Orhan Arslan
GENÇLER AYDINLIK YOLUN YOLCUSU OLMALIDIR
Karanlığı, anlamak için aydınlığı bilmek gerekir. Çünkü her şey zıddı ile kaimdir. Her ikisi ikiz kardeş gibidir hep birlikte anılmışlardır. İkisinden birisinin olmadığını düşünürsek diğerinin anlamı kalmaz. Aydınlığın bol olduğu bir yerde karanlığın anlamı olmaz. Zifiri karanlığın olduğu yerdeki bir ışık bile kilometrelerce öteden kendisini fark ettirir. Çünkü aydınlığın karanlığa baskın olmak gibi bir özelliği vardır.
Topluma yön verenler, bu yolu anlamış, aydınlığın insanlığın faydasına olan en önemli bir meşale olduğunu fark etmiş insanlaradır. Bu insanların başta gelen özelliklerinin tarafsız olmaları, herhangi bir siyasi ekole göbekten bağlanmamış olmaları gerekir.
Bu yolda Ülkemizde aydın sıfatı ile vasıflandırılan insanlar; Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet tarihi boyunca modernleşme, Batılılaşma ve ulusal kimlik süreçlerini tartışan; genel aydın tanımının ötesinde halkla ilişkisi, devlete bakışı ve ideolojik duruşu ile kendine has özellikleri olan entelektüel zümreyi ifade eder.
Bu vasfı elde etmiş insanlarımız da farklı farklı isimler ile ifade edilir hale gelmiştir.
Bu konuda kafa yoran Atilla İlhan; Türk aydını Türk değildir. Diye bir analiz yapmış ve bu tezini uzun soluklu bir yazıda ifade etmiştir.
YANİ YÜREKLER ACISI BU DURUMUZA PARMAK BASMIŞTIR..
İşte bu aydın diye vasıflandırdığımız insanlardan gençliğimizin yetişmesi için; Gençlerin, Vatan ve Milletine sahip çıkması, Devletine bağlı olması için, ortak fikirde buluşmaları gerekir, inancındayım. Bu ana fikirde birleşen Ülkenin geleceğine yön vermek için fikir üreten insanların üzerinde olan ağır bir yüktür. Bu yükü birlikte omuzlamaları gerekir. Çünkü, Başka Türkiye yoktur... Herkes bu coğrafyada yaşamaktadır.
Bu gençler ve bireyler, toplumun , sosyal hayatın her alanında sizlerle birlikte olmaktadırlar...
Bu zaviyeden baktığımız zaman, aydın diye vasıflandırılan insanlar arasındaki fikir ayrılıkları, Devletine ve Milletine zarar veriyor. Topluma ve Devlete yapılacak en büyük zararlar; öğretim görmüş insanlarımız tarafından yapılıyor.
Demek ki; bir yerlerde hata yapıyoruz. Aydın insanlar şunu bilmelidir. Milli ve Manevi değerlerden yoksun bir şekilde yetiştirilen nesillerden ne bekliyoruz? Şimdi birileri diyecek ki; o kadar kusur olur. O, kusurlar bizlerde derin yaralar açıyor. Tamamen kendi toplumuna zıt bilgilerle donatılan nesiller, kendi toplumunun tüm değerlerine karşı çıkıyor. Hatta onlarla çatışıyor. Sayıları ne kadar azda olsa, işte onlar karanlığı temsil ettikleri için ortalığı karartıyorlar. Hatta bu değer yargılarını savunan insanlar ile çatışıyorlar.
Söz konusu olan, ana fikir; insan yetiştirmek, Ülkenin geleceğini emin ellere bırakmak gayesi olmalıdır. Ülkenin geleceğini emanet edeceğimiz gençler olunca; kısır çekişmeleri bir tarafa bırakmak gerektiğine inanıyorum. İnsanları senelerden beri yetiştirdik, öğrettik, uzman ettik dedikleri gençlerin bazıları; maneviyattan yoksun olanlar, her alanda Ülkeye zarar verdiler. O konuda onlara bir şeyler verememişiz. Sonuç ortadadır.
