Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

ELEŞTİRMEK KOLAY, ANLAMAK ZOR

İnsan, konuşabilen tek varlık olduğu kadar düşündüğünü ifade edebilen de tek varlıktır. Belki de bu yüzden sözün gücü çok büyüktür. Bir cümle bir insanın hayatını değiştirebilir, umut olabilir, cesaret verebilir. Aynı şekilde düşünmeden söylenen birkaç söz de yıllarca unutulmayacak yaralar açabilir. İşte eleştiri de böyledir. Yerinde ve doğru kullanıldığında iyileştirir; yanlış kullanıldığında ise incitir.

Ne gariptir ki "eleştiri" denildiğinde aklımıza ilk olarak olumsuzluk gelir. Oysa gerçek eleştiri; kusur bulmak değil, gelişime katkı sunmaktır. İnsanın göremediği yönlerini fark etmesini sağlayan, doğru bildiği yanlışları gösteren ve daha iyiye ulaşmasına yardımcı olan bir rehberdir. Fakat bunun için eleştirinin bilgiyle, vicdanla ve iyi niyetle yapılması gerekir.

Ne yazık ki günümüzde eleştiri, gerçek anlamından oldukça uzaklaştı. Artık birçok insan için eleştirmek, düşünce üretmekten çok kusur aramak anlamına geliyor. Sosyal hayatta da, iş hayatında da hatta aile içinde bile bunun örneklerini görmek mümkün. Birileri mutlaka yapılan işte bir eksik buluyor. Yazdığınız bir yazıyı, söylediğiniz bir sözü, giydiğiniz kıyafeti, aldığınız eşyayı, hatta yediğiniz yemeği bile eleştirecek bir gerekçe bulabiliyor.

Bazen kendi kendime düşünüyorum; bu insanlar gerçekten her konuda bu kadar bilgili oldukları için mi eleştiriyorlar, yoksa eleştirmeyi bir alışkanlık hâline mi getirmişler? Belki de çocukluklarından itibaren hep eksik yönleri gösterildiği için başkalarına da aynı gözle bakmayı öğrendiler. Çünkü insan, çoğu zaman gördüğünü değil, içinde taşıdığını dışarıya yansıtır. İç dünyasında huzur olan insan, güzellikleri görür. Sürekli mutsuz olan ise en güzel manzarada bile bir kusur bulmayı başarır.

Daha da ilginç olanı, başkalarını en sert şekilde eleştiren insanların, kendilerine yöneltilen en küçük bir eleştiriyi bile kabullenememeleridir. Bir anda savunmaya geçer, seslerini yükseltir, hatalarını inkâr ederler. Başkalarına karşı son derece cömert davrandıkları eleştiri hakkını, konu kendileri olunca kimseye tanımak istemezler. Oysa olgun insan, alkış kadar eleştiriyi de dinleyebilen insandır.

Elbette herkes aynı düşünmek zorunda değildir. Farklı fikirler toplumları zenginleştirir. Ancak fikir ayrılığı ile insanı kırmak arasında ince ama çok önemli bir çizgi vardır. Ne yazık ki günümüzde bu çizgi giderek silikleşiyor. İnsanlar artık düşüncelerini ifade etmekten çok birbirlerini küçük düşürmeye çalışıyor. Sosyal medyada bunun sayısız örneğini görüyoruz. Bir paylaşımın altındaki yüzlerce yorumun büyük bölümü fikir üretmek yerine hakaret etmeyi, küçümsemeyi ve yargılamayı tercih ediyor. Oysa saygının olmadığı yerde ne eleştirinin ne de düşüncenin bir değeri kalır.

Gerçek eleştiri bilgi ister. Bir sanat eserini değerlendirmek, bir kitabı yorumlamak, bir yazıyı eleştirmek ya da bir fikre karşı çıkmak emek ister, araştırma ister, birikim ister. Sadece "beğenmedim" demek eleştiri değildir. Asıl mesele neden beğenmediğini gerekçeleriyle ortaya koyabilmektir. Çünkü bilgiye dayanmayan eleştiri, çoğu zaman önyargının farklı bir biçimidir.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Ben eleştirirken karşımdaki insanın gelişmesini mi istiyorum, yoksa onu kırarak kendimi mi tatmin ediyorum? Eğer ikinci ihtimal ağır basıyorsa, o eleştiri yapıcı değil, yıkıcıdır.

Hayat bize şunu öğretiyor: İnsanları eleştirmek çok kolaydır. Zor olan onları anlamaya çalışmaktır. Kusur bulmak kolaydır; güzel taraflarını görebilmek ise emek ister. Herkes yargıç olabilir ama herkes adil olamaz.

Ve belki de en acı gerçek şudur...

İnsanlar, söyledikleri sözlerle başkalarının değil, önce kendi karakterlerinin fotoğrafını çekerler. Dil, kalbin aynasıdır. Kalbinde sevgi taşıyanın cümleleri umut olur; kalbinde öfke taşıyanın sözleri yara açar. Bu yüzden bir insanı tanımak istiyorsanız, başkalarının arkasından söylediklerine değil, başkalarının hatalarına nasıl davrandığına bakın. Çünkü insan, en çok eleştirirken kendini ele verir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

BİR KİŞİNİN KAÇ EVİ VAR?

27 Temmuz 2026 Pazartesi 08:00

KENDİNE YAKIŞANI YAPMALI İNSAN

20 Temmuz 2026 Pazartesi 08:00

KAFELER ÇOĞALIYOR, PEKİ YA SONRASI?

13 Temmuz 2026 Pazartesi 08:09

KAYBOLAN GÜVEN

29 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

SÖYLENEMEYEN SEVGİNİN GÖLGESİNDE

22 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

DİPLOMALI İŞSİZLER VE GELECEK KAYGISI

15 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

ÇEVRE GELECEĞİMİZDİR

08 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

OLDUĞU GİBİ SEVEBİLMEK

01 Haziran 2026 Pazartesi 10:05