Toplum huzuru sosyal barışın hayata geçmesi ile elde edilir

Dünyada en çok konuşulan konulardan bir tanesi, insana değer vermektir. Bu anlamda yasalar çıkarılır, teoriler üretilir, fikirler geliştirilir. Amaç; insanın mutlu ve huzurlu bir şekilde hayatının devam etmesini sağlamaktır. Ancak, bu anlamda, bir türlü istenilen seviye elde edilemez. Birilerini mutlu etmeye çalışırken; birilerini mutsuz kılabilirsiniz. İnsan haklarının sınırları; kısacası, net şekilde ortaya konmamıştır. Hassas bir şekilde; birine insan hakkı tanınırken, bir başkasının sınırının ne olduğu belirtilmemiş ve hep ayrışım noktası olarak, karşımıza çıkmıştır. İnsanlar, ürettikleri fikirler ile; bu sorunu temelden çözememiştir.

Dünyada bazı insanlar yaşama hakkından, özgürlük alanlarına kadar; her anı kendi istek ve arzularına, yararlarına, ilkelerine, ideallerine göre, yönetmek isterler. Kendilerinin dışındaki insanlara da bu fikirleri, yaşama tarzlarını, uygulamalarını, yaşama biçimlerini dikte ederler. Bazı kurum ve kuruluşlar oluştururlar. Bu kurum ve kuruluşlarda kendi sözlerinin geçmesi için kararlar alırlar. Bu kararlar içerisinde kendilerinin dışında yönetici oluşmasına engel korlar. Kurum ve kuruluşun yönetilmesini başkalarının yapmasını engellerler. Ona göre kurallar belirlerler.

Bu açıdan baktığımız zaman, İnsanlar arasındaki ilişkileri en iyi şekilde belirleyen ve ona göre kurallar koyan şüphesiz Yüce Dinimizdir. Sosyal hayata ait kurallara baktığınız zaman; bunu açıkça görebilirsiniz. İnsan hakkının korunması önceliği teşkil eder. O hakkı yok saymak; affedilmeyen suçlardan birisidir. Hatta, bir insan bilerek ve isteyerek, kendi serbest iradesi ile; bir başkasının hakkını ihlal ederse; o ihlal, kul hakkı olarak tanımlanmıştır. Ancak, kul kendi rızası ile bir başkasına hakkını helal edebilir. Yüce Rabbim' izin kesinlikle yasakladığı ve affetmediği bir suçtur. Bu kadar insan hakkına değer veren, Bir Dinin mensupları olarak bizler ise; hem genel manada, hem kişisel anlamda kul haklarına yeteri kadar dikkat edebiliyor muyuz? Bu açıdan baktığımız zaman; işimizin pek kolay olduğu söylenemez. Hele cehaletin biraz daha yaygın olduğu bölgeler de; bu daha ayan, beyan ortaya çıkmaktadır. Kardeşler arasındaki yarar kavgaları çok acı hikayeler ile son bulmaktadır.

Dini vecibelerini yerine getirdiğini söyleyen bir kişi; kardeş hakkı başta olmak üzere, insan haklarına, dikkat etmiyorsa hatalıdır. İnsanlar hala kaçak elektrik, kaçak su kullanabiliyorsa; onun Dini vecibeleri yerine getirmedeki hassasiyetini gözden geçirmesi gerekmektedir. Öyle bir davranışta bulunduğu zaman, kul hakkını yediğini bilmelidir. Kul hakkı ağır bir haktır. Kendi üzerine düşen vergisini vermiyorsa, bilerek kaçırıyorsa, dolaylı olarak kul hakkına girmektedir. Yetimin hakkını gözetmemiş olmaktadır. Devlet güçlü olacak ki, tüm vatandaşlarına en güzel hizmetleri versin... Yetime de, yoksula da sahip çıksın...

Devletin, malını bile, bile yemek de kul hakkına girmektedir. Hatta, bir kişiye karşı olan sorumluluğunuzu, ondan gidip helallik alarak telafi edebilirsiniz. Ancak, söz konusu Devlet malı olunca; bunu nasıl telafi edeceksiniz? Binlerce kişinin hakkı söz konusudur.

Sosyal hayata ait öyle kurallar vardır ki; insanımızın o işleri yaparken çok ciddi olarak düşünmesi gerekir. Yapılan hatalardan, Dedikodu, yalan, iftira, yetim hakkı, gıybet, haset, kıskançlık, hırsızlık… Bütün bu hatalar toplumun dengesini bozmaktadır. Moda tabirle toplumun kimyasını bozmaktadır. Kısacası yaşanan, her olumlu kural toplumun temellerinin çok iyi şekilde atılmasının teminatıdır. Siz, bu sayılan kurallardan birini önemsemeyerek, Dini vecibelerini yerine getirirseniz bile; bir yerlerde bir şeyler eksik yapmaktasınız, demektir. Yüce Rabbim bu eksikliklerin toplumun içerisindeki birlik ve düzeni bozduğundan dolayı ağır şekilde yargılanacaklarına dair, emir ve yasaklar göndermiştir. Bu yasaklar, emirler uygulanınca toplum daha bir huzur, daha bir emniyet içerisinde hayatını devam ettirir. İnsanlar arasında barış ve güven duygusu yayılır. Kimsenin gözü kimsenin malında, canında, namusunda olmaz. Cezalar, çok ağırdır. Komşuluk ilişkileri o kadar önemlidir ki; Hz. Peygamber: ''Nerede ise; Yüce RABBIM komşuyu, komşuya mirasçı kılacak zannettim’’ diye bir konuşmasında belirtmiştir.



