DESTEĞİN SINIRI

Bir zamanlar inanmıştık.

Bu ülkenin yıllardır biriken sorunlarının çözüleceğine, adaletin güçleneceğine, devletin millet için çalışacağına inanmıştık. İnsanların inancından, düşüncesinden ve kimliğinden dolayı ayrıştırılmadığı bir ülke hayal etmiştik.

Destek verdik. Umut bağladık. Yapılanları takdir ettik, eksikleri görmezden geldiğimiz, yanlışlar düzelir diye beklediğimiz zamanlar oldu. Çünkü insan, destek verdiği yönetimin başarılı olmasını ister. Ülkesinin kazanmasını, kendi siyasi tercihinin haklı çıkmasından daha önemli görür.

Bu iktidarın ilk yıllarında ortaya konulan çabanın ve toplumda oluşturduğu umudun hakkını teslim etmek gerekir. Ancak yaklaşık çeyrek asırlık iktidarın ilk dönemleriyle bugünkü tablosunu aynı değerlendirmek mümkün değil. Başlangıçtaki umutların yerini zamanla hayal kırıklığına bıraktığını görmek, ülkesini düşünen herkes için bir muhasebe konusudur.

Peki, bir zamanlar destek verdiğimiz iktidarın bugün yanlışlarını eleştiremeyecek miyiz?

Bugün asıl sorunlardan biri de bu. İktidarı eleştiren hemen karşı tarafın safına yerleştiriliyor. Yanlışları dile getiren, sanki geçmişteki bütün doğruları inkâr etmiş gibi gösteriliyor.

Oysa karşı tarafın yanlışlarını görmek, kendi tarafımızdaki yanlışlara susmayı gerektirmez. Bir insan hem geçmişte destek verdiği siyasi hareketin yanında durabilir hem de bugün gördüğü yanlışları açıkça söyleyebilir.

Adalet bizim mahallemizden birine dokunduğunda başka, karşı mahalleden birine dokunduğunda başka türlü yorumlanıyorsa orada adaletten değil, tarafgirlikten söz edilir. Devlet hiçbir partinin özel mülkü, kamu makamları da siyasi sadakatin ödülü değildir.

İktidar olmak, yalnızca yetki sahibi olmak değil, milletin güvenine karşı sorumluluk taşımaktır. Bu sorumluluk, eleştirenleri susturmakla değil, eleştirilerdeki haklılığı görebilmekle yerine getirilir.

Bugün ülkem adına duyduğum kaygı da burada başlıyor. Ekonomik sıkıntılar insanımızı zorlarken adalete ve kurumlara duyulan güvenin de zedelenmesi, geleceğe ilişkin umutları azaltıyor. Daha da önemlisi, yanlış giden şeyleri dile getirenlerin yaftalandığı, farklı seslerin tehdit gibi algılandığı bir anlayışın giderek güç kazanmasıdır.

Her eleştiriyi düşmanlık sayan bir yönetim, zamanla gerçeklerden uzaklaşır. Çevresinde yalnızca kendisini onaylayanları bulur; sorunlar çözülmek yerine büyür.

Bir iktidara yapılabilecek en büyük kötülük, onun yanlışlarını bile bile savunmaktır.

Çünkü yanlışları savunmak, o yanlışların düzelmesini de engeller. Gerçek vefa, her şartta alkış tutmak değil, gerektiğinde doğruyu söyleyebilmektir.

Ben bu ülkenin yönetiminde başarı görmek istiyorum. Gençlerin umutla geleceğe baktığı, emeğin karşılığını bulduğu, adaletin herkese eşit uygulandığı bir Türkiye istiyorum. Bunları istemek için bir partinin mensubu olmak gerekmiyor.

Dün destek verdiğimiz bir iktidarın bugün yanlışlarını eleştirmek, dünümüzü inkâr etmek değildir. Tam tersine, o gün beslediğimiz umutların bugün de gerçekleşmesini istemektir.

Benim derdim birilerinin kaybetmesi değil, ülkenin kaybetmemesidir. İktidarın değişip değişmemesinden önce, ülkemizin hangi yöne gittiğini önemsiyorum. Çünkü bu gidişatın ülkemiz ve milletimiz adına neler getireceğinden endişeliyim.

Öyleyse neden doğruları söylemek için başka bir siyasi safa geçmek zorunda kalalım? Neden kendi tarafımızda gördüğümüz yanlışları dile getirmekten çekinelim?

Benim cevabım açık: Sadakatimizin sınırını siyasi aidiyetimiz değil, vicdanımız belirlemeli.

Destek vermek başka, sorgusuz sualsiz savunmak başkadır.

Çünkü hiçbir iktidar ülkenin kendisi değildir. İktidarlar gelip geçer; önemli olan, geride nasıl bir Türkiye bıraktıklarıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Hasdemir Arşivi

ADALETTE REFERANS

12 Ekim 2026 Pazartesi 13:55

CAN NEREDEYSE HAYAT ORADA

05 Ekim 2026 Pazartesi 11:17

KÜRSÜDE AHİ, TEZGÂHTA BAŞKA!

28 Eylül 2026 Pazartesi 11:06

DÖNER KAPI SİYASETİ

21 Eylül 2026 Pazartesi 09:33

LAF SAHİBİNDEN ÇOĞALIR

07 Eylül 2026 Pazartesi 14:29

ORTAK NEŞEMİZ: DÜĞÜNLERİMİZ

31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:48

DİSİPLİNSİZ ÖZGÜRLÜK YOZLAŞMADIR

24 Ağustos 2026 Pazartesi 13:18

25 YIL SONRA: AMBALAJ DEĞİŞTİ, YA RUHU?

17 Ağustos 2026 Pazartesi 16:30