Talha Gurbetçi

Talha Gurbetçi

Sivas ellerinden dostlara selam

SİVAS geçmiş günlerde Ülkenin en soğuk ili seçildi...
Kızılırmak dondu...
Bu Anadolu’nun en dürüst yiğit insanlarının yaşadığı şehir. Sımsıcak duyguları ile her zaman soğuk ilişkilerden uzak olsun...
Bu şehirde yaşadığımız, her anını doya doya iliklerimize kadar hissettiğimiz tüm DOSTLARA, dostluklara selam olsun... İyi ki sizlerle dost olmuşum... Hayatımızın en güzel yıllarının bu coğrafyada yaşamışım... Bu Kadim Selçuklu şehri, her şeyi ile ruhumuza işlemiş...
Bu kış, Yıllar öncesinin kış günlerini geri getirdi sanki. Bugünün gençlerinin hayal edemediği kar ile bütünleşerek, yaşamanın sevincini yaşadığımız günler... Bir yol boyunca afilli bir kızak ile kaymanın keyfi... Eşsiz manzaralar... Doyumsuz temizlik misali metrelerce kar. Evden eve kardan yapılan geçitler... Hayatımızın her alanını kaplamış saf ve temizlik...

Hiç unutmuyorum, 1971,72 yıllarında kar yüzünden peş peşe on beş gün kapanan okullar...
Okula giderken ayak izlerini takip ederek, kardan oluşacak sıkıntıları azaltmak için okullara ulaşma çabaları... Bazen gideceğiniz yolda ilk kar izini sizin yapmanız gereken zorlu yolculuklar... Şehrin ana yolları hariç günlerce ara sokaklarında bir dağ gibi, bir kule gibi, oluşan kar yığınları...

Evet Kar temizlik, vefa, sımsıcak bir dayanışmayı hatırlatır... Komşular, komşuların yardımına koşar. Aman bacaları tütsün denir. Nerde bir baca tütmeyen ev var ise, ziyaret edilir. Sıkıntısı giderildi... Bu bir mutluluk kaynağı idi.

Bizim okul yolculuğumuzun vazgeçilmezi şehrin ortasından geçen ırmakların kar yağışı ile daha değişik bir konumda olmaları idi. Hatta kimi zaman o ırmaklar düşen kardeşlerimiz olurdu. O küçücük derenin bile, sazağını iliklerinize kadar hissetmek... Ayrıcalıktı...

Bu duyguları çocukluk yıllarında yaşamış Sivas İHL de yatılı olarak okumuş kadim dostum Hikmet Naci Subay beyin değerlendirmelerini de eklemem gerekiyor.
Onun kalemi ile; '' Biz bu şehrin buz tutan sokaklarını, yazın tozuyan yollarını sevdik...
Gecenin bir yarısı kirpiklerimizde buz taneleri, nefesimizin havada asılı kaldığı, sıcacık bir ezogelin çorbasıyla içimizi ısıttığımız kışlarını sevdik... Çerkez’in kahvesinde içilen bir bardak çayın sıcaklığını sevdik... Doyumsuz muhabbetleri, o muhabbetlerin getirdiği sıcak ortamları sevdik...
Biz bu şehrin, pencerelerinden sarı ışıklar sızan, dededen toruna geniş ailelerin yaşadığı Sımsıcak cumbalı evlerini, o evlerde yaşayan insanlarını sevdik...
Biz bu şehrin, kıyısında boz bulanık suyuna bakıp sevda türküleri söylediğimiz Kızılırmak’ını, ağaçların arasından yukarı tekkeyi, tren istasyonunu, cer atölyeleri Selçuklu eserlerini seyrettiğimiz kalesini sevdik...
Biz bu şehrin, taş sütunlarına yaslanıp dua ettiğimiz Ulu camiyi, hükümet konağının dibinde boya sandığını önüne koymuş, "boya cila yirmibeş" diye bağıran, simit satan, kenger sakızı satan çocuklarını sevdik... Sıra, sıra dizilmiş faytonlarını sevdik...
Biz bu şehrin baharda yeşillenen kırmızı beyaz gülleriyle bezenen parklarını bahçelerini (Ethembey, cıbıllar parkı, Paşa fabrikası) tozuyan kavak ağaçlarının altında kıvrılarak akan mısmıl ırmağı, yüzümüzü yıkayıp, suyunu içtiğimiz kepenk suyunu, Mihri vefa suyunu sevdik.
Velhasıl Biz, Türkün mührünü vurduğu bu sultan şehri ve mert insanlarını sevdik...''
Evet, Teşekkürler kadim dostum. Vefalı olmak böyle bir şey...
Bu kadim dostumla aynı mekanı paylaşan babamın bir değerlendirmesini de belirtmek geldi içimden. Bu kadar vefalı olan Kadim dostumu candan, yürekten tebrik ediyorum... Yıllar geçmesine rağmen, Sivas’ı ve Sivaslıyı, bizleri, evimizi, unutmamış...

Babam demiryollarında çalışıyordu. Memurdu. Lojmanlarda oturuyorduk. Bu kış günlerinde sıcak suyun, kalorifer ortamının keyfini yaşadık. Şöyle anlatayım.

''Evimizde, yaz mevsimi yaklaşırken, bir heyecan oluşurdu.
Babam, sanki bir iş veren, Yaz mevsimi, işe girmek isteyenlerin, uğrak yeri; bizim ev olurdu. Yıllar sonra ,Yollarda, rastladığımız bazı insanlar; Bu iş bulma konusunda kendisine yardımcı olduğu için; Babamı hep rahmetle anarlardı. Sağlığında hep sevgi ve saygı gösterirlerdi.
Bazen ise, Babam, ömrünün son zamanlarında; insanların vefasızlığından, kadir, kıymet bilmeyişlerinden şikayet, eder, dururdu... Bir selamı gözlerdi... Çünkü sofrasında misafir ağırlamayı çok severdi. Cömertti... Yedirmeyi severdi...
Aynı şeyleri, biz şu an yaşıyoruz...
O nedenle yaklaşık ellinin üzerinde yıl geçmesine rağmen, kadim dostum Hikmet Naci Subay kardeşimin değerlendirmelerini bu köşeye aldım. Vefalı olmak ne kadar bir güzel duygu. Sevgililer sevgilisinin bu konuda müjdeleri var...

Kimi bazı insanlara yardımcı olduğumuzdan dolayı (İnsan olarak, yardımcı olduğunuz için) kendimizi suçladığımız, oluyor. İnsanız, Kıymet bilmemenin, vefasızlık etmenin; insanoğlunun vazgeçilmez özelliklerinden, olduğunu yaşlanınca; öğreniyorsunuz...

İyiliğin vefasızlıkla, duyarsızlıkla, karşılık bulması; ne kadar garip...
Şuna inandım ki, insanın en büyük sınavı yine insanmış… ALLAH iyi insanlarla karşılaştırsın...
Selam ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Talha Gurbetçi Arşivi

Eğitim Öğretim Dayanışma İster

24 Kasım 2025 Pazartesi 09:21