Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

Hayatımızdaki Dönüm Noktaları

Her insanın hayatında unutamadığı, üzerinden yıllar geçse bile hatırladığında aynı duyguları yeniden yaşadığı bazı dönemler vardır. Hayat dediğimiz yolculuk, aslında birbiri ardına gelen geçişlerden ve dönüm noktalarından oluşur. Bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır. Biz de her yeni kapının eşiğinde biraz değişir, biraz büyür, biraz daha hayatı öğreniriz.

Erkekler için askerlik ve üniversite hayatı, hayatın en belirgin dönüm noktalarından biridir. Askerliğini yaptığı şehir, üniversite okuduğu yer zamanla ikinci bir memlekete dönüşür. Yıllar sonra bir sohbet sırasında anlatılan bir olayın başlangıcında bile “Ben askere gitmeden önce...” ya da “Askerlikten sonra...” denildiğini sıkça duyarız. Çünkü bazı dönemler sadece takvimdeki yılları değil, insanın hayatındaki değişimi de belirler.

Kadınların hayatında ise üniversite, evlilik ve çocuk sahibi olmak önemli geçiş noktalarıdır. Birçok kadın yaşadığı bir olayı anlatırken “Evlenmeden önce...” veya “Çocuğum doğmadan önce...” diye söze başlar. Çünkü evlilikle birlikte hayatın düzeni değişir, çocukla birlikte insanın dünyaya bakışı bambaşka bir hâl alır.

Aslında kadın ya da erkek fark etmez; üniversite hayatı çoğumuz için ayrı bir yere sahiptir. Hele başka bir şehirde okuyorsanız... Bu, insanın ailesinden ilk ciddi ayrılışıdır. Kendi parasını yönetmeye, kendi kararlarını vermeye, kendi hayatını düzenlemeye başladığı yıllardır. Yeni bir şehir, yeni arkadaşlar, yeni bir çevre ve daha önce hiç karşılaşmadığı sorumluluklar çıkar karşısına.

İlk başlarda insan biraz şaşkın, biraz heyecanlıdır. Kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğrenirken hata yapar, bazen zorlanır ama her zorluk onu biraz daha olgunlaştırır. Belki de üniversite yıllarının unutulmaz olmasının nedeni budur. İnsan ilk kez kendi hayatının sorumluluğunu bu kadar yakından hissetmeye başlar.

Ama bir de ailenin tarafından bakmak gerekir.

Özellikle ilk çocuk başka bir şehre üniversite okumaya gittiğinde evin içinde tarif edilmesi zor bir duygu yaşanır. Anne ve baba bir yandan çocuklarının büyüdüğünü, kendi hayatını kurmaya başladığını görmenin gururunu yaşar; diğer yandan evin bir odasının sessizleşeceğini bilmenin hüznünü taşır.

Hele anne için bu ayrılık biraz daha zordur.

Çocuğunu ilk kez uzun süre göremeyecektir. Hastalandığında yanında olamayacak, canı sıkıldığında hemen yanına gidemeyecek, ne yiyip ne içtiğini, nerede olduğunu her zaman bilemeyecektir. Bir yandan “Artık kendi ayakları üzerinde duracak” diye sevinirken, diğer yandan aklı sürekli onda olacaktır.

İlk günlerde telefonlar daha sık çalar.

“Arkadaş edindin mi?”

“Gittiğin yere alışabildin mi?”

“Üniversiteyi sevdin mi?”

“Şehri tanıyabildin mi?”

“Yemeklerini düzenli yiyor musun?”

Bu soruların çoğunu anneler sorar. Çünkü anne merak eder. Çocuğunun sesindeki en küçük değişikliği bile anlamaya çalışır. “İyiyim” demesinden çok, nasıl söylediğine bakar.

Babalar ise çoğu zaman daha sakin görünür. “Alışır, merak etme” derler. Belki gerçekten daha rahattırlar, belki de endişelerini belli etmemeyi tercih ederler. Ama annenin telefon konuşmasını dinlerken sessizce kulak kabartan babalar da az değildir.

Hayatın başka dönüm noktaları da vardır. İlk işe başlamak, evlenmek, anne-baba olmak, çocukların büyüdüğünü görmek, emekli olmak... Her biri insanın hayatında yeni bir sayfa açar.

Ve insan yıllar sonra dönüp geriye baktığında aslında hayatının büyük bölümünü bu geçişlerin oluşturduğunu fark eder.

Bir zamanlar ailesinden ayrılıp üniversiteye giden genç, yıllar sonra kendi çocuğunu üniversiteye gönderir. Bir zamanlar annesinin “Yemek yedin mi?” sorusuna sabırsızlanan çocuk, gün gelir aynı soruyu kendi çocuğuna sormaya başlar.

İşte hayatın en büyük ironisi de burada saklıdır.

Bir zamanlar bizi büyütenlerin endişelerini anlamazdık; sonra büyür, aynı endişeleri kendi çocuklarımız için yaşamaya başlarız.

Hayat değişir, şehirler değişir, insanlar değişir. Ama bazı duygular hiç değişmez. Çünkü insanın hayatındaki dönüm noktaları yalnızca yaşını değil, kalbini de büyütür.

Belki de hayat dediğimiz şey, bir dönüm noktasından diğerine yürürken geride bıraktıklarımıza el sallamak ve önümüzde açılan yeni kapıya, biraz heyecan, biraz hüzün ama her zaman umutla bakmaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

BAKIŞ AÇISI HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİR

07 Eylül 2026 Pazartesi 08:00

HAYATIN GARİP ZAMANI

31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:46

HERKESİN BEKLENTİSİ BAŞKA

24 Ağustos 2026 Pazartesi 11:57

HER ŞEYİN BİR BEDELİ VAR

17 Ağustos 2026 Pazartesi 08:01

ELEŞTİRMEK KOLAY, ANLAMAK ZOR

03 Ağustos 2026 Pazartesi 10:04

BİR KİŞİNİN KAÇ EVİ VAR?

27 Temmuz 2026 Pazartesi 08:00

KENDİNE YAKIŞANI YAPMALI İNSAN

20 Temmuz 2026 Pazartesi 08:00

KAFELER ÇOĞALIYOR, PEKİ YA SONRASI?

13 Temmuz 2026 Pazartesi 08:09