Talha Gurbetçi

Talha Gurbetçi

Anadolu'ya sahip çıkmak, anneye sahip çıkmak

Bu eşsiz medeniyetimizin devamı için, geçerli olan hareket olacaktır.

Anadoluya sahip çıkmak zorundayız...

Son açıklanan nüfus sayıları, bir kez daha Anadolu'dan göç olayını ortaya koymuştur.

Nüfus olarak, Anadolu şehirleri, gittikçe erimektedir... Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlere göç devam ediyor... İstanbul merkez yerlerden kaçarak Çeşitli nedenlerden dolayı insanımız bu şehrin yakınlarındaki yerleşim alanlarını tercih etmektedir. Bunun başında deprem korkusu gelir. Ancak en önemlisi pahalılık ve geçinememe endişesi öne çıkıyor. Kendi şartlarına uygun yerleri tercih ediyorlar. Ayrıca trafik yoğunluğu, ev kiralarının çok yüksek olması bu yakınlara göçü tetiklemektedir.

Anadolu kentleri, Aslında Bu Ülkenin en emniyetli yerleridir. Vatanına bağlılıkta, Millet sevgisinde sınır tanımayan coğrafyadır. Terörle verilen mücadelede serhat şehri gibi, olmuşlardır. Sanki sınır bunlara emanettir.

Ancak, senelerce yatırımların belirli bölgelere yapılması, buralarda yaşayan halkı aş ve iş endişesi ile, mekan değişikliğine zorlamıştır. Zorunlu göçün ana teması budur. Bu konuyu zamanla bu köşede en ayrıntısına varacak şekilde defalarca yazdım.

Olaya sosyal açıdan da baktığımız zaman, göç paralelinde birçok maddi ve manevi sıkıntıyı da körüklemektedir. Parçalanan aileler, akrabalık ilişkilerinin zayıflamasına hatta yok olmasına neden olmaktadır.

Devleti yöneten iradenin bu gerçeği bildiğinden eminim. Bu acımasız göç dalgasının önüne geçecek daha acil tedbirler almalıdır...

Sosyal hayat ve ticari hayat için bu bölgelerde, Teşvikler daha artırılmalıdır. . İlk anda bu bölgelere yapılan yatırımları öyle de algılayabilirsiniz. Bilindiği üzere 6 Şubat depremi Ülkemiz maddi anlamda yıpranmıştır. Bu yarayı sarmak belki de seneleri alacaktır. Çok büyük ekonomik yatırımlar gerektirir. Bugün binlerce daireler, evler, sahiplerine teslim edilmiştir.

Bu gözle görülen yapılanmaların, bazı siyasilerin gündeminde siyaset malzemesi olması çok acı bir durumdur. Hala tonlarca deprem birikintisinin kaldırılmamış olması, olayın vahametinin ne kadar büyük olduğunu ortaya koymaktadır. Deprem üzerinden siyaset üretmek en hafif tabiriyle, acımasızlıktır...

İşte Anadolu'da eğer yeteri kadar deprem olayına yardımcı olacak altyapı araç ve makina parkı donanımı olsaydı, kepçe operatörü adamcağız İstanbul'dan yıldırım hızı ile deprem alanına yetişmeye çalışmazdı.

Bölge insanı şehrine bağlı olarak hayatını devam ettirmelidir. Bu bölgelerde tarım ve hayvancılık, en üst düzeyde teşvik edilmelidir. Örneğin bazı şehirlere yapılan sera çalışmaları güzel bir örnektir. Hatta Devlet kurumları örnek yapılanmalar olarak hayata geçirilmelidir. Motor görevini üzerine almalıdır. İşletmeler ve yatırımcılar açısından cazip olsun diye, basit uygulamalar hayata geçirilebilir. Devlet yatırımlarını bu bölgelere kaydırabilir.

Vergi bu bölgede daha az alınmalıdır... SSK, primleri daha aza indirilmelidir. Kısacası bu şehirlerde yaşayan insanlar, bu şehirlerde yaşadıkları için Devlet tarafından ödüllendirilmelidir. Yani ona göre Ücret politikası hayata geçirilmelidir.

Üniversite öğrencileri verilecek ek puan imkanları ile kendi şehirlerinde okumalıdır. Böylece Aile kontrolünde tahsil hayatlarını devam ettirirler.

Daha bizim aklımıza gelmeyen yüzlerce cazip uygulamalar hayata geçirilmelidir.

Özellikle İç Anadolu şehirleri, Karadeniz' deki iç bölge şehirleri, bu nüfus erimesinden oldukça zarar görmektedirler.

