Orhan Arslan
İslam dini vardır, her zaman var olacaktır
Kimileri istemese de; Allah nurunu tamamlayacaktır..''
Dünya üzerinde İslam dinine ve müslümanlara karşı saldırılar, hakaretler devam ediyor. Kimi zaman devlet yöneticileri kimi zaman basın, kimi zaman sade vatandaş, kimi zaman siyasiler, sivil toplum örgütleri... Planlı bir şekilde hakaretlere, saldırılara, aşağılamalara, devam ediyorlar...
Hatta bu durum spor sahalarına, futbol maçlarının oynandığı statlara kadar sıçradı... En son İspanya liginde, Müslüman kökenli bir futbolcuya edilmeyen hakaretler kalmadı...
Eski bir ABD’li yöneticinin milyonlarca Müslümanın kendi nezdinde bir hayvandan farkı olmadığı açıklaması, haber kanallarına bomba gibi düştü. Gerçek niyetlerini ortaya koymuş oluyorlar.
Yine bir yetkilinin bizim hedefimiz Müslümanlar. Onlara hayat hakkı tanımamak... O nedenle sünni, şii, fark etmez. Hepsini öldürmeliyiz açıklaması, tüyler ürperten bir olay.
Pısırık, aciz kimi Müslüman Ülke yöneticileri bu saldırılar karşısında suskunluğunu korumaktadırlar...
Oysa o Batılı ülkeler onların her alanda tüm varlıklarını sömürmekte, bir beis görmemişlerdir. Bir nevi köle muamelesi yapmaktadırlar. Bu adamlar Üstelik Batılı devletlere bağış yapma yarışında bulunuyorlar. Bu hakaretler onları rahatsız etmemiştir...
Yıllar önce bir milli maç sonrası sayın Fatih Terim;'' Biz haçlı seferleri bitti sanıyorduk, devam ediyormuş...'' Diye açıklamada bulunmuştur.
Dış dünyada bütün bunlar olurken, Müslümanların kendi aralarında parça, parça olması ise; yürekler acısıdır. Hristiyan birliği temin eden bir yapılanma, İslam ülkelerinde mevcut değildir... Önemli bir ihtiyaçtır...
Hatta kimi Müslüman tebaanın olduğu ülkelerde, İSLAM DİNİ İLE KAVGASI BİTMEYEN BİRİLERİ Durumdan vazife çıkarmak suretiyle, tüm kutsallarımıza hakaret etmeye devam ediyorlar. Basın ile, TV yayınları ile, yaptıkları miting ve yürüyüşler ile... Benim şahsi fikrimdir, açıklamaları ile...
Bazen ise, Direk İslam dinini hedef alamayan girişimciler, İSLAMIN emir ve yasaklarını , helal ve haram kavramını, inançlarını, yaşama tarzını, konuşma dilini, kültürünü, tüm değer yargılarını, aşağılayıcı ifadeler kullanmaktan çekinmiyorlar.
Sokakta kılık ve kıyafet hazımsızlığından tutun, İslami hassasiyetlerinizi ayaklar altına alan davranışlara şahit oluyoruz... Hatta birileri;
''Din olarak İslam’ı seçtim'' ifadesinin geçtiği ayetin bile ortadan kaldırılması isteğinde bulunulan girişimlere şahit oluyoruz.
Daha da ileri giderek Binlerce yıllık tarihimizin içeriğinin tamamının İSLAM dini ve onun simgelerinin etrafında döndüğü gerçeğini görmezden gelme girişlerine şahit oluyoruz. Bu görsel alanda MEHTER takımına yapılan saygısızlığa kadar sıçramış durumdadır. Çünkü Geçmiş Türk devletlerinin çoğu İslam üzere yaşamayı ve o, yolda mücadele etmeyi hedef olarak seçmişlerdir. Allah’ın nizamını tüm Dünyaya tanıtma asıl hedefleri olmuştur.
Bazı belediyelerin simgelerinde minare figürünü kaldırdıklarında şahit olduk... Geçmiş zamanda yaşanan kılık kıyafet sıkıntıları sosyal alanlarda bazen ortaya kişisel davranışlar olarak ortaya çıkmaktadır.
