Kasım DEMİR
BEYAZ ATLI SÜVARİ
Gariban köylü kızı veya gariban fakir kızı nasıl etmişse etmiş, bir açık öğretim programı bitirmiş; bir öğretmen, bir doktor, bir mühendis edasıyla oturmuş evinde "Beyaz Atlı Süvari" bekliyor. Bulunmaz Bursa kumaşı olmuş. İlla kariyer sahibi biri olacak, olur olmaz gençlere evet demiyor. Çıta çok yüksek. Onları küçümsediğim sanılmasın. İnşallah diledikleri ve istedikleri gibi olur. Ne diyelim.
Gariban lise mezunu erkekler de bir okul bitirememiş, ara işlerde çalışarak maişetini kazanıyor. Kimse onları beğenmiyor. Hangi kızı istese hangi kapıya gitse eli boş dönüyor.
Hadi bakalım, kiminle evlenecek bu gençler?
Onlar da sokaktaki kızlara sarıyor. Malum sokakta evlenen de sokakta boşanıyor. Boşanamazsa sokakta boğuşarak birbirlerini hırpalıyorlar. Bazen sonu ölümle biten vakalara şahit oluyoruz.
Üfff içim daraldı.
Temizlikçi, odacı, garson ve bunun gibi mesleklerde çalışanlar hâliyle bekâr kalıyor. Bunları beğenmeyen kızlar da bekâr kalıyor. Kırk elli yaşından sonra evlense de bir işe yaramıyor.
Ortalık evde kalmış kalıklardan geçilmiyor.
Reis de uğraşıyor ki, ülkemin nüfusu azalmasın. Her kes üç dört çocuk sahibi olsun. Kocaman bir ülke olalım. Dosta güven, düşmana korku verelim.
Ne gezer?
Kıymetli Reisicumhurumuzun ne kadar iyi niyetli olduğunu gayet iyi biliyorum.
Gayet iyi bildiğim bir şey daha var; o da çalışan kadının geç evleneceği ve erken evlense bile çok çocuk sahibi olamayacağıdır.
Kadınlar bizim en değerli varlıklarımızdır. Onların hiç bir şekilde ezilmelerine gönlümüz razı değil. Onlar bizim analarımız, onlar bizim bacılarımız, onlar bizim eşlerimiz; hâsılı onlar bizim namusumuzdur.
Onların ağır erkek işlerinde çalışmasına hiç bir zaman gönlümüz razı değil.
Kadının olur olmaz işlerde çalışmasının önü açılmasın. Kadın, kendi hem cinslerine yardımcı olacak işlerde çalıştırılmalıdır. Tabip, öğretmen, aşçı, ilahiyatçı gibi yoğun kadın ihtiyaçlarının olduğu mesleklere itirazımız yok.
Asker, polis, inşaatçı, sanayici ve işçi gibi erkek mesleklerinde gayet az veya makul oranlarda istihdam edilebilir. Zaten pek zarif ve nazik bedenleri ve ruhları, onların zor işlerde çalıştırılmalarına uygun değildir. Böyle olursa toplumda yepyeni problemlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olur.
Bankalar, fabrikalar, devlet daireleri ağzına kadar kadınlarla dolduruluyor. Ondan sonra da erkeklerden beklenen randıman onlardan bekleniyor.
Akşama kadar iş yükünden bunalan kadınlar, şayet evliyse akşam da kocasını azarlayarak, mesut olabilecek bir evliliğin temelini kazıyorlar.
Yazımızın başında sözünü ettiğimiz şu açık öğretim programları; zamanında üniversite bitirememiş, yaşı da biraz ilerlemiş, okumak isteyen zevat için zamanında bulunmaz bir fırsat oldu. Bence yeter artık, bu okulların normal eğitime geçmesi veya da kapatılması lazım. Biz lüzumsuz işletmeleri finanse edecek kadar zengin değiliz.
Biz çocuklarımızı okusunlar diye zorla liselere gönderdik.
Okumak istemeyenleri de kafasına gözüne vurarak okutmaya uğraştık. Onlar da bize hüsranı yaşattılar.
Herkes de biliyor ki 18-20 yaşından sonra meslek öğrenilmiyor. Kazık kadar gençler hiç bir işe yaramıyor. Hiçbir işe yaramayınca da yanlış yere sapıyorlar. Ondan sonra da devlet, vatandaşının yanlış yollara sapmaması için dünyanın masrafını yaparak tedbir almaya çalışıyor. Oysa tedbir basit; mecburi sekiz yıl okul işini iptal etmek.
Size ne...
İsteyen okusun, istemeyen okumasın. İsteyen da kısa yoldan bir meslek sahibi olsun.
Okumayanların istidadını keşfedip, onların önünü açmak lazım. Yoksa hoşlanmadığı okullara onları zorla göndermek, onları köreltmek, memlekette yeni işsizlerin ve yeni mutsuzların çoğalmasına vesile olmaktır.
Oturduğumuz yerden ahkâm kestiğimiz sanılmasın. Görünen köy kılavuz istemez. Hocalar, eğitimciler ve bu hususta kafa yoran akademisyenler de yıllardır aynı şeyleri söylüyorlar.
Son olarak samimi yöneticilerimize tekrar hatırlatalım; kadınlarımızı bu dünyanın acımasız çarkları arasına itelemeyi bırakın. Onları anne olmaya teşvik edin. Ev hanımlarına değer verin. Maddi manevi destek olun. Kadın mutlu olursa millet de mutlu olur.
Hülasa; saçıp savuran, oluk oluk tüketen, hiç bir şeye kanaat etmeyen, gece gündüz sokak sokak gezen, hiç bir eğlenceyi kaçırmayan erkek bozuntusu ukala, feminist, komünist, ateist kadın istemiyoruz.
Onların kendilerine faydası yok ki bu millete faydası olsun.
Biz edep timsali anne adayları istiyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.