Bu mutlaka önlem alınması gereken, çok önemli bir husustur.

Üstelik doğum oranımız gittikçe düşmektedir. Devlet çalışan kadının yanında olduğu kadar, ev hanımı konumunda olan annelerin daha fazla yanında olmalıdır. Bunlara yeni imkanlar sağlanabilir. Çünkü ev hanımı bayan hem Anne, evde hem öğretmen, hem aşçı, hem temizlikçi, hem çamaşır yıkayan , hem sevgi meleği, hem sağlıkçı, kısacası onlarca görevi üzerine almaktadır.

Yoksa mega şehirlerde yaşanan sıkıntılar, sosyal patlamalar, kontrolsüz yetişen nesiller, bizim medeniyetimizin özünde olan tüm değerlerimizi alıp götürecek konuma gelmektedirler. Sosyal çevre, bu acımasız gerçeğe oldukça destek vermektedir. Bu da ilerleyen senelerde karşımıza çıkacak devasa sorunlar yumağı demektir.

Evet, Umarım bu son nüfus hareketlerini belirleyen rakamlar, Devleti yöneten Siyasi İradenin de dikkatini çeker ve bu bölgeler için, Acil tedbirler alırlar.

Toplumda evlenme yaşının yükselmesi, doğum oranının düşmesi gerçeği, mega şehirlerin çekilmez hayatlarının belirtisidir. Kimse böyle bir hayat katlanmak zorunda değildir. Ömürlerinin günlük üç, dört saati yollarda geçmektedir.

Oysa Devletimiz çalışmayan anneye yapacağı yardımlar ile kendi adına da tasarruf sağlamış olacaktır. Yani çalışan bir bayanın çocuk edinmesi ve onu yetiştirmesi çok zor şartlara hazırlıklı olması demektir. Aldığı maaşın nerde ise yarıdan fazlası kreş yada anaokuluna ödenmektedir. Buna bir de servis parasını eklerseniz, maaş bile yetmez. Böyle bir ailede başkalarına emanet olarak bırakılan çocuklar ne kadar sağlıklı olur. İşte asıl sosyal sorunlar, sevgisizlik ortamı burada başlar. Bu da sağlıklı toplumlar için istenen bir durum değildir.

Oysa ev hanımı eşi çalışan bir bayana yapılacak ek yardımlar hem aile huzurunu temin eder. Hem devlet devasa yatırımlar yapmaktan korunmuş olur. Çocuklar Anne yanında büyür. Anne kontrolünde gelişir. Daha sağlıklı bir ortam olur. Çalışan bayanlara yönelik kreşler, ana okulları, personel, bina giderleri, ailelerin bakıcılara ödedikleri paralar, azımsanacak bir durum değildir. Bugün gündelikçi bir bayan ev temizliğine üç bin lira üzerinde ücretlerle gelmektedir.

Çalışan kadın istihdamının alanları tespit edilmelidir. Çalışan bayanlara kısa vadeli çalışma imkanı ona göre ücret ve kıdem tazminatı imkanı verilmelidir. Böylece annenin çocuklarına ayıracağı zaman daha çoğalır. Aile ortamı sayesinde;

OLABİLECEK SOSYAL BAZI SIKINTILARIN ÖNÜNE GEÇİLMİŞ OLUR.

Gelişen sanayii ve teknoloji bana göre, Ülkenin her tarafında eşit şekilde dağıtılmış olsa idi, bugün mega kentlerde oluşan bir-çok sorun olmayacaktı. Çünkü, göç bu kadar vahim bir boyuta ulaşmayacaktı.

Bu bölgelere Devlet yatırımları şarttır. Devşlet motor görevini üzerine alırsa, özel sektör de arkasından gelir.

Ülkemizin geleceği için, bu meselenin ciddiye alınacağını umuyorum.

Her bakımdan Anadolu'daki hala hayatiyetini devam ettiren bu sosyal hayat dengesinin, sosyal çevre gerçeğinin, medeniyetimizin temelini oluşturan değer yargılarının korunmasından yanayım...

Bunu için Devlet elini taşın altına koymalıdır...

Büyük şehirlerden o bölgelere göç teşvik edilmelidir...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Talha Gurbetçi Arşivi

2002 YILINDA YAŞANANLARI HATIRLAYALIM

26 Şubat 2026 Perşembe 13:43

Sivas ellerinden dostlara selam

07 Ocak 2026 Çarşamba 09:29

Eğitim Öğretim Dayanışma İster

24 Kasım 2025 Pazartesi 09:21