Şadiye Öztürk
BAŞARI, ARKANDA BIRAKTIKLARINDIR
Bir siyasetçinin, bir liderin, bir ustanın ya da bir öğretmenin işini ne kadar iyi yaptığını anlamak için önce geride bıraktığı insanlara bakarım. Çünkü insanın gerçek başarısı, yalnızca kendi yaptıklarıyla değil, yetiştirdiği insanlarla da ölçülür.
Nasıl ki anne babanın yetiştirdiği evlatlara bakıp “Ne güzel evlat yetiştirmişler, Allah razı olsun.” diyorsak, bir öğretmenin öğrencisine, bir ustanın çırağına bakıp takdirle “Aferin, ne güzel yetişmiş.” diyorsak; bir siyasetçinin ya da liderin başarısını değerlendirirken de yetiştirdiği, önünü açtığı ve kendisinden sonra görevini devralabilecek insanlara bakmalıyız.
Bence gerçek başarı, arkanızda sizin yokluğunuzda da işini aynı dürüstlükle, aynı gayretle sürdürebilecek insanlar bırakabilmektir. Vefalı, çalışkan, ilkeli ve sorumluluk sahibi insanlar yetiştirebilmektir. Çünkü insanın kendi başına ne kadar başarılı olduğu kadar, başkalarının başarısına ne kadar katkı sunduğu da önemlidir.
İnsan ne kadar çalışırsa çalışsın, ne kadar üretirse üretsin, hayatın bir sonu var. Bir gün herkes görevini bırakacak, bir gün herkesin ömrü tamamlanacak. Asıl mesele, o gün geldiğinde ne olacağıdır. Sizden sonra işler duruyorsa, sizinle birlikte emekleriniz de sona eriyorsa orada bir eksiklik var demektir. Ama siz gittikten sonra da yetiştirdiğiniz insanlar aynı inançla çalışıyor, aynı değerleri yaşatıyor ve yeni insanlara örnek oluyorsa işte o zaman kalıcı bir başarıdan söz edebiliriz.
Çünkü başarı yalnızca bir yere gelmek değil, sizden sonra da o yolu yürüyecek insanlar yetiştirmektir. Başarı, devamlılıktır.
Bugün okuduğum bir haber, bu düşüncelerimi bir kez daha pekiştirdi. Anne ve babasına hayır olsun diye bir aşevi yaptıran bir evladın haberiydi bu. Ne güzel bir evlat, ne güzel bir düşünce… İnsan böyle bir davranışı görünce hem yapılan iyiliğe hem de o iyiliği yapacak değerleri kazandıran aileye hayranlık duyuyor.
Aşevi yaptıran evladın hayrı elbette kendisine ait. Ancak insan ister istemez düşünüyor: Bu evlada merhameti, vefayı, anne babaya saygıyı ve iyilik yapma duygusunu kim kazandırdı? Kim öğretti ona, insanın ardından bırakabileceği en güzel mirasın iyilik olduğunu?
İşte ben, o evladın yaptığı iyilik kadar, onu yetiştiren anne babayı da takdir ediyorum. Çünkü iyi bir insan yetiştirmek de başlı başına büyük bir emek, sabır ve başarıdır. Belki de insanın dünyada bırakabileceği en kıymetli eser, yetiştirdiği iyi insanlardır.
Bir bina eskir, bir makam el değiştirir, bir görev sona erer, alkışlar zamanla diner. Mal mülk el değiştirir, servet tükenebilir. Ama güzel yetiştirilmiş bir insanın yaptığı iyilikler, dokunduğu hayatlar ve yetiştirdiği yeni insanlar yaşamaya devam eder.
Öyleyse kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz bugün ne yapıyoruz, ne üretiyoruz, hangi makamlarda bulunuyoruz sorularının yanında, bizden sonra ne kalacak, kimler kalacak?
Bir gün hepimiz bu dünyadan göçüp gideceğiz. Makamlarımız başkasına, koltuklarımız başkasına, işlerimiz başkalarına kalacak. Adımız zamanla unutulacak, sesimiz susacak, izimiz silikleşecek.
Ama yetiştirdiğimiz iyi insanlar yaşamaya devam edecek. Onların yaptığı iyiliklerde, gösterdiği dürüstlükte, uzattığı yardım elinde ve yetiştirdiği yeni nesillerde bizim de bir izimiz olacak.
İşte bu yüzden insanın ardından bırakacağı en büyük miras malı mülkü, makamı ya da serveti değil; iyi yetiştirdiği insanlardır.
Çünkü bir insanın başarısı, kendisi varken ne kadar iş yaptığıyla değil, kendisi yokken nelerin devam ettiğiyle ölçülür.
Asıl mesele, arkanızdan kimin ağlayacağı değil; siz gittikten sonra kimin sizin gibi güzel işler yapmaya devam edeceğidir.
Unutmayalım: İyi insanlar yetiştirenler, bir ömür yaşar; yetiştirdikleriyle insanlığa fayda sağlayanlar ise ömürleri bittikten sonra da yaşamaya devam ederler.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.