Talha Gurbetçi
İnsan Sosyal Çevre İlişkisi
Etrafımızda olan olayların insan merkezli olarak düşünülmesi gerekmekte midir? Çevremizde olan Tabiata ait onlarca olumsuz şey bizleri ilgilendiriyorsa, insan merkezli düşündüğümüz zaman insanı yanlış yollara sevk eden tüm davranışların, eylemlerin de bizi ilgilendirmesi gerekir. İşte bu alandaki yapılan yanlış uygulamalara, Resmi kurumların gerçek tavırlarını koymalarını bekliyoruz.
Devlet olarak, Sosyal hayatın bir parçası olan, içinde olumsuz şekilde yaşanan; fuhşun, arsızlığın, içkinin, bağımlılık yapan tüm maddelerin reklamlarına, teşvik edilmesine de karşı çıkmamız gerekir. TV ekranları, Bilgisayar ekranları bu tehlikeler ile doludur...
Avrupa ülkelerindeki dolaylı köleliğe karşı çıkmak gerekir. Kültür alanındaki saldırılar acımasızca devam etmektedir. Kürtaj cinayetine karşı çıkmak gerekir. Gelişmiş ülkelerin, geri kalmış ülkeleri iliğine kadar sömürmesine karşı çıkmak gerekir. Dünyada olan biten tüm olaylara beş tane devletin karar verme yetkisine karşı çıkmak gerekir... Bu liste oldukça kabarıktır. Uzadıkça, uzar... Bizim tüm değer yargılarımızla biz olmamız şarttır... Yoksa devasız dertler toplumun her katmanında boy göstermeye devam edecektir.
Evet karşı çıkacak o kadar çok şey vardır ki; toplumun her kesiminden insanın hırsızlığa, soygunculuğa, yolsuzluğa, sahtekarlığa, adam kandırmaya, sahtekarlık oyunları ile insanların ellerinden maddi imkanlarını almaya da karşı çıkması gerekir. Telefon dolandırıcılığından bilgisayar aracılığı ile yapılan tüm sahtekarlıklara bakınca; insanın isyan edesi geliyor. Bu kadar hırsız, bu kadar yolsuz, bu kadar sahtekar, bu kadar tamahkar, bu toplumda ne zaman yetişti?
Bu kan emicilerin insan vücuduna girmiş virüslerden ne farkı var? Üstelik tedavi edecek ne ilaçları var! ne tıbbi donanımları var... Bunlar cemiyet mikrobu, ancak bu toplumun her kesiminde olan bir mikrop...
Devlet tüm bu soygunları yapanlara en ağır cezaları vermeleri gerekir. Görünen o ki; verilen cezalar bunlar için yeterli değil. Caydırıcı hiç değil... İş böyle olunca sokak çetelerinden uluslararası bir örgütlenmeye ulaşan suç şebekeleri karşımıza çıkıyor...
Çünkü cezalar yetersiz...
Fon sıkıntısı daha devam edeceğe benziyor... Bu kadar vurdumduymaz insanı bu ülke yetiştirdi. Yazıklar olsun bize...
Oysa, İnsanın her alanda korunması lazımdır. İnsanoğlu yavrusu en uzun zamanda gelişim evresini tamamlayan bir varlıktır. Kısacası öğrenmesi gerekir. Bir şeye karşı olması veya sevmesi için onu tanıması lazımdır. Tanıtma süreci uzun sürse de tanıdıktan sonra doğal olarak yanlış olana karşı çıkacaktır. Onun yaratılışında o, özellik zaten vardır. Önemli olan etrafında olan biten her şeyi tüm gerçekliği ile, tüm çıplaklığı ile yeteri kadar tanıtmak gerekir. O yetişecek nesli tüm doğrular ile ahlaklı ve inançlı bir şeklide yetiştirmek gerekir. Bunu yapacak tek kurum da Milli Eğitimdir... Devlet aklını önde tutan bir yapılanma olması gerekir...
Görünen o ki; biz bazı insanların yetişmesinde bunu becerememiş olarak gözüküyoruz. Bu kadar alçak ve çukur insan, bu ülkeye çok fazla geliyor...
İnsana her alanda sahip çıkmak şarttır. Yaratılış olarak her türlü özellik kendisine verilmiştir. Yanlışların önüne geçmek, doğruları yaşanabilir hale getirmek için mutlaka doğru bir eğitim gereklidir. İnsanlık adına yapılan tüm eylemlerin arkasında sadece insanın yararı bulunmalıdır. Bundan başka bir amaç taşıyan her eylem zamanla kokuşur, çürür ve kaybolur gider. İnsanın yararına olmayan tüm davranış ve beslenme konuları bellidir.
Tüm kötü alışkanlıklarında insan için zararlı olduğunu kabul etmek gerekir. İşte doğru değerlendirme yapmak, tam da burada ortaya çıkmaktadır. Eksik ve noksan değerlendirmelerle sonuç alınamaz. Ortak akıl bunu önerir. İçki, kumar, bağımlılık, hırsızlık, yolsuzluk, fuhuş, insanı sonu olmayan çıkmaz sokaklara götürür... Bu suçların hepsi birbiri ile bağlantılıdır. Birbirlerini beslerler... Asla tek başına yollarına devam etmezler...
Bu ortak akılı keşfettiğimiz zaman, insan adına yapılacak tüm çalışmalar daha başarılı ve sonuç alır nitelikte olacaktır. İnsanın yapmış olduğu alkol kullanma, hırsızlık, tecavüz, cinayet, kumar, sahtekarlık, yolsuzluk, aynı zamanda , sosyal çevreye zarar veren bir suçtur. Çevreyi temelden sarsar. Bunun böyle bilinmesi şarttır. O halde bunlarla mücadele etmek te, bir sosyal çevre sorunu olarak bilinmelidir.
Bunu neden beceremiyoruz? Sorusu aklımıza gelince, cevap olarak çevrenize dikkatle bakınız, sorun orada durmaktadır. Resmi kurumlar da bu kontrolsüz gidişe, davranışlara, hareketlere, eylemlere, dur demek için, gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirip, en ağır şekilde uygulama alanına sokmaları gerekir...
Yoksa biz bu tür yanlışları hep yazmaya devam ederiz. Onlar da durmadan her türlü yanlışlın değişik halleri ile karşımıza çıkmaya devam ederler. Devlet yıpranır, insanların morali bozulur, toplumdaki denge alt- üst olur...
ALLAH KORUSUN...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.