Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

HAYATIN GARİP ZAMANI

Evet, hayat garip değil mi?

Kış geliyor, yazı bekliyoruz. Yaz geliyor, bu kez kışı özlüyoruz. İçinde bulunduğumuz mevsimin bitmesini beklerken, aslında hayatımızdan geçen zamanı da fark etmeden tüketiyoruz.

Hayat da mevsimler gibi…

Geliyor, geçiyor ve bir daha aynı şekilde geri dönmüyor.

Kimimizin hayatından biri eksiliyor, kimimizin hayatına yeni biri katılıyor. Bir evde düğün hazırlığı yapılırken başka bir evde cenaze telaşı yaşanıyor. Birileri hayatının en mutlu gününü yaşarken, aynı gün bir başkasının hayatındaki en acı gün olabiliyor.

Hayatın garipliği biraz da burada değil mi?

Aynı şehirde, aynı gün, aynı saatlerde insanlar bambaşka hayatlar yaşıyor.

Kimi seviniyor, kimi ağlıyor. Kimi kavuşuyor, kimi ayrılıyor. Kimi yeni bir hayata başlıyor, kimi bir hayatın sonuna uğurluyor.

Ve bütün bunlar olurken hayat durmuyor.

İstesek de zamanı durduramıyoruz. Hayat, önüne ne çıkarsa çıksın yoluna devam eden bir su gibi akıp gidiyor. O suyun içinde ne kadar ayakta kalabileceğimiz ise biraz bize, biraz da karşımıza çıkan imtihanlara bağlı.

“Herkesin hayatı bir imtihan” diyoruz ya…

Belki de gerçekten öyle. Fakat herkesin soruları farklı. Kimimizin sınavı maddi sıkıntılarla, kimimizin sağlıkla, kimimizin evlatlarla, kimimizin yalnızlıkla oluyor. Kimi kaybetmekle, kimi sahip olduklarının kıymetini bilememekle sınanıyor.

Bir yaz mevsimini daha geride bıraktık.

Gurbetçilerimiz yavaş yavaş memleketlerinden ayrıldı. Yazın hareketliliği azaldı, düğünler sona ermeye başladı. Şimdi gençler için üniversite heyecanı var. Kimi başka bir şehre gidecek, kimi yeni bir hayat kuracak.

Bir şey bitiyor, başka bir şey başlıyor.

Belki de hayatın değişmeyen kuralı bu.

İnsan yaşadığı sürece beklentileri bitmiyor. “Şu olsun, sonra rahat ederim” diyoruz. O oluyor, bu kez başka bir şey bekliyoruz.

Yıllarca emekli olmayı bekliyoruz. “Emekli olunca gezerim, dinlenirim, hayatın tadını çıkarırım” diyoruz. Emeklilik geliyor ama bu kez sağlık sorunları başlıyor. Dizler ağrıyor, şeker, tansiyon derken yıllarca hayalini kurduğumuz gezileri yapacak gücü bulamıyoruz.

Yıllarca para biriktirip büyük bir evin hayalini kuruyoruz. Sonunda o eve kavuşuyoruz. “İşte şimdi istediğim oldu” diyoruz.

Sonra bir bakıyoruz, kocaman evde yalnızız.

Çocuklar büyümüş. Oğlan evlenmiş, kız gelin olmuş. Bir zamanlar sesleriyle evi dolduran çocuklarımız artık kendi evlerinde, kendi hayatlarının peşinde.

İşte o zaman anlıyoruz ki bazı şeylerin kıymeti, onlara sahip olduğumuzda değil; onlara sahip olduğumuz zamanlarda saklıymış.

Çocuklarımız küçükken “Bir büyüsünler de rahat edelim” diyoruz. Büyüdüklerinde çocukluklarını özlüyoruz.

Gençken “Bir emekli olalım” diyoruz. Yaşlandığımızda gençliğimizi arıyoruz.

Bugünü yaşamak yerine hep yarını bekliyoruz.

Oysa hayatın en büyük yanılgısı, mutluluğu sürekli geleceğe ertelemek.

Çünkü zamanın telafisi yok.

Para yeniden kazanılabilir. Ev yeniden alınabilir. Birçok kayıp bir şekilde telafi edilebilir. Ama geçen zaman geri gelmez.

Bir çocuğun çocukluğu, bir annenin gençliği, bir babanın sağlığı, insanın kendi gençliği…

Hiçbiri yeniden yaşanmaz.

Belki de hayat bize her gün aynı şeyi söylüyor:

Bekleme…

Seviyorsan söyle. Özlediysen ara. Birlikte vakit geçirmek istiyorsan erteleme. Çünkü hayat, bizim planladığımız kadar uzun olmayabilir.

Evet, hayat gerçekten çok garip.

Yıllarca beklediklerimiz oluyor belki…

Ama bazen istediğimiz şey gerçekleştiğinde, onu bekleyen eski biz artık orada olmuyoruz.

Ve insan hayatının sonunda belki de en çok şuna üzülüyor:

“Keşke daha fazlasına sahip olsaydım” demiyor; “Keşke sahip olduklarımın kıymetini zamanında bilseydim” diyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

HERKESİN BEKLENTİSİ BAŞKA

24 Ağustos 2026 Pazartesi 11:57

HER ŞEYİN BİR BEDELİ VAR

17 Ağustos 2026 Pazartesi 08:01

ELEŞTİRMEK KOLAY, ANLAMAK ZOR

03 Ağustos 2026 Pazartesi 10:04

BİR KİŞİNİN KAÇ EVİ VAR?

27 Temmuz 2026 Pazartesi 08:00

KENDİNE YAKIŞANI YAPMALI İNSAN

20 Temmuz 2026 Pazartesi 08:00

KAFELER ÇOĞALIYOR, PEKİ YA SONRASI?

13 Temmuz 2026 Pazartesi 08:09

KAYBOLAN GÜVEN

29 Haziran 2026 Pazartesi 08:00

SÖYLENEMEYEN SEVGİNİN GÖLGESİNDE

22 Haziran 2026 Pazartesi 08:00