Genç nesillerimize toplumun Manevi güçlerini öğretmeliyiz. Onlar, yarın büyüyüp her alanda görev aldıkları zaman; ortalığı aydınlatsınlar. Siz, ne kadar güçlü ve memleket sever insanlar yetiştirirseniz; her alandaki başarınız o kadar artar. Böyle inanmış ve güçlü kadrolar ancak, sizi ayakta tutabilirler. Yoksa Milli ve Manevi değerlerine tamamen sırtını dönmüş nesiller hangi projeyi getirirseniz, getirin, geri teper. Elinizde patlayan bir bomba gibi olur. O mantıkla yetişen kişiler, Devletin malını deniz olarak gören insanlardır. Hiçbir değer yargısını tanımazlar. O manada değerler eğitimini önemsiyoruz.
Savunma sanayinin çalışmalarında pırıl, pırıl gençleri görmek bizi heyecanlandırıyor. Onlardaki aşk, şevk, bizlere ümit olmaktadır. Yani önlerinde bir hedef belirlenmiştir. Dünya genelinde de Türk bilim adamlarını başarısı dikkat çekmektedir.
Gelecek nesillerimizin her alanda başarılı olması için birinci öncül: Vatanını, Milletini seven Ahlaklı ve Maneviyatı güçlü, dürüst ve doğruluktan taviz vermeyen, nesiller yetiştirmektir. Tüm programlar, bunun üzerine bina edilmelidir. Yoksa tamamen yabancı kültürlerin esiri olmuş, ahlak ve maneviyattan tamamen uzaklaşmış, nesillerden ne beklenir? Dünyanın en iyi nimetlerini de verseniz, en iyi şartlarda tüm imkanlarınızı kullanarak; onları yetiştirseniz de; bizim söylediğimiz öncüller yoksa beyhude bir çaba olur. Sonuç alamazsınız.
Bu olumsuz örnekleri, çevrenize baktığınız zaman, görebilmektesiniz. O, zaman o beklediğiniz aydınlık gerçekleşmez. Karanlıklar, gittikçe sizi kaplar. Son günlerde gençlerin bu konudaki duyarsızlıkları, gelecek tehlikenin ayak sesleri gibi algılanmalıdır. Ona göre, tedbir alınmalıdır. İş işten geçmeden gereğini yapmak gerekir. Etrafımızda; o kadar duyarsız, kaygısız, sadece tüketen, düşünmeyen, değer yargısını tanımayan, Batı kültürünün esiri olmuş örnekler var ki; hangisini anlatalım. Bu karanlık gidişe, dur demek gerekir. Hem de tüm gücümüzle…
Bugün gençliğimizin çoğu İnternet bağımlısı, nerede ise tüm geleceğini bu oyun ve yayınların yönlendirdiği insanlar olmaktadırlar. Yani sizin eğittiğiniz gençler, tüm eğitim ve öğretim çabanıza rağmen elinizden bir sabun gibi kayıp gitmektedir. Bunu göremez ve tedbir alamaz isek, gençleri karanlık peşinde koşan, sorumsuz, ne yaptığı bilmeyen duygusuz insanlar olarak görebiliriz...
Bir yabancının yüz binin üzerinde iki saat verdiği bir müzik konserine gençliğimizin meyil etmesi yürekler acısı bir durumdur. Hiç bir ortak değerimizin olmadığı, Sadece aynı dünyada yaşadığımız bu insanın gençliğimize verecek bir fikri yoktur. Kendisi zaten yanlış anlayışların reklam aracı gibi kendini görmektedir. İnancı, kültürü, yaşama tarzı, değer yargısı, kısacası hiç bir şeyi bize benzemeyen bir rüzgar gelip geçmiştir. Önünde neleri sürüklediği bilinmez...
Vakit geçmeden Aile, Okul, çevre, iş birliği ile gençliğin bu durumuna müdahale etmemiz gerekmektedir... Yarın çok geç olabilir...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.