Talha Gurbetçi

Talha Gurbetçi

Kardeşlik ve Vefa

ERUNİM derneğinin tertiplediği 25. Kardeşlik ve Vefa toplantısını KONYA'DA gerçekleştirdik... Erzurum’da elli yıl öncesinde eğitim hayatını tamamlayan ve Milli Türk Talebe Birliği bünyesinde uzun yıllar boyunca omuz omuza saf tutan kadim dostlar, hasret gidermek ve fikir alışverişinde bulunmak amacıyla Konya’da bir araya geldi.

Bundan elli yıl önce Erzurum'da Üniversite sıralarında başlayan kardeşlik, dostluk, fikir birliği, dayanışma, kaynaşma, elli yıllık bir maziye dayanıyor. Dile kolay elli yıl. Ülkemizin değişik illerinde 25 defa buluşarak dostluğumuz, kardeşliğimizi, tazeledik. Vefalı olmanın hazzını yaşadık... Bu toplantıların dışında yüzlü rakamlarla ifade edilen daha dar kapsamlı toplantılarımız olmuştur. İletişim hep devam etmiştir...

Eskimez MTTB' li dostlar KYK tarafından tahsis edilen Hacıveyiszade Talebe Yurdu da yaklaşık 1700 metre rakımlı bir tepede kurulmuştur. Bu sebeple Konya'ya gelirken dümdüz ve sonsuz bir ova bekleyen misafirler, adeta bir kartal yuvasını andıran bu yüksek konumdaki modern ve güzel yurtta, yaz ortasında esen serin rüzgârlar eşliğinde Selçuklu Payitahtı Konya'yı seyretmenin huzurunu yaşadılar.

Yoğun bir katılımla gerçekleştirilen istişare toplantısında konuşan Erzurum MTTB Derneği Başkanı Salih Akverdi, teşkilatın yarım asrı aşan köklü geçmişine, tam bağımsızlık karakterine ve hiçbir güce boyun eğmeyen duruşuna dikkat çekti. Dünyevi hiçbir beklentisi olmayan, sırf Allah rızası ve vatan sevgisiyle bir arada duran insanların oluşturduğu bu topluluğun taşıdığı berekete vurgu yapan Akverdi, Konya’da kendilerini ağırlayan tüm emniyet ve yerel idare birimlerine şükranlarını sundu.

Konya'da bizi ağırlayan dostlardan ALLAH razı olsun... Başta Ahmet Poçanoğlu, Hasan Ayaz ve ekibine yürekten teşekkürler... Bu organizelerin her yıl içerisinde olan bir kardeşiniz olarak, bu işin ne kadar zor ve yorucu olduğunun farkındayım. Hepinizden ALLAH razı olsun...

Bu arada bundan iki yıl önce bizi Aksaray'da ağırlayan dostumuz BİLAL BİLECİK kardeşimizi hasta hanede ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulunduk. Allah en kısa zamanda şifa versin. Buradan ona da selam olsun...

Buluştular... Kaynaştılar... Nemli gözler ile selamlaştılar... Anılar tazelendi... Yürekler daha hızlı ve heyecanlı bir şekilde atmaya başladı... Gözler hep birlerini aradı... Sanki yılların hasreti ile kucaklaştı... Bir damla sevgi göz yaşı gözden yere düşene kadar ne kadar manalı bir yükü ifade ediyordu. Dayanamadı yere düştü... Evet kelimelerin kifayetsiz kaldığı, sadece bedenlerin çok şey ifade ettiği bir andı... Yaşamak lazım...

Tüm gittiğimiz illerde toplantıya gelen şehrin bürokratları, ileri gelenleri, bu dayanışmanın içeriğini görünce hep hayret etmektedirler. Nasıl olur? Sorusunu sormadan edemiyorlar... Uzun soluklu sohbetlerle bu dayanışmayı analiz edip öğrenemeye çalışıyorlar...

