Talha Gurbetçi
YARDIMLAŞMAK İNSANİ BİR DAVRANIŞTIR
YARDIMLAŞMAK İNSANİ BİR DAVRANIŞTIR
Ramazan Ayının son günlerini yaşıyoruz. Aynı zamanda bu ay yardımlaşmanın zirve yapması gereken bir aydır. Kadir Gecesi bu duyguların en uç noktaya ulaşması gerektiğini bizlere hissettirmelidir. Ülke olarak biz bu yardımlaşma, mazluma sahip çıkma konusunda büyük imtihanlar verdik. Ensarı örnek aldık. Onlar kadar fedakarlık yapmasak da, karınca misali o yola baş koyduk. Alabildiğimiz kadar yol aldık
Kimileri ise bu yardımseverliğimizden başka, başka anlamlar çıkardılar. Mazlum kardeşlerimizin durumunu görmek istemediler. Onları aşağıladılar. Akan gözyaşının, çekilen açlığın, sığınacak bir barınak bulamamanın sıkıntısını duymak istemediler. Onlar için bu çabanın bir anlamı olmadı.
Oysa memleketine göç eden bir Suriyeli Türkmen çocuğun şu sözü kulaklarını çınlat malıdır. ''Türkiye benim memleketim, ben orada doğdum... Onlarca kardeşim vardı. Onları özledim...'' Diyerek gözyaşı dökmenin anlamını anlamak gerek...
Bugün dünyanın neresinde bir sıkıntı var ise, insanımız çeşitli sivil toplum kuruluşlarımızla hep orada olmuşlardır... Dünyada ilk sıralardayız. Çünkü biz muhteşem medeniyetin mirasçılarıyız. Genlerimizde bu coşku var...
Afrika’dan Asya’ya, Balkan ülkelerinden, Çin seddine kadar her yerdeyiz. Bir tas su, bir tabak yemek sunmanın manevi hazzını yaşıyoruz...
Yurt içerisinde borçları silinen borç defterlerinden, çeşitli şekillerde hayat bulan yardımlar bizleri mutlu etmiştir. ALLAH kabul etsin...
Kardeşliğin en fazla hissedilmesi gereken günleri yaşıyoruz. Yaşanan , Kış şartlarının bu sene en ağır şekilde devam ettiği günler; sıcak bir ortamın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. İşte tam bu zamanlarda; her alanda paylaşmak gerekir. Sözlerle bir çok şeyin ifade edildiği zamanlar değil; yaşanarak insanlığın test edildiği zamanların içerisindeyiz. Burada söz değil icraat gereklidir. Bir yoksulun kapısını aralayıp sıcak bir ortamın oluşmasını sağlamanın, Önüne bir tas sıcak çorba koymanın, zamanıdır. Yaşanan, Ağır kış şartlarında onların var olan sıkıntılarını gidermek; insanlık adına yapılacak en büyük hizmetlerdendir. Böyle zamanlarda; Devletin elinin uzanamadığı yerleri ve boşlukları bularak; oraları doldurmanın tam zamanıdır. Sıcak bir nefes, tatlı bir gülümseme, en kötü günlerinizde yanınızdayız, mesajı; insanlık adına sevindirici olaylardır.
Sayıları milyonları aşan; yardıma muhtaç olanların durumları, açıkça ortadadır. Bunların içerisinde mülteciler de vardır. Devlet, tüm imkanlarıyla, yanında olmaya çalışırken; kuşkusuz bizlere de; görevler düşmektedir.
Yardımlaşma, Sosyal hayatın temelini oluşturmalıdır. Hem Dinimiz, hem geleneklerimiz bu anlamda; Aziz Milletimizi hassas davranmaya sevk etmiştir. Devlet eli ile, yapılan yardımlara destek verilmektedir.
Ancak, kimi insanlar; kendi hallerini dışarıya arz etmek istemezler. Var olan şartlarda hayatlarını devam ettirmeyi sürdürürler. O sessiz ve duygulu insanları, bulmak gerekir. Komşuluk, halden anlama, dostluk, yakınlık gibi kavramlar burada devreye girmelidir. Sıkıntılı olan insanları rencide etmeden, gerekirse yardımın kaynağının kendileri bile olduğunu fark ettirmeden; muhtaç insanların yanında olmak, onlara destek vermek zamanıdır. Bu davranışlar; İşte, insanlık adına yapılacak en büyük hizmettir. Bu tür ilişkilerdir insanları birbirine bağlayan, kaynaştıran, yakınlaştıran hadiseler. Aradaki soğuklukları ortadan kaldıran, ilişkiler...
