Talha Gurbetçi
MTTB DERNEK GÜNLERİMİZDEN HATIRALAR
“Sana değer veren birinden uzak durmak aklının eksikliğidir.
Senden uzak duran birine değer vermek ise nefsinin düşkünlüğüdür.” Siz siz olun, dar zamanınızda yanınızda olan dostlarınızı , küçük menfaatler uğruna terk etmeyiniz... Bedelini ağır ödersiniz... ORHAN ARSLAN
O, günleri yaşayan yakın dostlarımızın bazılarının anlatacağım anılara şahit olduğunu biliyorum. Şöyle hatıraları yad edelim dedim. Şimdiden o güzel günlerde birlikte olduğumuz için hepinizden ALLAH razı olsun...
Şahit olan dostların bildiği gibi, 1975 yılından 1980 yılına kadar Sivas MTTB yönetiminde bulundum. O günün kısıtlı imkanları ile neler çektiğimize herkes şahittir. Mütevazi dernek binamızın giderlerini karşılamak için bazı dostlar ile gelir temin edici girişimlerde bulunuyorduk. Bayramlarda tezgah açmak gibi. O yıllarda bu tür derneklerin gelirleri arasında deri toplamak olayı var idi. O nedenle Kurban bayramı günlerimiz deri toplama çabası içerisinde geçerdi. Kardeş dernekler hep birlikte imece usulü bu olayı gerçekleştirir dik. Böylece dernek giderleri karşılanıyor. Ayrıca hepinizin bildiği gibi Kangal iş hanında bir öğrenci yurdumuz var idi. Buradaki arkadaşlar ile omuz omuza çalışırdık. Sonra bu yurt olayı seksenli yıllarda Behram Paşa tarihi binasına kadar devam etti. O taş binada bir de spor salonu oluşturulmuştur...
O yıllarda mütevazi dernek binamızda gelen arkadaşları ağırlamak için çay ikramımız olurdu. Bu arada Rahmetli Ahmet Turan kardeşimiz, bu ikramı karşılamak için görevli idi.
BU DERNEK ÇATISI ALTINDA sayı açısından fazla olarak ifade edeceğimiz miktarda insanımız gelip gitmezdi. Zor günler idi. Bazı dostlar kardeş derneklere devam ediyorlardı. Hemen karşımızda İHL mezunlar derneği vardı. Orada insanımız buluşur, görüşürdü...
Zamanla bazı dostlarımızın içerisinde benim de olduğum arkadaş grubumuz, bir fon oluşturarak, kitap kulübümüzü açtık. Bu kulüp zamanla kitabevi olarak hizmet vermeye devam etti. Sonrasında kapatıldı.
Bu kitap kulübü var iken, bir arkadaşımla birlikte Ankara'ya giderek Diyanet Yayınevinden 180 takım Riyazüs Salihin eserini getirmiştik. Yine Bedir yayınevinden iki yüz takım İhyayı Ulumiddin eserini almış. Satışa sunmuştur. O yıllarda kitap almak işi ile genellikle ben uğraşıyordum. Erzurum Üniversitesinde okuduğum için ortada da kitap işi ile uğraşan fakülteden bir kardeşimizin yanında boş zamanlarımızda çalışıyor idik. Kitapla olan muhabbetimiz fazla idi. Böylece fikir ve düşünce dünyamıza ışık tutacak eserleri arkadaşlar ile buluşturuyorduk... Bu alışkanlığım memuriyet hayatına geçince de devam etti. Senelerce Cemre kitap evinde emanet kitap dağıtımı yapar hale gelmişti. Kimi zaman dostların destekleri ile, yüzlerce kitabı öğrenci kardeşlerimiz ile buluşturduk. Onların fikir ve düşünce alanında istifade etmelerini sağladık.
Benim kitap aşkım fazla idi. O yıllarda Yılmaz Öztuna’nın tarih mecmuasından, başlayan yolculuğumuz, bin temel eser, Necip Fazıl eserleri, Kadir Mısıroğlu eserleri, Sezai Karakoç eserleri ile ciddi bir yol kat etmiştim. Daha İHL yıllarımızda başucu eserlerimiz idi. Nihat Sami Banarlı’nın Türk Edebiyat Tarihi isimli eserimiz bir dostumuz tarafından emanete alınmıştır. Benim gençlik yıllarımda tarihe ve Edebiyata yakın durmamın sebebi bu eserler idi.
