İrem Sena DÖNMEZ

İrem Sena DÖNMEZ

ÇOCUĞUNUZ BİRAZ SIKILSIN: YARATICILIĞIN GİZLİ ŞANTİYESİ

Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı "Topluma Hizmet Uygulamaları" dersi kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Gülçin BİLGENER rehberliğinde hazırlanmıştır.

İREM SENA DÖNMEZ

Pazar sabahı kahvenizi yudumlarken duyduğunuz o tanıdık ses: "Anne, çok sıkıldımmm!" Çoğumuzun içine hemen bir suçluluk duygusu düşer. Sanki o an çocuğu hemen eğlendirmemiz, önüne bir aktivite koymamız gerekiyormuş gibi hissederiz. Modern ebeveynlikte her boş anı "nitelikli zaman" adı altında planlama baskısı hem yetişkinleri hem de çocukları aslında çok yoruyor. Oysa bilim bize bambaşka bir şey söylüyor: Çocuğunuzun sıkılması, zihinsel gelişimi için muazzam bir fırsat olabilir.

Beynin "Dinlenme" Mesaisi

Çocuğunuz koltukta uzanıp tavana baktığında beyninin "kapalı" olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Nörobilim, dış dünya ile bağımızı kestiğimiz o anlarda beynin Varsayılan Mod Ağı (DMN) denilen bölgesinin hareketlendiğini kanıtlıyor. Bu ağ aktifleştiğinde beyin aslında en yoğun mesaisini yapar; bilgileri organize eder, hafızayı güçlendirir ve yaratıcılık tohumları eker. Yani o "boşluk" anı, beynin kendini bir sonraki öğrenme aşamasına hazırladığı gizli bir şantiyedir.

Sıkılmak sadece hayal kurdurmaz, aynı zamanda çocuğa kendi duygularını yönetmeyi öğretir. Selçuk Şirin'in de söylediği gibi, çocukların her anını biz planladığımızda onlara kendi potansiyellerini keşfedecek bir "boşluk" bırakmıyoruz. Oysa yaratıcılık, o boşluğun yarattığı huzursuzlukla başlar. Çocuk, sıkıntısını gidermek için kendi çözümünü üretmek zorunda kaldığında gerçek bağımsızlığını kazanır.

Sıkıntıdan Doğan Bağımsızlık

Sıkılmak sadece hayal kurdurmaz, aynı zamanda çocuğa kendi duygularını yönetmeyi öğretir. Selçuk Şirin’in de vurguladığı gibi, çocukların her anını biz planladığımızda onlara kendi potansiyellerini keşfedecek bir alan bırakmıyoruz. Oysa gerçek oyun; bir yetişkinin dikte ettiği değil, çocuğun o sıkıntı eşiğini aşarak kendi icat ettiği oyundur. Bu anlar, çocuğun hayal kırıklığını yönetmesini ve kendi mutluluğu üzerinde kontrol sahibi olmasını sağlar.

Ebeveynler Bu "Boş" Anlarda Ne Yapabilir?

Hemen bir çocum üretmek veya çocuğu eğlendirmeye çalışmak yerine sıkılma zamalarının bir bir gelişim fırsatına dönüştürmek için şu pratik adımları deneyebilirsiniz:

  • Hemen Müdahale Etmeyin: Sıkıntının getirdiği o hafif huzursuzluğu 5-10 dakika yaşamasına izin verin. Unutmayın; yaratıcılık tam da o "Ne yapsam acaba?" dediği eşikten hemen sonra başlar.
  • Bir "Sıkıntı Listesi" Oluşturun: Çocuğunuzla birlikte; boyama yapma, eski fotoğraflara bakma veya bir akrabayı arama gibi seçeneklerin olduğu bir liste hazırlayın. Sıkıldığında bu listeyi önüne koyun ama seçimi tamamen ona bırakın. Seçme hakkı, ona kendi zamanının sorumluluğunu verir.
  • "Ucu Açık" Materyaller Sunun: Çocuğun önüne boş bir karton kutu, eski kıyafetler veya boya kalemleri bırakın ve oradan sessizce uzaklaşın. Ne yapacağını söylemek yerine, onun kendi oyununu icat etmesini bekleyin. Bu, çocuğun içsel becerikliliğini uyandıracaktır.
  • Süreci Takdir Edin: Kendi başına bir oyun kurduğunda; "Kendi başına harika bir fikir bulmuşsun, bu çok yaratıcı!" diyerek onu fark edin. Burada önemli olan oyunun ne kadar "güzel" olduğu değil, o süreci çocuğun kendi başına başlatmış olmasıdır.
  • Sessizliğinizle Örnek Olun: Çocuğunuza rol model olun. Sürekli telefonla veya bir işle meşgul olmak yerine; bazen sadece camdan dışarı bakın veya hiçbir şey yapmadan oturun. Sizin de "boş" durabildiğinizi görmek, ona bu halin normal ve güvenli olduğu mesajını verecektir.

Unutmayın; bir çocuğun zihni, dışarıdan hiçbir ses gelmediğinde kendi içindeki eşsiz müziği duymaya başlar. Bırakın biraz sıkılsınlar; çünkü o sessizliğin içinde aslında devasa bir dünya inşa ediyorlar.

KAYNAKÇA

Yavuzer, H. 2019. Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İrem Sena DÖNMEZ Arşivi