Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

HERKESİN BEKLENTİSİ BAŞKA

Hayat, aynı yolda yürüyen ama aynı manzaraya bakmayan insanların hikâyesidir.

Aynı olayın içinde bulunuruz ama farklı hisseder, farklı düşünür, farklı kararlar veririz. Çünkü hiçbir insanın hayatı bir diğerinin hayatına benzemez. Bizi biz yapan; yaşadıklarımız, öğrendiklerimiz, karşılaştığımız zorluklar, yaşadığımız hayal kırıklıkları ve içimizde büyüttüğümüz umutlardır.

Bu yüzden bana göre doğru olan, bir başkasına göre yanlış olabilir. Benim çok önem verdiğim bir değer, bir başkasının hayatında belki de son sıralarda yer alabilir. Kimi insan için para ve maddi güvence önemlidir, kimi için makam ve kariyer… Kimi sosyal bir çevre ve hareketli bir hayat ister, kimi ise huzurlu bir yuva ve sakin bir yaşamı tercih eder.

Dostluklarda, arkadaşlıklarda, komşulukta, akrabalıkta ve evlilikte de durum değişmez. Herkes karşısındaki insandan farklı bir şey bekler.

Kimi güler yüzlü, sosyal ve eğlenceli insanlarla birlikte olmak ister. Kimi ise zor gününde yanında duracak, derdiyle dertlenecek, gerektiğinde tek kelime etmeden omuz verecek bir dost arar. Kimi için sevgi ön plandadır, kimi için saygı, kimi için sadakat…

Benim için ise bütün bunların önünde gelen bir değer vardır: Güven.

Bir insanın sözüne inanabiliyorsam, arkamı döndüğümde içim rahatsa, söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutuyorsa ve menfaati değiştiğinde karakteri değişmiyorsa, işte o insan benim için çok değerlidir.

Çünkü güvenin olmadığı yerde sevgi de uzun ömürlü olmaz. Dostluklar zamanla yıpranır, ilişkiler zedelenir ve insanlar birbirinden uzaklaşır.

İnsan bazen yıllarca tanıdığı birinin gerçek yüzünü tek bir olayda görür. Bazen de hiç beklemediği bir insanın zor gününde yanında olduğunu görüp, insanlığın ne demek olduğunu yeniden anlar.

Çünkü insanı asıl tanıtan, iyi günleri değildir.

İyi günde herkes yanınızda olabilir. Başarınızı herkes alkışlayabilir. Kalabalık sofralarda herkes sizinle gülebilir. Fakat hayat zorlaştığında, işler ters gittiğinde ve herkes birer birer uzaklaşırken yanınızda kalan insanların kıymeti anlaşılır.

Gerçek dostluk biraz da dert sofralarında sandalyesini boş bırakmamaktır.

Ne yazık ki günümüzde insanları çoğu zaman dış görünüşüne, makamına, mevkiine, parasına ve sahip olduklarına göre değerlendiriyoruz. Bir insanın nasıl biri olduğundan çok, neye sahip olduğuna bakabiliyoruz.

Oysa hayat bize zamanla şunu öğretiyor: Sahip olduklarımız bizi anlatmaz. Asıl bizi anlatan, sahip olduklarımız elimizden gittiğinde nasıl bir insan olarak kaldığımızdır.

Belki de bu yüzden hayattan ne beklediğimizi bilmek kadar, hayatımıza kimi aldığımızı bilmek de önemlidir.

Çünkü neyi önemsiyorsak, hayatımıza da onu davet ederiz.

Sadece gösterişin peşinden koşarsak gösterişle karşılaşırız. Sadece paraya, makama ve şöhrete değer verirsek ilişkilerimizi de bunların üzerine kurarız. Ama karakteri, samimiyeti, dürüstlüğü ve güveni ararsak, zamanla bu değerlere sahip insanlarla yollarımız kesişir.

Elbette herkes bizim gibi düşünmek zorunda değildir. İnsanların beklentileri, öncelikleri ve hayata bakışları farklı olabilir. Buna saygı duymak gerekir. Çünkü farklılıklarımız olmasa birbirimizi anlamanın, empati kurmanın ve hoşgörünün de bir anlamı kalmaz.

Ancak başkasının beklentilerine saygı göstermek, kendi değerlerimizden vazgeçmek anlamına gelmez.

Çünkü insanın gerçek kimliği; sahip olduklarında değil, vazgeçemediklerinde saklıdır.

Hayatın sonunda ne makam kalır ne servet ne de şöhret…

Geriye insanların sizin hakkınızda söylediği birkaç samimi cümle kalır.

“Güvenilir bir insandı.”

“Dürüst yaşadı.”

“Sözünün arkasında durdu.”

“Zor günümde yanımdaydı.”

Bence insanın bu dünyada bırakabileceği en büyük miras da budur.

Çünkü herkesin beklentisi başka olabilir. Kiminin aradığı para, kiminin makam, kiminin huzur, kiminin sevgidir.

Ama insanın sahip olabileceği en büyük zenginlik, arkasından güzel konuşacak insanların olmasıdır.

Çünkü günün sonunda yanımızda götüreceğimiz hiçbir servet yok.

Sadece geride bıraktığımız iz var.

Ve insan, sahip olduklarıyla değil; insanların kalbinde bıraktığı iz kadar zengindir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

HER ŞEYİN BİR BEDELİ VAR

17 Ağustos 2026 Pazartesi 08:01

ELEŞTİRMEK KOLAY, ANLAMAK ZOR

03 Ağustos 2026 Pazartesi 10:04

BİR KİŞİNİN KAÇ EVİ VAR?

27 Temmuz 2026 Pazartesi 08:00

KENDİNE YAKIŞANI YAPMALI İNSAN

20 Temmuz 2026 Pazartesi 08:00

KAFELER ÇOĞALIYOR, PEKİ YA SONRASI?

13 Temmuz 2026 Pazartesi 08:09

KAYBOLAN GÜVEN

29 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

SÖYLENEMEYEN SEVGİNİN GÖLGESİNDE

22 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

DİPLOMALI İŞSİZLER VE GELECEK KAYGISI

15 Haziran 2026 Pazartesi 08:00