Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

DİPLOMALI İŞSİZLER VE GELECEK KAYGISI

Bugünlerde mağazalar cıvıl cıvıl gençlerle dolu. Kimi ailesiyle, kimi arkadaşlarıyla mezuniyet töreni için kıyafet bakıyor. Yüzlerindeki heyecan ve mutluluk hemen fark ediliyor. Yıllarca verilen emeğin, çekilen zorlukların ardından alınan bir diplomanın sevincini yaşıyorlar.

Kimi hayalini kurduğu bölümü bitirmiş, kimi ise ailesinin yönlendirmesiyle seçtiği bir alandan mezun olmuş. Sonuçta hepsi uzun yıllar emek vermiş, sınavlardan geçmiş ve üniversite eğitimlerini tamamlamış gençler. Dışarıdan bakıldığında tablo oldukça güzel görünüyor.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.

Asıl soru mezuniyet töreninden sonra başlıyor: Bundan sonra ne olacak?

Özellikle tıp fakültesi gibi istihdam imkânı daha yüksek bölümler dışında kalan birçok bölümün mezunları için gelecek büyük bir belirsizlik taşıyor. Aileler bir yandan çocuklarının mezun olmasının gururunu yaşarken, diğer yandan da onların iş bulup bulamayacağı konusunda endişe duyuyor. Çünkü yıllarca büyük fedakârlıklarla okutulan evlatların hayat mücadelesi aslında şimdi başlıyor.

Yeni mezun olan gençler ilk zamanlarda büyük bir özgüvenle kendi alanlarında iş aramaya koyuluyor. Ancak yapılan başvuruların sonuçsuz kalması, mülakatlardan olumsuz dönüşler alınması zamanla umutlarını azaltıyor. Bir süre sonra sadece kendi bölümleriyle ilgili değil, farklı alanlardaki işlere de yönelmeye başlıyorlar. Yıllar geçtikçe ise “İş olsun da nerede olursa olsun” noktasına gelenlerin sayısı artıyor.

Üniversite diplomasına sahip olmasına rağmen iş bulamamak, gençlerde ciddi bir umutsuzluğa ve hayal kırıklığına neden oluyor. Hatta birçok gençten şu sözleri duyuyoruz:

"Keşke üniversite okumak yerine bir meslek öğrenmiş olsaydım. Sanayide çırak olarak başlasaydım bugün hem bir mesleğim hem de yılların tecrübesi olurdu."

Bu sözler aslında sadece bireysel bir pişmanlığı değil, eğitim ve istihdam arasındaki kopukluğu da gözler önüne seriyor.

Toplum olarak yıllardır başarıyı yalnızca üniversite diplomasıyla ölçmeye alıştık. Sanki her genç mutlaka üniversite okumalıymış gibi bir anlayış oluştu. Oysa her bireyin yeteneği, ilgisi ve hayata bakışı farklıdır. Üniversite eğitimi elbette değerlidir; ancak herkes için tek ve zorunlu yol değildir.

Bir genç gerçekten istiyorsa, hedefleri doğrultusunda üniversite okuyorsa bunda hiçbir sorun yoktur. Ancak istemediği halde sadece aile baskısıyla üniversiteye gönderilen gençler, mezuniyet sonrasında hem mutsuz olmakta hem de iş hayatına uyum sağlamakta zorlanmaktadır. Çünkü yıllarca emek vererek alınan diplomanın karşılığında kendi alanlarında çalışma isteği son derece doğaldır.

İş bulma süreci uzadıkça bu kez aileler devreye giriyor. Çocuklarının işe yerleşebilmesi için çeşitli tanıdıklardan, siyasi çevrelerden ya da etkili olduğunu düşündükleri kişilerden yardım istemeye başlıyorlar. Bu durum da aslında liyakat yerine referans arayışının ne kadar yaygınlaştığını gösteriyor.

Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir: Her genci üniversiteye yönlendirmek yerine, onların yeteneklerine ve ilgi alanlarına uygun meslek yolları oluşturamaz mıyız?

Çünkü bir ülkenin ihtiyacı yalnızca üniversite mezunları değil; iyi yetişmiş teknisyenlere, ustalara, üreticilere ve nitelikli ara elemanlara da vardır. Önemli olan diploma sahibi olmak değil, kişinin kendisini gerçekleştirebileceği ve üretken olabileceği bir alanda yer bulabilmesidir.

Gençlerimizin umutlarını diplomalarının arasına sıkıştırmadığımız, eğitim ile istihdam arasındaki bağı güçlendirdiğimiz günler dileğiyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

ÇEVRE GELECEĞİMİZDİR

08 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

OLDUĞU GİBİ SEVEBİLMEK

01 Haziran 2026 Pazartesi 10:05

Güle Bakarken Dikeni Görenler

18 Mayıs 2026 Pazartesi 10:58

Kaybetmeden Kıymetini Bilmek

13 Mayıs 2026 Çarşamba 10:26

Hazırcılık: Kolaylığın Bedeli

04 Mayıs 2026 Pazartesi 21:42

Tam Bir Yıl Oldu

27 Nisan 2026 Pazartesi 14:39

Kimin Suçu?

23 Nisan 2026 Perşembe 10:47

Mevsimler ve Sağlığımız

13 Nisan 2026 Pazartesi 11:25

Onlar Bizim Çocuklarımız

06 Nisan 2026 Pazartesi 11:13