Şadiye Öztürk
Tam Bir Yıl Oldu
Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor… İnsan bazen dönüp bakınca şaşırıyor. Köşe yazısı yazmaya başlayalı tam bir yıl olmuş.
İlk teklif geldiğinde açıkçası biraz tereddüt etmiştim. Siyasette çalıştığımız dönemde tanıştığım ve kardeşim kadar değer verdiğim Taner Bey arayıp “Yazar mısın?” dediğinde içimde hem bir heyecan hem de “Acaba yapabilir miyim?” düşüncesi vardı. Ama yazmayı sevdiğimi bildiğim için “Tamam” dedim. Şimdi dönüp bakınca iyi ki demişim. Bu vesileyle kendisine bir kez daha teşekkür etmek isterim.
Siyasette, derneklerde ve vakıflarda gönüllü çalışmanın bana kattığı en güzel şey; insan biriktirmek oldu. Güzel dostluklar, sağlam arkadaşlıklar… Bu yüzden hiçbir zaman “Neden bu kadar koşturdum?” demedim. Aksine hep şükrettim. Çünkü bugün sahip olduğum birçok tecrübenin, o yoğun günlerin bir hediyesi olduğunu biliyorum. Belki o zamanlar yorulmasaydım, bugün insanlar ve hayat hakkında bu kadar tecrübem olmazdı.
Aslında kendime bir yıl yazma hedefi koymuştum. Ama zaman o kadar hızlı geçti ve yazmak bana o kadar iyi geldi ki… Şimdilik devam ediyorum.
Şuna inanıyorum: İnsan, imkânı olduğu sürece sevdiği işi yapmalı. Sevdiğin işi yapınca sadece daha verimli olmuyorsun; aynı zamanda daha huzurlu oluyor ve insanlara daha fazla fayda sağlıyorsun. Ama hayat her zaman bunu mümkün kılmayabilir. Sevmediğin bir işi yapmak zorunda kalabilirsin. İşte o zaman da sürekli şikâyet etmek yerine, o işin sevilecek bir yönünü bulmaya çalışmak ve olanı kabul ederek mutlu olmayı öğrenmek gerekir.
Belki de bu yüzden çocuklarımın hayatlarıyla ilgili kararlarına müdahale etmedim. Okuyacakları okulu seçerken sadece fikrimi söyledim ama tercihlerine her zaman saygı duydum. İstedim ki kendi yollarını kendileri çizsinler. Üniversite okurlar ya da doğrudan bir meslek seçerler… Benim için önemli olan tek şey, mutlu oldukları işi yapmalarıydı.
Ben de hayatım boyunca, ister iş hayatında ister dernek ya da siyasi çalışmalarda, hep inanarak ve içimden gelerek hareket ettim. Elbette hatalarım olmuştur, farkında olmadan kırdığım insanlar da… Ama hiçbir zaman istemediğim bir işi sırf mecburiyet diye yapmadım. Gönüllü çalıştığım hiçbir yerde de menfaatlerim uğruna, istemeyerek kalmadım.
Hayat bundan sonra ne getirir bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Doğru olduğuna inandığım değerler için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Bazen yazarak, bazen konuşarak… Ama mutlaka bir şekilde.
Eğer yazdıklarım ya da söylediklerim bir kişinin bile hayatına dokunursa, işte o zaman gerçekten ne mutlu bana.
Bu yüzden diyorum ki: Yazmaya devam…
Ve yıllardır köşe yazarlığı yapan herkesi de buradan gönülden selamlıyorum. Konuşmak, anlatmak, paylaşmak güzel… Ama benim için yazmanın yeri hep ayrı.
Selam olsun, neyi sevdiğini fark edip hayatına o yönde anlam katanlara…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.