Şadiye Öztürk
Kaybetmeden Kıymetini Bilmek
Mayıs ayı gerçekten de toplumsal anlamda önemli günleri içinde barındıran özel bir ay. Emek, gençlik, annelik, aile… Hepsi aslında birbirine bağlı kavramlar. Çünkü güçlü toplumların temelinde güçlü aileler vardır. Bu nedenle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 15-21 Mayıs tarihlerini “Aile Haftası” ilan etmesi oldukça anlamlı ve yerinde bir karar olmuş.
Aile dediğimiz şey sadece aynı evin içinde yaşamak değildir. Aile; sevinci paylaşmak, zor günde omuz olmak, sevgiyi hissettirmek ve güven vermektir. İnsan hayata ilk adımını aile içinde atar; sevgiyi de saygıyı da merhameti de önce orada öğrenir. Bu yüzden aile ne kadar sağlam olursa toplum da o kadar güçlü olur.
Ne yazık ki son yıllarda teknoloji, yoğun yaşam temposu, bireyselleşme ve sosyal medyanın etkisiyle insanlar birbirinden uzaklaşmaya başladı. Aynı evin içinde yaşayan ama birbirine vakit ayırmayan aileler çoğaldı. İşte tam da bu yüzden aile kavramını yeniden hatırlamaya, yeniden konuşmaya ihtiyacımız var.
Anneler Günü’nün hemen ardından gelen bu haftanın ayrı bir anlam taşıdığını düşünüyorum. Çünkü ailenin merkezinde çoğu zaman anne vardır. Anne; sadece çocuk büyüten kişi değildir. O, evin huzuru, düzeni, sabrı ve sevgisidir. Yorulsa da belli etmeyen, kendi ihtiyaçlarını erteleyip evladını düşünen, aileyi bir arada tutmaya çalışan görünmez kahramandır. Bir annenin emeğini ölçmek, fedakârlığını tarif etmek gerçekten kolay değildir.
Elbette baba da ailenin temel direklerinden biridir. Güven duygusunu veren, sorumluluğu omuzlayan, ailesi için mücadele eden babaların emeği de çok kıymetlidir. Çünkü aile; anne ve babanın birlikte oluşturduğu bir bütündür. Sevgi, saygı ve dayanışma olduğu sürece çocuklar da daha sağlıklı bireyler olarak yetişir.
Çocuklar en çok gördüklerinden etkilenirler. Anne babanın birbirine davranışı, konuşması, sevgisi ve sabrı onların karakterine sessizce işlenir. Çünkü çocuk için en güçlü eğitim, nasihat değil; örnek olmaktır. Evinde sevgiyi gören bir çocuk sevgiyi büyütür. Saygıyı gören saygılı olur. Huzuru yaşayan huzur verir.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey; aile olmanın kıymetini yeniden hatırlamaktır. Aynı sofrada oturmanın, birlikte çay içmenin, hâl hatır sormanın, büyükleri ziyaret etmenin değerini unutmamaktır. Çünkü modern hayatın koşuşturması içinde kaybettiğimiz her manevi değer, geleceğimizi biraz daha eksiltmektedir.
Temennimiz odur ki Aile Haftası sadece birkaç etkinlikle geçiştirilen bir hafta olmaz. Gerçek anlamda farkındalık oluşturur, özellikle genç nesillere ailenin önemini anlatır. Çünkü güçlü aile; güçlü toplum, güçlü gelecek demektir. Ve unutulmamalıdır ki bir milletin en büyük zenginliği ne teknolojisi ne de maddi gücüdür… Asıl zenginliği, sevgiyle ayakta duran aileleridir.
Bu vesileyle bütün ailelerin Aile Haftası’nı, tüm kadınların da Anneler Günü’nü kutluyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.