Bugün toplumumuzda alabildiğine bir duyarsızlık ve nemelazımcılık almış başını gidiyor. Herkes, her şeyden şikayetçidir. Yanımızda olan onlarca hadiseye duyarsız kalırsak; yaşanan onca olumsuz hadiseye seyirci olarak bakarsak; sosyal olayların hiç birinin içerisinde bulunmaz isek; gencin bize saygı göstermemesi konusunda şikayetçi olmaya ne kadar hakkımız vardır.
Kişisel olarak bu tür davranışlarımızı sorgulamamız gerekmez mi? Etrafımızdaki dostluğu geliştirecek, yardımlaşmayı hayata geçirecek, komşuluğu kuvvetlendirecek, birbirimizi anlamaya sebep olacak, o kadar çok şey vardır ki; biz bunların hiç birisinde olmaz isek; sosyal hayatın arızalarından şikayetçi olmaya ne kadar hakkımız vardır. Borç para istemenin bile suç sayıldığı anları yaşıyoruz. Onun karşısında sahtekarlığın zirve yaptığı anlar. Gülümsemenin sadaka olduğunun, şuurunu yitirdiğimiz günler...
Toplum içerisinde, bireyin sorumsuz davranışlarının altında; eğitim sisteminin yetersizliği ve sosyal alanda örnek alınmak istenen insanların; sorumsuz ve duyarsız davranışları, yatmaktadır. Rol model olarak; yanlış insanlar, öne çıkarılmaktadır. Bu alanda, şüphesiz Medyanın ağır sorumluluğu vardır.
Yaşanacak olan, hayatın olumsuz şartları; bazı insanlık açısından, değerli olan davranışların; tekrar yaşanabilmesi için vesile olabilir. Bizim kaybettiğimiz; birçok hasletin, güzel davranışın, tekrar hayat bulmasına sebep olabilir. Özlediğimiz veya eskilerde yaşadığımız sıcak ve samimi ortamların hazzını duymamıza ve O, ortamların oluşmasına katkı sağlamanız gerekir. Çok şey istemiyoruz, biraz daha dikkat, biraz daha kendimizi eleştirme, biraz daha sosyal hayatın içerisine girmek gerekir. Biraz daha ben, ben değil; biz, biz kavramını algılamak gerekir.
Mübarek Ramazan Ayında manevi havasından yeteri kadar yararlanma çabamız toplum olarak cılız kalmıştır. Saygı ve sevgi sınırlarını zorlayan davranışlar sürekli yaşanmıştır.
Şimdi,
Hadi, en yakınınızdaki böyle zor şartları yaşayan insanımızın kapısını çalın. Orada sizi sımsıcak, samimi, içten bir çift göz bekliyor. Elinizde götüreceğiniz bir çikolata bile; küçücük beyinlere mermer üzerine yazılan, yazılar gibi; hayata geçmeyi bekliyor. Biraz daha sıcaklık, biraz daha sevgi, biraz daha samimiyet, biraz daha sorumluluk, biraz daha kardeşlik... Hepsi bu kadar...
Bugün çok zor şartlarda çadırlarda hayatlarını devam ettirmeye çalışan dünya mazlumlarını görünce, Devletimin büyüklüğünü bir kez daha hissettim. Üç yılda nerede ise yerle bir olan deprem şehirleri yeniden ayağa kalktı... Evet bu kısa cümleler ile ifade ettiğim işin büyüklüğünü hayal bile edemezsiniz... Dile kolay beş yüz bin ev... O kadar...
Dünyanın şu en zor döneminde savaş naralarının atıldığı anda, en azından bizler bir sevgi sunumu ile, tebessüm ile insanlara yaklaşalım... Yaralarını saralım... Sıkıntılarına ortak olalım... Hadi o zaman ne duruyoruz...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.