Şadiye Öztürk
ÇEVRE GELECEĞİMİZDİR
5 Haziran, tüm dünyada Dünya Çevre Günü olarak kutlanıyor. Bu özel günün temeli, 1972 yılında İsveç'in başkenti olan Stockholm'de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı'na dayanıyor. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen bu günün amacı; çevre temizliği, enerji ve su tasarrufu, geri dönüşüm ve atık yönetimi konularında insanları bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmaktır.
Çevreyi korumak artık sadece devletlerin ya da kurumların görevi değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü doğaya verdiğimiz her zarar, aslında geleceğimize verdiğimiz zarardır. Bu nedenle Dünya Çevre Günü, sadece kutlanan bir gün değil, aynı zamanda kendimizi sorguladığımız ve sorumluluklarımızı hatırladığımız önemli bir fırsattır.
Ülkemizde de çevre bilincinin artırılması adına son yıllarda önemli çalışmalar yapılıyor. Özellikle 2017 yılında dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı öncülüğünde ve Emine Erdoğan'ın destekleriyle başlatılan Sıfır Atık Projesi, çevre konusunda toplumsal farkındalığın oluşmasına büyük katkı sağladı. Okullarda, kamu kurumlarında ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında düzenlenen etkinliklerle milyonlarca insan geri dönüşüm ve atık yönetimi konusunda bilinçlendirildi.
Bugün de kamu kuruluşları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları tarafından konferanslar, resim sergileri, fidan dikim etkinlikleri ve çeşitli farkındalık çalışmaları düzenleniyor. Amaç, çevrenin korunmasının bir tercih değil, zorunluluk olduğunu herkese anlatabilmek.
Bana göre henüz arzu ettiğimiz noktada olmasak da geçmişe kıyasla önemli mesafeler kat ettik. Eskiden sokakta çekirdek kabuklarını yere atan, piknik alanlarını çöp içinde bırakan insanlara daha sık rastlardık. Bugün ise çevre konusunda daha duyarlı bir toplum oluşmaya başladığını görüyoruz. Mahallelerimizde geri dönüşüm kutularının yaygınlaşması, atık yağların ayrı toplanması ve israf konusunda farkındalığın artması bunun en güzel göstergelerinden biridir.
Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz bu konuda bizlerden daha bilinçli yetişiyor. Okullarda aldıkları eğitim sayesinde çevreye karşı daha duyarlı davranıyor, geri dönüşümün ve tasarrufun önemini daha iyi kavrıyorlar. Belki de geleceğe dair en büyük umudumuz burada yatıyor.
Unutmamalıyız ki kullandığımız her damla su, israf ettiğimiz her lokma ekmek ve gereksiz yere tükettiğimiz her enerji kaynağı, gelecek nesillerin hakkından eksiltiyor. Temiz bir çevre, sağlıklı bir yaşam ve yaşanabilir bir dünya bırakmak istiyorsak işe önce kendi alışkanlıklarımızı değiştirmekle başlamalıyız.
Çünkü çevreyi korumak sadece bugünü değil, yarını da korumaktır. Geleceğe bırakacağımız en değerli miras ise temiz hava, temiz su ve yaşanabilir bir dünyadır. Dünya Çevre Günü'nün hepimize bu sorumluluğu bir kez daha hatırlatmasını diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.