Bu kadar öneme haiz olan ilişkiler yumağının günümüzdeki görünümü, hiç de hoş değildir. O nedenle yardımlaşma, paylaşma, birbirimizin derdi ve sevinci ile hemhal olma özellikleri toplumdan yavaş, yavaş kalkmaktadır. Birbirimizin dini inançlarına saygı duyma nerede ise yok olmuş bir özelliktir. Ramazan Ayında bunu gördük. Bugün kendilerini öne çıkarmak adına kimi insanlar tüm değer yargılarımıza hakaret etmektedirler. Bu durum sosyal barışı zedelemektedir.

Toplumun temel taşlarını oluşturan bu kuralların ne yazık ki; bir denetleyicisi, bir, caydırıcılık mekanizmasını, oluşturacak bir kurum veya kuruluş da günümüz dünyasında yok gibidir. İnsanlar aileden, çevreden, eğitim kurumlarından aldıkları bilgiler ve terbiye ile bu hareketlerini düzenlemektedirler.

Hatta kimi zaman, yanlış olan; bu insani ilişkilerin, yapılmasına yönelik teşvikler olduğuna şahit olduğumuz durumlar olmaktadır. Küçücük bir yalandan ne çıkar! bu da suç mu? Sayılır, hele yaşı küçük büyüyünce terk eder, küfür demi suç? Böyle küçücük hatalar, insan hayatına bir nevi girmeye başlarlar. Zamanla daha da ilerleyerek, hastalık haline gelirler. Üstelik ulusal anlamda yayın yapan TV kuruluşları; bu basit gibi görünen aslında toplumun temel dengesini bozan bu suçları, hırsızlıktan, cinayetten, aldatmadan, karmaşık ilişkileri seyircilerin gözlerine sokmaktan, bıkmadılar. Alenen bu yanlışları teşvik etmektedir. Ortaya çıkardığı tehlikelerden haberleri olmasına rağmen; ısrarla aynı hataları yaparak, toplumun kimyasını bozmak tadırlar. Sonra da, bu hatalar, alışkanlık haline döner. Zamanla da; bu hareketler, toplumda kusur, hata ve günah olarak algılamaktan uzaklaştırılmış olur. Toplum hayatı için, çok önemli olan bu tavır, davranışlar günlük hayatımızda, sıradan olaylar olarak kabul edilmeye başlanır. İşte, toplumun bitmeye başladığı zaman; bu hataların yaygınlaştığı zamanlardır. Sonuçları ortadadır. Şiddet, kavga, cinayet, güvensizlik, alır başını gider… Çünkü insana saygı, sevgi, ortamları ortadan kalkmaktadır. Bugün trafikte yaşanan ilginç olaylar, en güzel delilidir.



İlahi mesajın, insana yönelik olarak; Allah'a ibadet etmek kadar önemli olan insan davranışlarının korunması için; sürekli uyarılarda bulunduğunu görmekteyiz. Hedeflenen, yaşanması istenen hayat tarzında; öncelik, insan mutluluğudur. Öyle bir hayatta: Yaradan’ ın en şerefli olarak yarattığı insan, en güzel davranış ve tavırlarla, daha şerefli ve daha gıpta edilecek bir varlık olur. İşte o zaman özlenen barış, huzur, güven ortamı oluşur. İnsanlar rahat ve huzur içerisinde Yaradan’a karşı kulluk görevlerini de yerine getirmiş olurlar. Hem maddeten sosyal hayat canlı ve kusursuz olmaya devam eder. Hem manevi alanda bağlılığımız, inancımız, ibadetlerimiz huşu içerisinde gerçekleşmiş olur.

O nedenle Yüce Peygamber ‘’Müslüman elinden, dilinden kimsenin rahatsız olmadığı kişidir.’’ veya ‘’Kendin için istediğini Müslüman kardeşin için istemediğin müddetçe kamil imana erişmiş sayılmazsın.’’ gibi uyarılarda bulunmuştur. Aile ortamı en önemli hayat temellerinin atıldığı yerdir.

Bu konuda şair;

"Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur "

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın! NECİP FAZIL KISAKÜREK

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Orhan Arslan Arşivi

BAYRAM BAYRAMDIR

15 Mart 2026 Pazar 11:46

BATILI DEVLETLERİN GERÇEK YÜZÜ

02 Mart 2026 Pazartesi 15:30

Dini eğitim birilerini neden rahatsız eder

23 Şubat 2026 Pazartesi 10:03

Ramazan ayı rahmet ayıdır

16 Şubat 2026 Pazartesi 10:10

Yeni ücret politikaları belirlenmelidir

09 Şubat 2026 Pazartesi 10:53

Değerlendirmeler

18 Ocak 2026 Pazar 10:00