Bu mütevazi dernek binasında çok anılarımız oluştu. Tek şikayetimiz, çoğu yol arkadaşımızın bu binaya gelmekten bile uzak olmaları idi. Çünkü o yıllarda dernek binalarının müdavimi olmak, yöneticisi olmak sıkıntılı işlerdi. Binlerce olayı yaşayan dostlarımız var aranızda. Ayrıntılara girmeyeceğim.
Şimdi o yıllarda dernek binamızda çeşitli etkinlikler yapılıyordu. Çünkü daha önceden ben İHL sıralarında iken daha mütevazi olan MTTB binalarında seminerler üç, beş kişiye veriliyordu. Hazırlık kursları dahil, burs ve yurt bulma çaba ve gayretleri ön planda idi. Kimi kardeşlerimizi kazandıkları üniversitelere bizzat götürüyor idik. Burs ve yurt bulma konusunda önderlik ediyorduk. Bu konferans ve seminerlerin en önemlisi Necip Fazıl Kısakürek, konferansı idi.
Daha önceden Erzurum’da, İstanbul’da konferanslarını dinlediğimiz üstadı, Sivas’ta ağırlamıştık. Kitap kulübünden dolayı yayınevine İstanbul’a gidince uğruyorduk. Hatta o yıllarda oğlu Mehmet Sivas'ta askerlik yapınca bize emanet para vererek kendisine iletmemizi söylemişti. Mehmet’i kışlada ziyaret ettik emanetini ilettik... Her ikisi de nur içinde yatsın...
Üstad Sivas’a gelince, şimdi zaman içerisinde derneğimizin yolunu bilmeyen birileri gelip öne çıkmak ve resim çektirmek için yarışa girmişlerdi. Oysa bir çok konferansçı kardeş derneklere getiriyor ve insanlara sunum yaptırıyorduk. İsimlerini sayamayacağım onlarca insan. Onlardan kendilerine göre, kayda değer buldukları insan olunca etrafında insan sayısı artardı.
Üstad Otel köşkte misafir edildi. Yanında iki gece Rahmetlik MAHMUT İLE BİRLİKTE kalmıştık. Karşıladığımız ilk gün otele de resim çektirmek için birileri otele hücum etmişti. Şimdi bu günleri en küçük ayrıntısına kadar yaşayan dostlarımız var.. Şöyle hatıralar canlansın istedim.
Bugün aradan yıllar geçmesine rağmen bu tür faaliyetlerin içerisinde olmayan, hatta dernek binamızın kapısını bilmeyen insanların o gece nasıl bizleri ezerek öne geçtiğini hatırlayınca; işte insanoğlu, bu dedim... Ne diyelim baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş...
O, günlerin nasıl sıkıntılı günler olduğunu onu bilen ve yaşayan tüm dostlara selam olsun... İyi ki varsınız, hep yanımızda oldunuz, hep sağlık ve huzur içerisinde var olunuz... Ben bir kardeşiniz olarak sizlerden memnun idim. Sizler de umarım benden memnun olmuşsunuzdur.
Bugün buradan baktığım zaman ne kadar ağır bir yükü daha yeni sakalı çıkmaya başlamış bizler olarak, sırtladığımız zaman, bu yükü hafifletmek adına omuz veren sizlerden ALLAH ebeden ve daimen razı olsun... O günlerde aramızda olan bugün aramızda olmayan vefat eden tüm dostlara ALLAHTAN rahmet diliyorum...
ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN...
İHL yıllarında mezuniyet yıllığında benim için o gün arkadaşlar şu beyti seçmişti:
Geçme namert köprüsünden koy aparsın sel seni,
Yatma tilki gölgesinde koy yesin arslan seni...
Hep bu ilke uğrunda olduğuma inandım ve inanmaya devam ediyorum... ORHAN ARSLAN
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.