Dayandıkları çöküyor.
Güvendikleri çürüyor.
İnandıkları ihanet, emin oldukları hırsızlık yapıyor.
Peşinden gittiklerinin ipi kimin elinde, belli değil.
Kirli pazarlıklar, karanlık tezgahlar, tehlikeli senaryolar, bir bir vizyona giriyor.
Geçen sene kurtarıcı dediklerinden, bu sene kurtulmak için beddua ediyorlar.
Düne kadar kol kola yürüdüklerinin, bugün topuğuna sıkıyorlar.
Kanka olduklarına küfrediyor.
Dost olduklarına dert oluyor.
Hısım olduklarına, hasım oluyorlar...
Bütün sermayeleri saçma sapan şehir efsaneleri...
Tüm dayanakları çürük tahtadan farksız.
Ne aldatılmaktan bıktılar.
Ne yanılmaktan.
Ne de yanıltmaktan...
En son, Haluk Levent gümledi.
Devletten çok ona güveniyor.
Herkesten çok ona inanıyorlardı.
Asıl yanılacaklarına henüz sıra gelmedi.
Şimdilik kim ne derse desin, hangi delil ve ispat olursa olsun gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkıyorlar.
Ama o da çok sürmez.
En büyük hayal kırıklığını onda yaşayacaklar.
Zira güneşi balçıkla sıvamaya kimsenin gücü yetmedi, Bunlarınki de yetmeyecek…
Ve çok kötü gümleyecekler.
Belki infilak bile ederler…
İnsan üzülsün mü sevinsin mi bilemiyor.
Ancak bir husus var ki;
Bu kitle ile daha çok işimiz var.
Ne kendileri rahat edecek, ne de bize rahat verecekler…
Allah onlara akıl fikir vere.
Bize de sabır ve tahammül…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.