Ahmet Hasdemir
BİR ŞEHRİN KAPILARINI DOSTLUK AÇAR
Geçtiğimiz hafta üç arkadaş olarak birkaç günlüğüne İzmir’deydik. Çarşamba günü Sivas’tan yola çıktık, Cumartesi günü yeniden memleketimize döndük. Kâğıt üzerinde bu dört günlük sıradan bir seyahatti. Ancak geriye dönüp baktığımızda, bavulumuzdan çok daha fazlasını getirdiğimizi görüyoruz: Güzel dostluklar, samimi sohbetler ve unutulmayacak hatıralar…
Bu seyahatin en özel tarafı, Ege Bölgesi İlbeyli Yörük Türkmenler Derneği Başkanı ve İzmir ve Ege Bölgesi Sivas Dernekleri Federasyonu (İZEBSİDEF) Başkan Vekili Tarık Çakır’ın misafiri olmamızdı.
Hayatta bazı insanlar vardır; yaşları gençtir ama yaptıkları işlere, kurdukları ilişkilere ve üstlendikleri sorumluluklara baktığınızda yılların tecrübesini görürsünüz. Tarık kardeşimiz de onlardan biri.
Henüz genç yaşlarda olmasına rağmen hem sivil toplum kuruluşlarında önemli görevler üstlenmiş hem de iş hayatında dikkat çekici projelere imza atmış. Marmara ve Ege bölgelerinde kurduğu güçlü ilişkiler, edindiği saygın çevre ve ortaya koyduğu çalışmalar, onun kısa zamanda önemli bir mesafe aldığını gösteriyor.
Ancak insanı etkileyen yalnızca başarılar değildir.
Asıl önemli olan, başarıyla birlikte tevazuyu koruyabilmek, dostluğu ve vefayı unutmamaktır.
Tarık kardeşimizin bizi havaalanında gece yarısı karşılaması, kaldığımız süre boyunca evinde misafir etmesi ve dönüşte tekrar havaalanına kadar uğurlaması, günümüzün hızla değişen dünyasında pek sık rastlanmayan bir misafirperverlik örneğiydi. Doğrusu, mahcup olmadık desek yalan söylemiş oluruz.
Çünkü artık birçok şeyin maddi ölçülerle değerlendirildiği bir dönemde yaşıyoruz. Böyle bir dönemde gönülden yapılan bir ikramın, samimiyetle açılan bir kapının ve içten bir dostluğun değeri çok daha iyi anlaşılıyor.
İzmir’de bulunduğumuz süre içerisinde Sivaslı dernek yöneticilerimizi, iş insanlarımızı ve hemşehrilerimizi ziyaret etme fırsatı da bulduk. Gördük ki insanlar memleketlerinden kilometrelerce uzakta yaşasalar da o topraklara duydukları sevgiyi yüreklerinde taşımaya devam ediyorlar.
Sivas’tan ayrılmış olabilirler ama Sivas onlardan asla ayrılmamış.
Gittiğimiz her yerde memleket sohbetleri açıldı. Kimi çocukluğunu anlattı, kimi yaptıklarını, kimi köyünü, kimi mahallesini… Bazen bir bardak çayın etrafında yapılan kısa bir sohbet bile yılların özlemini dile getirmeye yetiyordu.
Bu ziyaretler bize bir kez daha gösterdi ki şehirleri güçlü yapan yalnızca binalar, yollar veya yatırımlar değildir. Şehirleri asıl güçlü kılan, sağlam hemşehrilik bağları ve o şehrin birbirini unutmayan insanlarıdır.
Bir hemşehrinin başka bir hemşehriye uzattığı eldir.
Bir dostun açtığı kapıdır.
Bir sofrada paylaşılan ekmektir.
İzmir’den dönerken üç arkadaşın ortak düşüncesi aynıydı:
Güzel insanlar hâlâ var.
Dostluk hâlâ var.
Vefa hâlâ var.
Ve bu değerler yaşadığı sürece, aradaki yüzlerce kilometrelik mesafe aslında sadece haritalarda kalıyor.
Çünkü şehirleri büyüten binalar değil, insanlardır. Mesafeleri kısaltan yollar değil, dostluklardır.
İzmir’den Sivas’a dönerken bavullarımız aynıydı belki; ama gönlümüzde taşıdığımız dostluklar, hatıralar ve güzel duygular çok daha fazlaydı. Üç arkadaş olarak, bizlere bu güzel günleri yaşatan, öncelikle kıymetli zamanını bize ayıran, evini ve gönlünü açan Tarık Çakır kardeşimize gönülden teşekkür ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.