Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

KONUŞAMADIKLARIMIZ İÇİMİZDE BİRİKİYOR

Toplum olarak en önemli sorunlarımızdan biri de iletişimsizlik. Birbirimizi dinlememek, anlamaya çalışmamak, duygularımızı ifade edememek… Bazen konuşmayı biliyoruz ama anlaşmayı beceremiyoruz. Dinliyor gibi yapıyoruz ama çoğu zaman karşımızdakinin ne söylediğinden çok, ona ne cevap vereceğimizi düşünüyoruz.

Oysa insanın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri anlaşılmak. Kırıldığında bunu dile getirebilmek, öfkelendiğinde nedenini anlatabilmek, sevindiğinde mutluluğunu paylaşabilmek… Ne yazık ki bunları yapmak her zaman kolay olmuyor.

Özellikle aile içinde yaşanan iletişimsizlik çok daha derin yaralar açabiliyor. En yakınlarımızla konuşamadığımız, duygularımızı paylaşamadığımız zamanlar oluyor. Bazen bir özür dilemek gururumuza dokunuyor, bazen haklı olduğumuzu kanıtlamak uğruna karşımızdakini incitiyoruz. Özür dilemeyi güçsüzlük, ilk adımı atmayı yenilgi, sevgimizi göstermeyi ise gereksiz bir davranış gibi görüyoruz.

Söyleyemediklerimiz, içimize attığımız öfkeler, kızgınlıklar ve kırgınlıklar zamanla birikiyor. Tıpkı yokuş aşağı yuvarlanan bir kartopu gibi büyüyor. Başlangıçta küçük bir mesele olan şey, konuşulmadıkça içimizde büyüyor, gün geliyor taşıyamayacağımız bir ağırlığa dönüşüyor. Sonunda ya iletişim tamamen kopuyor ya da hiç beklenmedik bir anda büyük bir tartışma yaşanıyor. Oysa belki de zamanında söylenecek birkaç cümle, samimi bir özür veya içten bir konuşma bütün bunların önüne geçebilirdi.

Sevgimizi ifade etmekte de aynı tutukluğu yaşıyoruz. Kaç anne baba çocuğuna açıkça "Seni seviyorum, bizim için çok kıymetlisin." diyebiliyor? Kaç çocuk anne babasına "Sizi seviyorum, iyi ki varsınız." demeyi alışkanlık hâline getirmiş? Birbirimiz için ne kadar değerli olduğumuzu çoğu zaman içimizden geçiriyor ama dile getirmiyoruz.

Sevdiğimizi biliyoruz, onun da bildiğini düşünüyoruz. Peki, neden söylemekten çekiniyoruz? Bir güzel sözün, içten bir sarılmanın, teşekkür etmenin veya özür dilemenin ne kaybettireceğini düşünüyoruz? Aksine, bazen bir insanın bütün gününü güzelleştirecek, hatta yıllardır içinde taşıdığı bir kırgınlığı hafifletecek kadar büyük bir etkisi olabilir.

Belki de biraz daha konuşmayı, daha çok dinlemeyi ve anlamak için çaba göstermeyi öğrenmeliyiz. Her tartışmada haklı çıkmak zorunda değiliz. Bazen susmak yerine anlatmak, savunmaya geçmek yerine dinlemek, gurur yapmak yerine özür dilemek gerekir.

Unutmayalım ki insanları birbirinden uzaklaştıran her zaman büyük olaylar değildir. Bazen zamanında söylenmeyen bir söz, edilmeyen bir özür, gösterilmeyen bir sevgi yıllar içinde araya aşılması güç mesafeler koyar.

Hayat, içimizden geçenleri söylemek için sonsuz zamanımız varmış gibi davranabileceğimiz kadar uzun değil. Sevdiklerimize sevgimizi, kırıldıklarımıza kırgınlığımızı, değer verdiklerimize değerlerini zamanında söylemeliyiz. Çünkü bazı sözler söylenmediğinde yalnızca içimizde kalmaz; zamanla aramızdaki bağları da tüketir.

Oysa bazı duyguların yeri insanın içi değil , sevdiklerinin kalbidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

BAŞARI, ARKANDA BIRAKTIKLARINDIR

26 Ekim 2026 Pazartesi 08:00

HER ŞEY NE KADAR NORMALLEŞTİ?

19 Ekim 2026 Pazartesi 08:00

HERKESİN ÖZGÜRLÜĞÜ AYNI DEĞİLDİR

12 Ekim 2026 Pazartesi 08:00

GÜVENİMİZİ DE KAYBETMEYELİM

06 Ekim 2026 Salı 12:13

SONBAHAR VE HÜZÜN

28 Eylül 2026 Pazartesi 08:04

Hangisi Doğru

21 Eylül 2026 Pazartesi 08:00

Hayatımızdaki Dönüm Noktaları

14 Eylül 2026 Pazartesi 08:00

BAKIŞ AÇISI HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİR

07 Eylül 2026 Pazartesi 08:00

HAYATIN GARİP ZAMANI

31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:46

HERKESİN BEKLENTİSİ BAŞKA

24 Ağustos 2026 Pazartesi 11:57