Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

KAFELER ÇOĞALIYOR, PEKİ YA SONRASI?

Son yıllarda şehrimizin en hızlı büyüyen sektörü hangisi diye sorsalar, hiç düşünmeden "kafeler" derim. Neredeyse her gün yeni bir kafe, yeni bir fast food markası ya da yeni bir konsept işletme açılıyor. Açılış günü uzun kuyruklar oluşuyor, sosyal medya paylaşımları yapılıyor, gençler yeni mekânı keşfetmek için adeta yarışıyor. İlk günlerde oluşan bu yoğunluk, sanki o işletmenin uzun yıllar dolup taşacağının işareti gibi algılanıyor.

Ancak ben farklı bir tablo görüyorum.

Yeni açılan işletme dolup taşarken, birkaç ay önce açılanın masalar boş kalıyor. Dün gözde olan mekân bugün sessizliğe bürünüyor. Ardından başka bir işletme açılıyor ve kalabalık bu kez oraya yöneliyor. Acaba burada sağlıklı bir ticaret mi var, yoksa sürekli yer değiştiren geçici bir ilgi mi? İnsanlar gerçekten yeni bir hizmete mi ihtiyaç duyuyor, yoksa sadece yeni olanın peşinden mi gidiyor?

Şehrimizin nüfusu belli, ekonomik gücü belli. Üniversite öğrencileri varken hareketlilik yaşanıyor. Peki yaz aylarında öğrenciler memleketlerine döndüğünde aynı canlılık devam ediyor mu? İşletmeler yılın on iki ayını hesap ederek mi açılıyor, yoksa sadece bugünün kalabalığına mı güveniliyor? Birkaç aylık yoğunlukla yapılan yatırımlar, uzun vadede gerçekten ayakta kalabiliyor mu?

Asıl düşündüren ise aynı caddede, aynı sokakta, hatta yan yana açılan onlarca işletme...

Bir kafenin karşısına bir diğeri, onun yanına bir başkası...

Gerçekten buna ihtiyaç mı var, yoksa herkes birbirini takip ettiği için mi aynı alana yatırım yapıyor? Bir işletme başarılı oldu diye hemen yanına benzerinin açılması, o bölgeyi daha mı güçlü yapıyor, yoksa pastayı daha da mı küçültüyor?

Geçmişte bunun örneklerini yaşamadık mı?

Bir dönem marketler peş peşe açıldı. Sonra bir baktık, bazıları sessizce kapandı. Ardından ev yemekleri ve gözleme üzerine küçük lokantalar çoğaldı. Bugün o işletmelerin büyük bölümü artık yok. Şimdi aynı senaryonun kafelerde yaşanmayacağını kim garanti edebilir? Üstelik her yeni dalga, geride yarım kalmış borçlar ve boşa çıkmış emekler bırakmıyor mu?

Üstelik burada sadece ticaretten söz etmiyoruz.

Her açılan işletmenin arkasında yılların birikimi, çekilen krediler, ailelerin umutları ve genç girişimcilerin hayalleri var. Bir işletmenin kapanması yalnızca bir dükkânın kepenk indirmesi değildir; bazen bir ailenin hayallerinin de kapanmasıdır. Kimi zaman birikmiş borçlar, kimi zaman ödenemeyen kiralar, kimi zaman da tükenen moral ve motivasyon bu sürecin görünmeyen tarafıdır.

Bir başka konu ise şehir planlaması...

Neden bütün kafeler aynı bölgelerde toplanıyor? Bir dönem "Kafeler Sokağı" denilen yerde yoğunluk vardı. Sonra ilgi Bağdat Caddesi'ne kaydı. Şimdi ise yeni açılan bulvar aynı görüntüyü yaşamaya başladı. Acaba birkaç yıl sonra başka bir cadde moda olacak ve bugün yatırım yapılan yerler unutulacak mı? Eğer böyleyse, bu döngü daha kaç kez tekrar edecek?

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

Hiç kimse bu yoğunluğu planlıyor mu? Aynı sektörde bu kadar işletmenin aynı bölgede açılması konusunda bir fizibilite yapılıyor mu? Yoksa herkes kendi kaderiyle mi baş başa bırakılıyor? Eğer gerçekten bir planlama varsa, neden sonuçları bu kadar kısa sürede ortaya çıkıyor? Eğer yoksa, bu kadar büyük bir risk neden görmezden geliniyor?

Elbette serbest piyasa ekonomisinde herkes istediği işi yapabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak yerel yönetimler, ilgili kurumlar ve meslek odaları da şehrin ticari geleceğini sadece seyretmemeli. Çünkü kontrolsüz büyüme, bir süre sonra büyüme olmaktan çıkar; yıpratıcı bir rekabete dönüşür. Bugün kazanç gibi görünen şey, yarın aynı sektörde faaliyet gösteren onlarca işletme için ciddi bir çıkmaza dönüşebilir.

Ben yeni işletmeler açılsın istemiyor değilim. Tam tersine, şehrimiz gelişsin, yatırım alsın, gençlerimiz kaliteli mekânlarda vakit geçirsin isterim. Ama daha da önemlisi, açılan işletmeler birkaç ay sonra "devren kiralık" tabelası asmak zorunda kalmasın. Çünkü gerçek başarı, sadece açılış günündeki kalabalıkla değil, yıllar sonra da ayakta kalabilmekle ölçülür.

Şehirler, çok sayıda işletme açıldığı için değil; o işletmeler yıllarca ayakta kalabildiği için gelişmiş sayılır. Dileğim, bugün büyük umutlarla açılan her kapının yarın aynı umutla açık kalabilmesidir. Ve umarım bundan sonra yatırım yapılırken sadece bugünün heyecanı değil, yarının gerçekleri de hesaba katılır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

KAYBOLAN GÜVEN

29 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

SÖYLENEMEYEN SEVGİNİN GÖLGESİNDE

22 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

DİPLOMALI İŞSİZLER VE GELECEK KAYGISI

15 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

ÇEVRE GELECEĞİMİZDİR

08 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

OLDUĞU GİBİ SEVEBİLMEK

01 Haziran 2026 Pazartesi 10:05

Güle Bakarken Dikeni Görenler

18 Mayıs 2026 Pazartesi 10:58

Kaybetmeden Kıymetini Bilmek

13 Mayıs 2026 Çarşamba 10:26

Hazırcılık: Kolaylığın Bedeli

04 Mayıs 2026 Pazartesi 21:42