1970 yılların sonu ve 1980 yılların başı itibari ile, O günün şartlarında;
Bu Ülkede uzun soluklu bir İslam düşüncesini anlama yaşama anlatma yaşatma örnek olma, kitlelere mesaj verme, yol gösterme, önder olma gayret ve çabası olmuştur.
Bu İslami canlanmanın hareket alanında yer alması için; fikir ve aksiyonları ile destek veren insanlar olmuştur. Ülkede 'Allah' kelimesinin yasak olduğu zamanlarda; İslami anlayışı benimsemiş kadrolara yön verme çabasını kendilerine vazife edinmiş fikir ve düşünce adamları vardır. Bunları Rahmetle analım. Necip Fazıl, Arif Nihat Asya, Said Nursi, Süleyman Hilmi, Abdulhakim Arvasi, Mehmet Zahid Kotku, Sami Ramazanoğlu, Mehmet Akif Ersoy, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç, Cemil Meriç, Mehmet Şevket Eygi ve adını anmadığımız diğerleri... Bu yolda Tarih ve Edebiyat alanında ana damara destek veren yardımcı damarlar gibi takviye eden çalışmalar ortaya koymuşlardır. Kadir Mısıroğlu, Yedi güzel adam, bunlara örnek verilebilir. Allah, hepsinden razı olsun...
İşte bu çalışmaların meyvesini verdiği yıllar, Üniversite gençliğinde; İslami kavramların benimsendiği, öne çıkarıldığı, yaşanmasının istendiği yıllardır. O yıllarda Ülkenin değişik yerlerinden Üniversitelere gelen Anadolu Gençliği; kendisini, inançlarını, manevi varlığını temsil eden sivil toplum örgütlerini aramaya, onlarla birlikte saf tutmaya başlamışlardır.
Bunlardan Bir tanesi MTTB çatısıdır. O yıllarda yaygın bir şekilde gelişen Komünizm yaygarasına ve inançsızlık çalışmalarına ; DUR deme ihtiyacını hissetmiştir. İstanbul merkezli bu kuruluş; Anadolu'da Üniversitelerin olduğu illerde örgütlenmeye başlamıştır.
Ülke O yıllarda kavram kargaşasının yer aldığı, gençliğin değişik alanlara savrulduğu, dönemleri yaşamaktadır. Sonradan da anlaşılacağı üzere; Değişik devletlerin istihbarat elemanlarının boy gösterdiği yıllardır. Bu yıllarda, Gençlik, bir arayış içerisindedir. Bir şeylerin yanlış gitmesinden rahatsızdır.
MTTB teşkilatının örgütlendiği, şehirlerden bir tanesi de Erzurum'du.
O yıllarda arkadaşlıkları ve dostlukları, inanç birliği etrafında şekillenen gençler, o yılların hatırına bu geleneği, dayanışmayı, bir olmayı, yıllar ötesine taşımayı hedeflemişlerdir. Her yıl Ülkenin değişik illerinde toplanarak, hem o günleri anmaktadırlar. Hem de dostluklarını taze etmektedirler.
Bu arada kaybettiğimiz tüm dostlara ALLAH’TAN rahmet diler, mekanları cennet olsun diye dua ederiz...
Gelecek yıllarda bu dayanışmanın, bu dostluğun devam etmesi en büyük arzumuzdur... Gelecek yıllarda buluşmak dileğiyle...

Katılan tüm fedakar dostlardan ALLAH razı olsun...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Talha Gurbetçi Arşivi

Şehitler Ölmez, Şehitler Ölmez

15 Temmuz 2026 Çarşamba 09:32

Batılılaşmanın dayanılmaz cazibesi

29 Haziran 2026 Pazartesi 13:16

Memleket havası iyidir

22 Haziran 2026 Pazartesi 09:17

Eleştirirken dikkat etmek lazım

09 Haziran 2026 Salı 10:22

BAYRAM GELMİŞ NEYİME

24 Mayıs 2026 Pazar 11:34

Öğretmenlik Fedakarlık İster

21 Nisan 2026 Salı 09:41

YARDIMLAŞMAK İNSANİ BİR DAVRANIŞTIR

16 Mart 2026 Pazartesi 10:42