Orhan Arslan
Belediyelerin duyarsızlığı
Yağmur yağdı gerçekler ortaya çıktı. Yetersiz ve bakımsız alt yapı, üzülerek ifade edeyim şehirlerin merkezlerini nehir yatağına çevirdi. Normal zamanda trafik akışı nerde ise durma noktasına geliyor. O gün yağmur nedeni ile bazı araçlar trafiğe çıkmamıştı. Eğer trafiğe çıksalardı gördüğümüz arabaların suya kapılma sürüklenme, alt geçitlerde mahsur kalma görüntülerini fazlası ile görecektik.
Normal zamanda Bazı belediyelerde çöpler toplanmıyor ya da geç toplanıyor... O, çöp yığınları birikerek rögarları tıkıyor. Böylece her yağmurda sıkıntı daha da büyüyor.
Yolları Çukur, kaldırım taşları paramparça... Asansörler, yürüyen merdivenler çalışmıyor... Yaşlı ve engelli yolcular için yürümek, metro yada tramvaylardan yararlanmak adete bir çileye dönüşüyor.
Bu su bolluğuna rağmen sular kesiliyor, ana su boruları patlıyor, asfalt dersen hayal... Yol, alt geçit, üst geçit yapmayı bırakın eskimiş olanları bile tamir etmiyorlar... Dışarıdan bakınca çürümüş betonları ortaya çıkmış demirler, bir nevi bağırıyor; Beni ne zaman tamir edeceksiniz? Diye. Oto park alanları zaten yok gibi, belediyeler anca yol üzeri parklardan, ücret almakla yetiniyorlar. Üstelik her hizmet alanından zam üstüne zam haberleri geliyor... Adeta zam yağıyor... Daha ne olsun...
Sanki tek kaynakları su, ulaşım, oto park yeri...
Bu olumsuzluklar kimin umurunda... Konserlere, kültür yatırımı diye heykeller yapmaya devam. Belki onlar da yapılabilir. Ancak öncelik sırasında onlarca yapılması gereken işler var iken önceliğin o alanlara tanınması tartışma ortamının olmasına imkan sağlıyor...
En can alıcı soru. Bu olumsuz durumlardan seçmen memnun mu? Evet... O zaman şikayet etmeyecekler... Memnuniyete devam...
AHBAB KONUSU GELDİ GÜNDEMİMİZE OTURDU
Eeee, ne olacak şimdi... Haluk Levent soruşturmasında ifadesine başvurulmak üzere çağırılan herkes (bir bayan hariç 120 bin Tl bağış yaptım diyor.) şunu söylüyor. SONRA BAĞIŞ YAPANLARIN LİSTELERİ YAYINLANIYOR. Bazıları ifadelerinde ; ''Biz güvenilmez olduğunu biliyorduk bağış yapmadık.'' Demişler... İyi de TV ekranlarında bazılarının bu kuruluşlara güvenmediklerini ifade eden yayınlar hala arşivlerde durmaktadır. Bu duruma ne demek gerekir?
Kardeşim siz ideolojik olarak ya da farklı bakış açısından Kızılay, ya da AFAD kuruluşuna da muhtemelen bağış yapmadınız . Eğer Kızılaya, Afada yardım yapmış iseniz, o zaman mesajlarınızda o, kuruluşlara güvenmediğinizi nasıl açıklayacaksınız? Bu da insanları kandırmak olmaz mı? O zaman Buda demek oluyor ki deprem zamanı hiçbir yere bağış yapmadınız. Yahut gizli yaptınız. Olabilir... Ancak Ahbabın reklamını, ona yardım yapılmasını teşvik ettiniz mi? Etmediniz mi? Demek ki sizler de o dönem insanları kandırdınız... Ya da gizli yardım yapıp, açıktan karşı çıktınız... O, zaman bunun adına ne demek gerekir. Hani nerde kaldı sanatçı duyarlılığı... Ülke gerçeklerine arkanızı dönmek ne kadar doğrudur?
Dünyada en kıymetli değer merhamettir... Merhametin olduğu yerde rahat ve huzur ortamı vardır. Merhametin olmadığı yerde insanlık olmaz, rahat ve huzur ortamı olmaz... Çaresizlik içerisinde bulunan her mazlumun hiç bir özelliğine bakılmadan yanına yardıma koşulur... İnsanlık bunu gerektirir...
Allah bu ülkeye bir daha bu zor olayları yaşatmasın...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.