Tarihimize, İnançlarımıza bu kadar hazımsız olmanın nedeni nedir acaba?
Bu gerçekler ortada iken bazı Tarih alanında isim yapmış bilim adamlarının, tarihin kıyısından köşesinden hatalı, eksik ve yanlış bazı şeyleri ileri sürerek, tüm tarihimizi töhmet altında bırakmaları kabul edilecek bir şey değildir. Bence asıl amaçları, fırsat bulduklarında başka şeyler söylemektir.
Buna benzer bir girişim Sayın PROF DR. ERHAN AFYONCU, açıklamalarda bulunarak bazı yanlış anlaşılmaların önüne geçmek istemiştir. Söz konusu bilim adamının yanlış anlaşıldığını ifade ederek, o yanlış anlaşılan konuyu düzeltme girişiminde bulunmuştur.
İslam bir medeniyettir. İşte eserleri ortada. Selçuklular zamanında inşa edilmiş şehirler, dimdik ayakta durmaktadır. Yapılan eserler sadece cami ve imaretler değildir. Binlerce vakıf, hala ayaktadır... Okullar, çeşmeler, yollar, hanlar, hamamlar, bir medeniyetin eseridir. Divriği Ulu Camii Dünya mirasıdır. Osmanlılar, geçtikleri her yere eser bırakmışlardır. Bu eserler aynı zamanda İslam’ın mührüdür.
Endülüs bir medeniyet timsalidir. Avrupa bugün çağları aşmanın, her alanda ilerlemenin, temelinde Endülüs medeniyetinin yattığını itiraf etmektedir. Kurtuba, Elhamra gibi eserler dimdik ayaktadır. Bir mühürdür. Tıpkı, Balkan şehirlerinde Osmanlı mirası olan eserler gibi, bir mühür olarak tarihin derinliklerindeki görevlerini ifa etmektedirler.
Endülüs’ten ve Osmanlı saraylarından çalınan bazı eserlerin aslı Batılı kütüphanelerde bir nişan şahanesi olarak sergilenmektedir. O eserlerin aslı oralara nasıl gitmiştir? Osmanlının yıkımında yapılan yağmalamalar aklımıza gelmektedir...
Dünya kütüphaneleri Osmanlının, Endülüs’ün, bıraktığı eserleri bulundurmakla övünmektedirler... Bu da medeniyetimizin kitaba verdiği değeri ortaya koymaktadır...
Bu kadar muhteşem bir medeniyetin asıl kaynağı olan İslam dinine karşı yapılan saldırıları kabul etmek mümkün değildir.
Devletimizden isteğimiz, şanlı tarihimizin, öznesi olan Dini inançlarımıza hakaret etmeyi alışkanlık haline getiren girişimlere yasal ENGELLEMELER GETİRİLMELİDİR. Bu girişimin ecdadın hem ruhuna, hem yaşayan eserlerine saygı duymak anlamına geleceğini ümit ediyorum. Tarihimiz yüz yıllık bir geçmiş ile ifade etmek ne kadar doğrudur? Böylece her önüne gelenin ağzına aklına gelen ifadeleri kullanılmasının önüne geçilecektir.
Bugün Devlet kurumlarımızın kuruluşları kutlanırken yüz yılı aşan rakamlardan söz edilmektedir...
Uluslararası protokol kurallarına saygı duymadan kendilerine göre, mensubu olduğumuz dini inancımıza her türlü hakaret etmeyi alışkanlık haline getirmiş olanlara da; diplomatik bir dil ile gereken cevabın verilmesini ümit ediyorum...
Sessiz çoğunlukların bu durumlardan rahatsız olduğunu biliyorum. Sadece sesleri çıkmıyor...
Şu sıkıntılı günlerde; Allah tüm Ülkemizin yar ve yardımcısı olsun...
Ülkemin yolu açık olsun...
Bizlere birlik, beraberlik, dayanışma nasip eylesin Mevla’m...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.