tecelli etmesi…
Dosyanın önemli parçalarından biri de bilirkişi raporu. Rapor ne söylüyor, bu raporu da dikkate almak kazım. Sivas 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2025/27 D.İş. sayılı dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda, incelemeye konu taşınmazda alçıpan duvarlarla odaların oluşturulduğu, bazı asma tavan parçalarının eksik olduğu, duvarın yıkılarak PVC kapı açıldığı, proje dışında WC alanları oluşturulduğu ve dükkân girişindeki alüminyum camekânda değişiklik yapıldığı tespit ediliyor. Bilirkişiler daha sonra bu imalatları tek tek ölçerek bedellenirmiş. Ortaya çıkan toplam rakam ise 2025 yılı değerlendirmesiyle 84 bin 270 lira 90 kuruş.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var. Bu rakam, doğrudan “mahkemece kesinleşmiş zarar” anlamına gelmiyor. Bilirkişi raporunda hesaplanan rakam, taşınmazın eski haline getirilmesi için gerekli olduğu belirtilen bedel. Nitekim raporda toplam bedelin işçilik, malzeme, malzeme zaiyatı ve nakliye dahil hesaplandığı belirtiliyor. Daha da önemlisi, bilirkişi raporunda bütün kalemler aynı şekilde değerlendirilmemiş. Bazı kalemler “HOR”, bazıları ise “SÖZLEŞMEYE AYKIRI İLAVE İMALAT” olarak sınıflandırılmış. Hatta bazı kalemlerde iki nitelendirme birlikte kullanılmış. Bir başla deyişle gurbetçi hemşerimiz zarara uğratılmış. Mülkünü verdiği gibi alamamış…
Hülasa çok fazla konuyu uzatmaya gerek yoktur. Ortada gurbetçi bir hemşerimizin bana göre mağdur olması var. Kendi memleketine yatırım yapmış bir insanın iyi niyetinin suiistimal edilmesi var. Tabii ki, mahkeme 17 Eylülde nihai kararını verecek. Ancak eskisi gibi gurbetçilerin Sivas’tan mülk almadıklarını görüyoruz. Niye alsınlar ki, Niye yatırım yapsınlar ki, durum ortada. Bu insanların hak ve hukuklarını korumak lazım diye düşünüyorum. Bu arada mahkeme sonucunu ben de sabırsızlıkla bekliyorum…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.